Puan vermedi·283 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 20:58
Selam. Nisan ayı bir diğer okuduğum kitap Ursula K. Le Guin'den “Lavinia” adlı yorumu oldu. Vergilius'un Aeneas'ını, ne tamamlama ne devam ettirme ne de dönüştürme girişimi olarak yazdığını söyleyen L. Guin, 'yan karakterlerin birinden yola çıkılarak düşünsel bir yorum' olarak dile getirmiştir. Hikâyede Lavinia'mızın rehberi, Vergilius'u olarak karşımıza çıkan "şair"in kehanetleri öne çıkar. Gerçek mi hayal mi olduğunu pek de kestiremediğimiz fakat sözlerin gerçekliğinden kuşku duymadığımız çünkü Lavinia'nın kaderi bir bir söylendiği gibi yaşanacaktır. Kral Latinius, hem kızına hem halkına değer veren savaşı değil barışı önemseyen bir kraldır. Fakat pasif bir karaktere sahip olması hem aile içi ilişkilerinde hem krallığını koruma stratejilerinde karar verme yetisinin zayıflığı çoğu zaman kabuğuna çekilmesine neden olur. Kraliçe Amata ise savaşlarda oğullarını kaybetmesinden mütevellit delilik alametleri gösterir öyle ki kendi kızının canını yakacak kadar ileriye gider. Lavinia annesinin esriklerinden ne yazık ki pek çok kez nasiplenir. Akrabası Turnus ile evlenmek istemeyen Lavinia, "uzaklardan gelen bir yabancı ile evleneceksin!" kehaneti ile sevinse de Turnus'un hırsından ve açgözlülüğünden dolayı kral tarafından dahil müdahil edilemeyen bir savaş kapıdadır artık. Hikâyede sadece acıklı ve trajik olaylar değil Lavinia ile Aeneas'ın zor da olsa gerçekleşen mutlu evliliği de yaşadıkları özel anlarda yer alır. L. Guin burada kadınların söz sahibi olduğu, güçlü ve zeki davranışlar sergileyen, zor durumlarda gerektiğinde yön verebilen hem evinde hem mecliste yer alabilen güçlü kadın dayanışmasını da ortaya koyuyor. Çok sevdim. #kitapalıntıları “Şiirimde bir adam soruyor: Yüreğimizdeki bu ateşi yakan tanrılar mı, yoksa her birimiz derin arzularımızı tanrı haline mi
Edebiyat Fantastik Mitolojiler Roman
LaviniaUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 2010614 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 02:16
Kıymetli yazar Nihan Feyza Lezgioğlu Çatlaklar Eşikler Avuntular'ında Yalnız Adam kitabından bir alıntıya yer vermiş. Alıntı ilgimi çekince kitabı okuma isteği uyandırmıştı. Okumama vesile olduğu için çok teşekkür ederim Kitaba gelecek olursak,Yalnız Adam absürd tiyatronun önde gelen isimlerinden Ionesco'nun tek romanı. Tam bir felsefi roman, oldukça yoğun bir anlatıma sahip. İnsanın cennetten (esas evinden) koparılıp dünyaya gönderilmesinin (özellikle bunun bir 'fırlatılma' olarak görüldüğünde) sebep olduğu metafiziksel bunalımın bir insanın hayatında nasıl bir etki yaratabileceğine dair müthiş bir bakış açısı sunuyor. Barbara Cassin ev nedir, insan ne zaman evindedir sorularına Odysseus, Aeneas ve Hannah Arendt örnekleri üzerinden nostalji ile vatan, sürgün, anadil arasındaki ilişkiyi irdeleyerek bir cevap aradığı Nostalji kitabında bazen bir eşyanın (Odysseus için yatak), bazen anadilin, bazense tamamen yürekte beslenen o hissin 'ev'de olma hissini yaşatabildiğini ifade eder. Ancak görüldüğü üzere o hissi vermeye sebep şeyler kişiden kişiye değişebiliyor. Ve galiba en kötüsü insanın hiçbir zaman 'evimdeyim' hissini yaşayamaması; işte başkarakter de bu hissi hiçbir zaman yaşayamıyor. Augé'nin yok-yerler olarak kavramsallaştırdığı yerlerden birinde -bir lokantada- sık sık soluğu alıyor ama o mekân sorgulamalarını, içinde bulunduğu buhranı derinleştirirken 'dünyada geçip giden bunca insan varken yalnızım' düşüncesini katmerlendiriyor. (Sadece mekânın sorgulamaya verdiği yönü yazarın nasıl yansıttığını görebilmek için dahi okurdum ben bu kitabı, öyle iyiydi) Bu yalnızlık kişinin içinde bulunduğu derin sorgulamaların, gerçek eve hasretin beraberinde getirdiği bir yalnızlık. Zira kendisini oranın bir yabancısı olarak görüyor. Okurken sık sık aklıma Truman Şov filmi geldi
Yalnız AdamEugene Ionesco · Yapı Kredi Yayınları · 1973689 okunma
Reklam
GÖREV Mİ, KADIN MI?
