Puan vermedi·48 syf.··
2026 15. kitabı
Eser iki farklı karakterin hayata olan yaklaşımlarını irdeleyerek oluşturulmuştur. Temelde ise üç ana temayı vurgulamaktadır. Özgürlük ve esaret, insan tabiatı ve sınıf ayrımı... Chelkash profesyonel bir hırsız dahi olsa özgür ruhlu bir tabiata sahipken; Gavrila ahlaki değerlere sahip bir köylü olmasına rağmen para ve statüye köle olmaktadır. Gavrila insan tabiatına çok güzel bir örnek olarak karşımıza çıkmaktadır. Soygun sırasında korkudan titreyen bir yapıya sahipken; soygundan elde edilenlerin değerini görünce bir katil olmayı dahi göze alabilecek kadar gözü dönmüştür. Daha sonraki süreçte ise yaşadığı derin pişmanlık ile af dilemiştir. Bu da bizlere hırs-açgözlülük ile vicdan-pişmanlık arasında yaşanan sorgulama sürecini göstermiştir. En detaylı anlatamak istediğim kısma geldik diyebilirim. Sınıf ayrımı... Bu eserde de görebileceğimiz gibi hayat denen saçmalık her dönem insanları sınıflara ayırmıştır. Bu sınıflardaki konumunuzu belirleyecek yegane şeyler ise; paranız ve statünüzdür. Kiminle evleneceğiniz, nasıl bir evde oturacağınız, hangi marka arabaya sahip olacağınız, ne tür kıyafetler giyeceğiniz vs. vs. hep toplumdaki sınıfınıza bağlı olarak değişecektir. Sınıf ayrımı içerisinde ahlaki ve etik değerlere sahip olarak iyi ve güzel davranışlarda bulunmanız; kısaca iyi bir yaşam sürmenizin ise hiçbir önemi yoktur maalesef... Bu düzen içerisinde önemli olan tek şey sınıf atlayabilmektir ve bunun için gerekli olan yegane araç ise "money"'dir. Bazı insanlar bu kahrolası düzene çalışıp çabalayarak dahil olurken bazıları ise çalarak çırparak dahil olmuşlardır. Bizim yaşadığımız topraklarda ise okuyarak, emek verilerek sınıfların atlanılacağı düşünülüyor (özellikle de ebeveynlerimiz tarafından). Lakin asıl marifet çalıp çırpmada bu nokta atlanılıyor maalesef... Bizlerde
ÇelkaşMaksim Gorki · Can Yayınları · 2021598 okunma
10/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
Mozart’ın bestelediği ve Lorenzo Da Ponte’nin librettosunu yazdığı Figaro’nun Düğünü, opera tarihinin sadece en eğlenceli ve aynı zamanda en devrimci eserlerinden biridir. ️🩷 Fransız yazar Pierre Beaumarchais’nin aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan bu opera, 1786 yılındaki ilk gösteriminden bu yana güncelliğini ve büyüsünü hiç kaybetmedi. Ben Mersin Devlet Opera ve Balesinden çok keyif alarak izlemiştim. Karşıma bir daha çıksa yine hiç düşünmeden izlemeyi tercih eder içinde kaybolur eririm Eser, Kont Almaviva’nın sarayında uşak olan Figaro ile Kontes’in hizmetçisi Susanna’nın düğün gününde geçer. Hikaye temelde tek bir güne sığdırılmış bir entrikalar yumağıdır. Kont Almaviva, gözü dışarıda bir çapkındır ve kaldırdığını iddia ettiği "ilk gece hakkını" Susanna üzerinde kullanmak ister. Figaro ve Susanna, Kontes Rosina’nın ve sarayın diğer renkli karakterlerinin yardımıyla Kont’a unutamayacağı bir ders vermek için zekice bir plan yaparlar. Peki devriminin ayak sesleri nerede geliyor ? Sınıfsal eleştiri sunma kısmında. Kont gücü elinde bulunduran kibirli, bencil pislik biridir. Hizmetçi sınıfından olan Figaro ve Susanna; zeki, pratik zekalı ve olayları kontrol eden karakterler olarak gücü eline alır:) Figaro’nun Düğünü, komedi olmasının dışında çok güçlü bir insanlık ve adalet manifestosu bence. Operanın sonunda Kont’un diz çöküp Kontes’ten af dilediği ve Kontes’in onu bağışladığı sahne sadece bir evlilik krizinin çözülmesi değil; sınıflar, cinsiyetler ve insanlar arasında bir uzlaşı ve barış çağrısıdır. ​Mozart, insan kusurlarını (kıskançlık, şehvet, kibir) yargılamadan, onları muazzam bir empati ve müzikal estetikle ele alan harika bir sanatçı Bu yüzden Figaro’nun Düğünü, yazıldığı çağın çok ötesinde her dönem için ayna niteliğinde harika bir eser.
