Herkesin hayatında bu tür durumlar vardır .Bazen gitmek de istemezsiniz kalmak da Ya da tersine hem gitmek istersiniz hem kalmak.
Sadece bütün duyguların yoğun yaşandığı gençlik yılları için geçerlidir bu tür şairane, ikircikli durumlar. Yıllar akar, kalpler nasır bağlar. Kolayca basılıp gidilir böyle olunca . Ya da geriye hiç heyecansız dönülür. Kimileri görmek geçirmek, bazıları kanıksamak der insana dair bu hal için . İkisi de değildir.
Zaman içinde sadece gözlere ya da kulaklara değil, kalplere de perde iner. Onlar da körleşir ve sağırlaşır.
Martini duru bir içkidir.Bardağını kaldırınca zeytinin üstünden onu görürsün.Sevgiliye,ince, küçük kadehdeki sek martininin arasından bakmakla ,kalın bardaktaki buzlu martini arasından bakmak arasında fark vardır .Sevgilinin yüzü buzun saydam kübikliği arasından çarpıtılmış görünür.Bardaklarınızı alınlarınıza dayayıp buzun soğukluğunu duyarak,alınlarınız karlı karşıya gelmiş,aralarında iki bardak,birbirinize doğru yaklaşırsanız bu etki iki kat artar.Bunu kadehle yapamazsın .
Kısa,kaçamak bir şeydir bara gitmek.Gün boyu uzun, tatlı bir bekleyiş içinde olursun;kalkıp gidersin,deri koltukların gölgelerin arasında gizlenirsin ,saat altıda kimsecikler yoktur:kirli pasaklı müşteriler akşam piyanistle gelirler.
Her birimiz zaman zaman alık, budala,aptal ya da deliyizdir.Diyebiliriz ki,normal insan,bütün bu öğeleri,bu dört ideal tipi ölçülü bir biçimde karıştıran kişidir .