Üç kişiye karşı yedi kişiydiler rüyasında, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi. Ama öyle sıradan üç kişi değildi onlar. Beyaz pelerinleri rüzgarla savrulurken, arkalarında Dorne'un kızıl dağları, yuvarlak kulenin önünde bekliyorlardı. Ve onlar gölgelerden ibaret de değildi. Şimdi bile alev gibi net görünüyordu yüzleri. Sabah Kılıcı Sör Arthur Dayne dudağında hüzünlü bir gülümsemeyle duruyordu. Dev kılıcı Şafak'ın kabzası sağ omzunun üstünde görünüyordu. Sör Oswell Whent tek dizinin üstüne çökmüş, bir biley taşıyla bıçağını biliyordu. Beyaz emaye kaplı miğferinin üstünde hanedanının arması kanatları açık kara yarasa vardı. Korkusuz yaşlı şövalye Sor Gerald Hightower, nam-ı diğer Beyaz Boğa, Kral Muhafızları kumandanı, ikisinin arasında duruyordu. "Üç Dişli Mızrak'ta sizi aradım," dedi Ned. "Orada değildik," diye yanıtladı Sör Gerald. "Orada olsaydık İşgalci çok üzülürdü," dedi Sör Oswell. "Kral Toprakları düştüğünde Jaime Lannister kralınızı katletti ve ben sizin nerelerde olduğunuzu merak ettim." "Uzaklardaydık," dedi Sör Gerald. "Uzaklardan olmasaydık Aerys hâlâ tahtında oturuyor ve bizim sözde kardeşimiz yedi cehennemde yanıyor olurdu."
Sayfa 444
"Tamam da kişisel özellikleri neler?" diye sordu Jesper. "Seninle paylaştığı gizli korkuları var mı? Kötü alışkanlıkları? Gönlünü kaptırdığı birileri?" Wylan bisküvi kutusunu Alys'e itti. "Bir bisküvi daha alsana." "Üç tane yedi zaten!" diye itiraz etti Nina.
Sayfa 142·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kaz işi çözmüş
Alys kendi minik burnunu kırıştırıp düşündü. "O kadar yaşlı olmasa bence Jan yakışıklı sayılabilirdi." "Şansına erkeklerin, yaşlılıklarını zenginlikleriyle telafi edebildikleri bir dünyada yaşıyoruz."
Sayfa 162 - Alys- Kaz Brekker
“Benimle bu şekilde konuşamazsın. Kral istediği her şeyi yapabilir.” “Aerys Targaryen da istediği her şeyi yaptı. Ona neler olduğunu anlattı mı annen sana?” Sör Boros Blount ateş püskürerek, “Kimse Kral Muhafızları’nın önüne Majesteleri’ni tehdit edemez,” dedi. Tyrion Lannister tek kaşını kaldırdı. “Kralı tehdit etmiyorum sör, yeğenimi eğitiyorum. Bronn, Timett! Ağzını tekrar açarsa öldürün Sör Boros’u!” Cüce gülümsedi. “İşte bu bir tehditti sör. Aradaki farkı anlayabiliyor musunuz?”
Alıntı
"Türkler bir yapı koruma sanatını bilmiyorlar. İstanbul’da bu yapılardan ancak en ünlü birkaç bakımlı kalmış. Öbürleri kendi haline bırakılmış ya da hiçbir arkeolojik kaygı duymadan rastlantısal olarak onarılmış. Biten bir yılın külleri yüzyılların külleriyle karışıyor, bu büyük geçmişin hayaletlerinin çöküp yok olduğunu görmek büyük hüzün veriyor.”
Sayfa 215·Kitabı okudu
Alıntı
"İnsanın en iyi en güzel en saf en coşkulu bir biçimde sevmesi, hayat boyu, ölene kadar hatta daha sonra da sevmesi ve böyle sevilmesi ne güzel olurdu. Ama böyle bir aşkı kime duymalı ve kimden böyle bir sevgi beklemeli?"
Sayfa 186·Kitabı okudu
Alıntı