10/10
·400 syf.·
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Eseri fazlasıyla beğendiğimi söylemeliyim. Tarihin izleri, savaşın derinlikleri ve Rönesans dönemi sanatı, tabloları ile sanatsal anlamda harikaydı. Elbette savaş her dönem içler acısı, trajedik ve derinliği, direniş ruhu her dönem fazlasıyla derin. Sinema tadında bir eser olduğunu düşünüyorum. Eserin konusu, ikinci Dünya Savaşı döneminde, İtalya'nın Nazi işgali altında olduğu bir süreçte geçmektedir. Romanın temel çatışması, savaşın yıkıcı etkileri ile nazilerin el koymaya çalıştığı paha biçilmez sanat eserlerinin korunması mücadelesi etrafında gelişiyor. Ağustos 1943'te, Roma'nın bombalanmasıyla anne ve babasını kaybeden 14 yaşındaki Massimo'nun yaşam mücadelesi başlar. Yaşadığı bombardımandan sağ kurtularak haydutların saldırısına uğrayıp yaralanan Massimo, kendini Monte Cassino'nun eteklerindeki manastırda bulur. Burada, kendisini Vatikan'ın sırdașı ve Usta Sanatçı olarak tanıtan, Pietro Houdini lakaplı esrarengiz ve karizmatik bir adamla yolları kesişir. Pietro Houdini, Massimo'nun hayatını kurtarır ve onu manastırın duvarları arasında saklanan sanat hazinelerini koruma görevinde yanına yardımcı olarak alır. Ancak savaşın şiddeti Monte Cassino'ya yaklaştıkça, bu paha biçilmez sanat eserlerinin koruma altına alınması gerekir ve askerler manastırın ruhunu çalmayı elbette bașarır. Pietro, üç önemli Rönesans dönemi eserini yani Tiziano'nun altı işinden üçünü saklamayı başarır. Bu eserler Rönesans ustasının; Venüs ve Adonis, Perseus ve Andromeda, Diana ve Actaeon. Ve devamında olaylar ilginç sekil alarak ilerliyor.
İnceleme
Pietro Houdini'nin LanetiDerek B. Miller · Koridor Yayıncılık · 20269 okunma
Tarih, İnsanlık ve Kırık Yankılar..
9/10
·80 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2026 23:37
Kudüs Konçertosu, yaralı bir şehrin, tarihin içinden yükselerek gelen kırık seslerini insanlığa karşı yankıya dönüştüren nadide bir eser, adeta ağıttan yapılmış bir şiir demetidir. Eserde Kudüs, haritada bir nokta değil; zamanın kalbinde atmayı sürdüren kadim bir nabızdır. Şair, bu şehri anlatmaz yalnızca; onu dinler, onu konuşturur, onunla birlikte susar.. Her dize, taşların hafızasına sinmiş bir yankı gibi yükselir. Kudüs, yaralanmış bir beden gibidir. Her sokak, geçmişin silinmeyen izleriyle örülüdür; her duvar, hem bir dua hem bir ağıt taşır. Kudüs burada bir mekân değil, bir sesler toplamıdır; kırılmış duaların, yarım kalmış tarihlerin ve suskun çığlıkların birbirine karıştığı bir iç müziktir sanki. Adonis’in üslubu ise, yoğun imgelerle örülü, çağrışımsal bir dille işleyen, kırık ve parçalı bir yapıya sahiptir. Yani hem lirik hem felsefi, çok sesli ve düşündürücüdür. Her satır, her bir kelime, başka bir anlamın parçalanmış izini taşır. İşte bu saklı sesler, satır aralarından gelen bir davettir bizlere, anlamın derinliklerine doğru çağıran bir sessizliktir görüneni değil, gizlenenin izini sürebilmemiz için.. Kudüs Konçertosu’nda zaman, doğrusal bir akış içerisinde değildir; kırılmış bir ayna gibidir. Geçmiş şimdiye sızar; gelecek çoktan yaşanmış gibi yankılanır. Kudüs ise, bu parçalanmış zamanın merkezinde durur, hem başlangıçtır hem de bir son.. Unutuşa direnen bir acı olur, ne geçmişte kalır ne de bugüne sığar. Ayrıca eserde güçlü bir tarihsel ve politik arka plan vardır fakat bu durum hiçbir zaman doğrudan ifade edilmez. Adonis, açık söylemler yerine ima ve sezdirme ile bizlere aktarır o üstü örtülü dünyayı. Yani, bağırmaz; fısıldar.. Bu yüzden şiirin etkisi daha derindir. Kudüs üzerinden anlatılan, yalnızca bir coğrafyanın hikâyesi değildir, insanın