Puan vermedi·112 syf.··
2026 20. kitabı
Vergilius’un meşhur “Aeneas” destanında geçen bir olayı, C. Marlowe oyunlaştırmış. Trajediden daha fazla zevk almak için, pek çok sanat eserinde kendisine atıfta bulunulan bu asıl olayı bilmek iyi olur. Troya’nın düşüşüyle birlikte oradan kaçıp Roma’yı kurmak üzere yola koyulan Aeneas, maceralı yolculuğu sırasında yaşadığı bir gemi kazası sonucunda bugünkü Tunus’a (Kartaca) varır. Buranın kraliçesi, aslen Fenikeli (Lübnan) olan Dido, Aeneas’a aşık olup onun ömür boyu kendi topraklarında kalmasını ister. Oysa Aeneas’ın, Roma İmparatorluğu’nu kurmak gibi tarihî bir görevi vardır ve kendisi ile yoldaşlarına büyük yardımı dokunan Kraliçe Dido’nun arzusuna karşılık veremez; yelkenlerini Roma’ya doğru şişirir. Görev aşka, erkek savaşkanlığı kadın duygusallığına, yazgı tesadüfe galip gelir. C. Marlowe büyük bir yazar.
Kartaca Kraliçesi DidoChristopher Marlowe · İş Bankası Kültür Yayınları · 2016264 okunma
Cehennemin Tarihi
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 15:27
Günah dolu bir hayat süren Dante, karanlık ve vahşi bir ormanda kaybolmuştur. Korku içinde etrafına bakarken karşısına Antik Roma şairi Vergilius çıkar ve onun rehberliğinde yeraltına, yani cehenneme doğru bir yolculuğa başlar. Bu yolculuk ürkütücü ve sarsıcıdır. İşkence, vahşet ve çığlık kol koladır. Dante, cehennemi dokuz katlı bir yapı olarak tasarlamıştır. Her katta günahkârlar, işledikleri suçlara uygun cezalar çekmektedir. Aşağıya inildikçe hem suçların ağırlığı hem de cezaların şiddeti artmakta, mekân daralmakta, karanlık ise yoğunlaşmaktadır. Her günahın simgesel bir karşılığı vardır. (Şehvet tutkunları rüzgarda savrulur, cinayet işleyenler kanlı ırmakta haşlanır, kahinler ise başları arkaya dönük dolaşır) İnsanoğlu tarih boyunca ölüm sonrası hayata ve yapılan kötülüklerin bir karşılığı olduğuna inanmıştır. Cehennem, günahkârların ceza göreceği karanlık ve bilinmez bir yer olarak tasavvur edilmiştir. Bilinmezdir çünkü geri dönüp anlatan yoktur. Ancak mitolojik kaynaklarlarda(Gılgamış, Odysseus, Aeneas)kahramanlar yeraltına inmiş ve cehennemi tasvir etmişlerdir. Dante bu kaynaklardan çokça etkilenmiş ve cehennemi ince bir işçilikle modifiye etmiştir. Mitolojik kaynaklarda karşımıza çıkan bu karanlık ülke, insanın ölüm karşısındaki çaresizliğini ve adalet arayışını simgelemektedir. Homeros’un Odysseia'ında yeraltına inen Odysseus'u geçmiş kahramanların ruhları karşılar. Kaderin oyuncağıdırlar ve azap çekmektediler.(Tanrılar keyfi davranır ve ahlaki bir sistem yoktur) Benzer sekilde rehberimiz Vergilius'un kitabında da Aeneas yeraltına indiğinde hem cezaladirilan(tartarus) hem de ödüllendirilen(Elysium) figürler ile karşılaşır.(Ahlaki düzen devlet ideolojisiyle bağlantılıdır) Dante'nin cehenneminde de aynı kahramanlar, figürler hâlâ oradadır ve cezalarını
