Ey bu hikâyeyi okuyacak olanlar! Bu hikâye sîzlerde hiçbir
zaman sapmadığımız kutsal ödevlere karşı bir bağlılık
yaratsın. Eğer insan ilk yanlışını işledikten sonra pişmanlık
getirip bir yerde durmayı becerebilse erdemin haklarını
bütün bütüne yitirmeyebiliyor; ne var ki zaaflarımıza yeniliyoruz,
kötü öğütlerle bozuluyoruz, tehlikeli örnekler gözümüzü
alıyor. Sanki hiçbir tehlike yok önümüzde, sanıyoruz.
Gözümüze gerilen perde ancak adaletin kılıcı parladığı anda
kalkıyor ve ozaman pişmanlığın dayanılmaz acılan başlıyor;
ama iş işten geçmiştir artık; bu kez öç almak için yanıp
tutuşuyor kişi; insanlara yalnız zarar vererek yaşayan bir
kimsenin, eninde sonunda onlara verdiği korkuyla bu dünyadan
çekip gideceğini biliniz.
Aşkın SuçlarıMarquis de Sade · Fahir Önger Yayınları · 19671,698 okunma
Bunca müthiş bir deneye, gördüğü
korkunç örneklere rağmen ne güzel ruhunu biçimlendiren
iyilik ve acıma duygularını yitirmişti, ne de sön soluğunu
verene kadar büyük bir aşkla sevdiği o zavallı kadını
unutabilmişti... Kısaca, kendi hayatının kurbanı olmuştu
Dorgeville. Yoksa daha uzun yıllar yaşayabilirdi.
Nefret edin benden, Dorgeville, böyle bir nefrete lâyıkım ben... benden iğrenmenizi o kadar istiyorum ki... yarın
şatonuzun pencerenizden sizi bu denli aldatan... hayatınıza
bu denli gölge düşüren yaratığın alevler içinde yakıldığını
göreceksiniz.
Cécile bir sandalyede oturuyordu. Başında nöbetçiler
vardı. Bir suçluydu o. Oysa bir saat önce aynı salonda hanımefendi
olarak buyruklar veriyordu... Saint-Surin ondan
bir iki adım ötede, aynı durumdaydı, onu ayrıca sımsıkı
bağlamışlardı. Yalnız o, Cécile’e göre daha az soğukkanlı görünüyordu.
Cécile’in yüzü bile kızarmamıştı; rahatı yerindeydi sanki rezil kadının, sakin gözlerle, korkusuz, kaygısız
» bakıyordu çevresine.