Edebiyat
Kudüs KonçertosuAdonis · Yapı Kredi Yayınları · 2014104 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·195 syf.··
2026 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 12:14
"Venüs ile Adonis" güzellik tanrıçasının yaşam tecrübesi olmayan isteksiz bir genci baştan çıkarmak uğrundaki ısrarlı çabalarının trajikomik küçük bir mitolojik destanı... "Lükres'in İğfali" Shakespeare'in en uzun anlatı şiiri... Kocasına sadık soylu bir kadına şehvetten gözü dönmüş namussuz bir prensin zorbaca tecavüzünün öyküsü... "Anka ile Kumru" felsefi ve vicdani gücü ağır basan bir saf şiir, manevi güzelliklerin şiirsel görünümü... "Bir Âşıkın Yakınması" sevgiye güvendiği için bir çapkının tuzağına düşen bir kadının haklı şikayeti... Şiirlerle ilgili bu yorumlar Talat Sait Halman'ın yazdığı uzun önsözden, özet niteliğinde. Kitap Shakespeare'in bu dört şiiri ve Shakespeare'in yazdığı sanılan birkaç şiirinden oluşuyor. Edebi olarak Shakespeare'in oyunları kadar doyurucu olmasa da yazarın ilk dönemlerini anlamak için okunmaya değer.
Aşk ve Anlatı ŞiirleriWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2014904 okunma
Tarafını Seç Hangi Batı? Sömürgeci mi, İnsancıl mı?
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2026 00:56
İnceleme yazmak gerektiğini kitap okurken hissedersiniz. Her kitap size birşey katar ama bazıları için çok da konuşmak gerekmez. Ama bu kitap asla unutulmayanlarım arasına eklendi. Cemil Meriç hayranlığımdan sonra Fransız yazarlara ilgi duymaya başladım. Roger Garaudy Fransız bir bürokrat aslına bakarsanız. Ama zat-ı şahaneleri, öyle güzel bir zekaya sahip ki, imrenmemek işten bile değil. 69 yaşındayken Müslüman bir askerden etkilenerek İslamı tanımaya başlıyor ve İslam'la şerefleniyor. Hadi kitaba; sadede gelelim derseniz;başlayalım. İslamı baştan sona böyle güzel anlatan nadir eserlerden biri var karşınızda. Öncelikle Roger Garaudy, İslam toplumunun temellerini gözler önüne sererek başlıyor anlatmaya.. Kuranı Kerim'den ayetlerle çok can alıcı noktalarda tespitler yapıyor.Bilim,Felsefe, Tasavvuf, Sanat, Mimari,İbadet, Şiir temaları üzerinden dünyayı gözler önüne seriyor bu sefer de. Ve bunu yaparken dünya mirasına katkı sağlamış Doğu'dan Batı'dan çok değerli isimleri en can alıcı noktalarıyla bize anlatıyor. İbn-i Arabi, İbni Haldun, İbn-i Hazm, Gazali, Farabi, İbn-i Sina, Sühreverdî,Andre Gide, Goethe, T. S. Eliot, Halil Mutran, Hafızı Şirazi, Sadi, Molla Cami, Şamlı Mihyar, Adonis ve daha bir sürü alanında isim yapmış değerli şahsiyetler. Mimari eserler, dünya mirasına katkılarıyla İslam Medeniyeti. Batı'nın talan edişlerinin acıklı hikayesi. Barbarlığın kılıfı. Yazarın en beğendiğim alıntılarıyla incelememi sonlandırıyorum. Allah'a gitmenin kral yolu, kendi üstüne kapanmış bencil nefisten yüz çevirmektir.. S.215 **Yok bu asırla benim gönül ilişkim, Darmadağınım, hiçbir şey toplayamaz beni. Beslediğim arzu ejderhanın sanki yakıcı soluğu.** Adonis / Neşide S. 224 Milliyetçilik modeline göre, İslam toplumunu, yani ümmetini**, milletlere bölüp
1000Kitap
Geleceğimizde İslâm VarRoger Garaudy · Timaş Yayınları · 20251,893 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 11. kitabı