İlahi Komedya - CehennemDante Alighieri · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 20013,972 okunma
10/10
·112 syf.·
2025 62. kitabı
#BarbaraCassin’in #Nostalji’si (İnsan ne zaman evindedir?) Odysseus , Aeneas ve Arendt üzerinden işlediği sürgün, köksüzlük, ev, dil, kabul edilme konuları aslında modern insanın dünya karşısındaki kırılgan konumunu düşünme girişimi diyebilirim . 3 özne üzerinden ele aldığı konuları bi’ toparlamaya çalışayım : Aeneas’ın sürgünlüğü, Odysseus’un eve dönüp evi tanıyamayışı ve Arendt’in kendi anadilini koruma mücadelesi aynı büyük soruyu farklı biçimlerde yankılar:Ev nerededir ve eve dönüş ne anlama gelir? Odysseus’un evi “aranan ev”dir. Odysseus sürekli evine dönmek ister ama döndüğünde adayı tanıyamaz,aşinalık ona yabancı gelir,hemen yeniden yola çıkar.Odysseus eve döner, ama ev artık “ev” değildir.”Evimdeyim ama buna rağmen evimde değilim.”çünkü ev zaman tarafından dönüştürülmüştür. Odysseus’un eve dönüşü aslında şunu öğretir:Ev geri dönülen yer değildir.Ev dönüşte yabancılaşan,seni tanımayan bir mekâna dönüşebilir.Ev sabit değildir; tarih tarafından aşınır. Aeneas’ın evi “Kurulan ev”dir.Aeneas, Roma mitinin en kritik figürüdür çünkü yabancıdır,göçmendir,kendi toprağından sürülmüş bir kişidir ama Roma’nın kökeni tam da bu yabancılık üzerine kurulur: Aeneas bir “kurucu”dur ama kendi kökenine sahip değildir.Roma’nın mitolojik yapısını tekil bir kök değil, melezlik, yer değiştirme, yeniden adlandırma oluşturur. Köken, doğuştan gelen bir “hakikat” değil; kurulan bir anlatıdır ve anlatı çoğu zaman sürgünlerin eseridir. Aeneas’ın yer değiştirmesi kökten kopuş değil,yeni bir dünyanın başlangıcı olur.Buradan çıkan sonuç ev bir yer değil;inşa edilen,yaratılan,hukuk ve dahil edilme yoluyla kurulan bir şeydir.Aeneas evin kurulduğu yerden değil, kurulduğu öyküden doğar. Arendt’in evi “mümkün ev”dir.Arendt’in sürgün deneyimi ise Aeneas’ın kuruculuğu ile Odysseus’un
Nostalji: İnsan Ne Zaman Evindedir?Barbara Cassin · Kolektif Kitap · 2020209 okunma
8/10
·288 syf.··
2026 6. kitabı
In Vergilius’s Aeneas, as Rome takes shape, Aeneas merges his strength with Lavinia—the daughter and symbolic mother of the Latins. Part mythology, part history, and full of fiction, the book flows so smoothly it almost reads itself. When I finished it, I caught myself wishing I knew Latin, or wanting to learn it—like Ursula. Just… preferably before I turn seventy :)
LaviniaUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 2010614 okunma
Reklam
Reklam