İnsanı en çok sevindirecek şey, işlemiş olduğu salih amellerdir. Üzüntüyü en ziyade giderecek olan da, Allah Teâlâ'nın takdirini gönül rızasıyla karşılamaktır.
İbrahim Peygamber'e (a.s.) iftira atarak diyorlar ki : "İbrahim (a.s.) küçükken Rabbini tanımıyordu; yıldıza, aya ve güneşe tapıyordu. Ayrıca babasıyla putları satıyordu." Bu Kuran-ı Kerim'e zıttır; çünkü Kuran-ı Kerim'deki beş Ayet-i Kerime'de Rabbimiz, İbrahim'in (a.s.) müşriklerden olmadığı, onun Allah'a iman eden Müslüman bir kul olduğu bildirilmiştir.
Eyyûb Peygamber (a.s.) hakkında anlatılan yanlış kıssalardan birisi de; vücudunun kurtlandığı ve vücudundan kurtların yere düştüğü, düşen kurdu alıp tekrar vücuduna koyup "Ey mübarek, rızkından ye." dediği iddia edilen kıssadır. Bu iddia uydurmadır; çünkü Allah, peygamberleri bu tür tiksindirici, nefret ettirici ve uzaklaştırıcı hastalıklardan korumuştur.
Maalesef günümüzde dinimize aykırı olan sözlere çokça rastlamaktayız. Bu sözlerden bazıları Allah'a iman konusuyla alakalıdır. Örnek verecek olursak, kimi insanlar doğru olmayan ve söylenmemesi gereken şu sözleri söylüyorlar; (hâşâ) "Yukarıda Allah var", "Allah göktedir", "Allah arşın üzerinde oturuyor", "Allah arşın üzerindedir", "Allah zatıyla her yerdedir", "Allah alemin içine erimiştir", "Allah her gece arştan dünya semasına iner" vb. Şüphesiz ki bu tür ifadeler İslam inancına aykırı olup Allah hakkında kullanılmaması gereken ifadelerdir. Biz Müslümanların inancı Allah'ın mekansız olduğudur. Çünkü mekanlar yokken Allah mekansız olarak vardı. Mekanları yarattıktan sonra da Allah yine mekansız olarak vardır.