bkmkitapcom Joseph, babası savaşa gitütiği için Londra'daki huysuz bir kadın olan Bayan F.'nin yanına hayvanat bahçesine gönderilen öfke dolu bir çocuk; onun o saf, hırçın öfkesini iliklerime kadar hissettim. Bayan F. nin o sert,duygusuz kabuğunun altında yatan gerçeği görünce de üzüldüm. Joseph'in orda gümüş sırtlı devasa bir goril olan Adonis ile tanışması ve aralarındaki sessiz bağ yüreğime dokundu.Adonis'in ağırbaşlı duruşuyla Joseph'e aynalık etmesi beni çok etkiledi. Hayvanlar bazen binlerce kelimenin yapamadığını sadece bakışlarıyla yapabiliyor. Final sahnesinde bombalar yağarken yaşanan o kaos ve ardından gelen sessizlik... Orada hissedilen tam olarak 'boğazda düğümlenme' hissi. Yazarın savaşı, insanlar üzerinden değil de , masum hayvanlar ve çocuklar üzerinden anlatması, savaşın gereksizliğini sadece insanların değil her canlının etkilendiğini vurucu bir şekilde anlatmış. Joseph'in Adonis'e kitap okuma hevesiyle aştığı disleksi hastalığı da farkındalık için harika bir detaydı. Yazarın dili akıcı, betimlemeleri o kadar iyiydi ki seslerin ve atmosferin gücünü adeta hikayenin içindeymiş gibi gerçekçi kılıyor.Kitap aslında bir savaş hikayesi değil, dostluk, güven ve öfke kontrolü üzerine bir ders niteliğinde. Savaşın bir kahramanlık değil nasıl bir korku olduğunu bir çocuğun gözünden okumak çarpıcıydı. Hem yetişkin hem çocuklar için severek okunacak tavsiye edebileceğim bir seri, ikinci kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum.
Gök Kubbe YanarkenPhil Earle · Yediveren Yayınları · 202577 okunma
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 12:05
Merhaba dostlarım Çoktandır merak ettigim bir kitapla geldim bugün. Çok üzüldüm ama harika bir kitap.Son derece sarsıcı ve duygusal bir hikaye . İkinci Dünya Savaşı nın en karanlık dönemleri ,Londra Blitz'de Hitler'in hava saldırıları son hızıyla sürüyor. İnsan okurken sadece bombaların sesini değil, o dönemin çaresizliğini, barut kokusunu ve insanların üzerindeki psikolojik baskıyı o kadar net hissediyor ki .. Herkes ordan kaçarken Joseph büyükannesi tarafından Bayan F.ye emanet ediliyor . Çünkü babası savaşa gitmiş. Joseph zor bir cocuk .Kimsenin onu sevmediğini düşünüyor. Bayan F.sert görünen bir kadın ama Joseph i düşünüyor. Ailesinden ona kalan hayvanat bahçesiyle ilgileniyor ve gümüş sırtlı goril Adonis onun icin cok farklı bir yerde. Joseph baslarda Adonis'ten hiç hoşlanmıyor ama zaman geçtikçe aralarında farklı bir bağ oluşuyor. Joseph'in okul hayatı da pek parlak gitmiyor .Matematikte çok yetenekli olan çocuk ,disleksi .Ama o zamanlar böyle bir hastalık tespit edilmemiş olduğu için büyük zorluklar yaşanmış. Onun öfkesi savunma mekanizması aslında. Syd ona hep yardımcı olmaya çalışıyor,çünkü yaraları aynı yerden . Adonis'i bir canavar gibi gören insanlar ,gökyüzünden bombalar yagdıranlaŕı canavar olarak görmüyor. Asıl canavar savaşları başlatanlar degil mi? Phil Earle’ün dili oldukça akıcı ama bir o kadar da vurucu. Kitap, çocuk kitabı etiketi taşımasına rağmen savaşı romantize etmiyor. Ölümün ve kaybın soğukluğunu dürüstçe ortaya koyuyor. Finali ise kelimenin tam anlamıyla darmadağın eden cinsten; duygusal bir zirve noktasıyla bitiyor. ​ Savaşsız bir dünya dileğiyle kitapla kalın dostlar ... Gök Kubbe Yanarken Phil Earle
Gök Kubbe YanarkenPhil Earle · Yediveren Yayınları · 202577 okunma