Figaro'nun DüğünüWolfgang Amadeus Mozart · Fihrist Kitap · 20244 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
ASIL NAMUSSUZ KİM?
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 17:33
Hiç düşündünüz mü: Bir kadın bedenini sattığında suçlu oluyorsa, onu buna mecbur bırakanlar neden masum sayılıyor? Ve bedenini satın alanlar neden yargılanmıyor? Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Çok öfkeliyim… Duyguluyum, düşünceliyim… Okurken elimi ayağımı titreten, bu kadar da olmaz dediğim ama çok daha fazlalarının olduğunu bildiğim, beni inanılmaz etkileyen bir kitabı inceleyeceğim: Sıfır Noktasındaki Kadın Aylar önce Pınar Kür ’ün Asılacak Kadın kitabını okumuştum ve o kadar etkilenmiş o kadar etkilenmiştim ki bırakın inceleme yazmayı üzerine cümle bile kuramamıştım. Şimdi bir cesaret yine benzer bir kitabı okudum ve yine benzer duyguları hissettim. Ama bu sefer gücümü toplayıp üzerine bir şeyler yazmak ve içimdekileri dökmek istiyorum. Kitabın yazarı Mısırlı bir psikiyatristtir. Ülkesindeki Kanatır Cezaevinde kadınlarda nevroz hastalığıyla ilgili araştırma yapmaya başlamış ve Firdevs isimli bir idam mahkumu ilgisini çekmiş. Firdevs kendini savunmayan, hiçkimseyle görüşmeyen, devlet başkanına af dilekçesi yazmayı bile reddeden, adeta ölüme gururla yürüyen birisidir ve bu durum yazarımızın inanılmaz ilgisini çeker. Firdevs onun görüşme talebini defalarca reddetse de sonunda Seddavi ile görüşür ve anlattıklarını yani hayatını incelemesini yaptığım kitapta kendi ağzından okuruz… Evet arkadaşlar, bu kitabın içinde zerre kurgu yok. Okuduğumuz her şey tamamen yaşanmış; yüzbinlerce kadının geçmişte yaşadığı ve günümüzde bile benzerlerinin hâlâ yaşandığı bir hikaye… O yüzden bu kadar tesirli… Empati becerisi yüksek, kadın haklarına değer veren erkek okurlar da eminim çok etkileneceklerdir fakat bir kadın olarak ben tüylerim diken diken, yüreğim sıkışarak, iğrenerek, tiksinerek o iğrenç yaratıkların Firdevs’e dokunduğunu hissederek ve aklım almayarak okudum. Kadın olmak çok zor
Edebiyat
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,2bin okunma
8/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
Bence tam anlamıyla “sinir oldum ama elimden de bırakamadım” kitabıydı. Twisted Lies Serinin en çok merak edilen erkek karakterlerinden biri kesinlikle Christian’dı ve yazar onun karizmasını gerçekten iyi yazmış. Soğuk, kontrollü, takıntılı, manipülatif ama aynı zamanda aşırı korumacı bir adam… Christian Harper’ın sahneye girdiği her an kitap akıyor resmen. Özellikle diğer erkek karakterlerle olan atışmaları kitabın en eğlenceli kısmıydı. Josh’un Christian yüzünden delirip Alex’i kıskanması hâlâ serinin en iyi dinamiklerinden biri bence. :D Ama iş duygulara gelince… işte orada kocaman bir eksiklik hissettim. Christian’ın Stella’ya olan takıntısını, sahipleniciliğini, koruma içgüdüsünü görüyoruz ama aşkını tam hissedemiyoruz. Stella tarafı ise daha da zayıf kalmış. Açıkçası Stella benim için “merak edilen ama etkileyemeyen” karakterlerden biri oldu. Sürekli ezilmiş, özgüvensiz, ailesi tarafından küçümsenmiş bir kız ve kitap boyunca ayağa kalkmasını Christian sayesinde görüyoruz. Karakter gelişimi var ama bu gelişim tamamen adamın desteğiyle olduğu için Stella tek başına güçlü bir etki bırakamıyor. Christian ise serinin en iyi erkek karakterlerinden biri olabilir. Adamın o “buzdolabı gibi” tavrı, kontrol manyaklığı, ince ince kıskançlığı gerçekten dikkat çekiyor. Ama yazar bazen bunu o kadar abartıyor ki karakter karizmatik olmaktan çıkıp görgüsüzleşiyor. Sürekli takım elbise markaları, saat fiyatları, harcanan paralar… Bir noktadan sonra “tamam Christian, en zengin sensin” diyorsun zaten. :D Özellikle o “özel dikim Brioni” kısmında göz devirmemek elde değildi. Kitabın pacing’i ise şaşırtıcı şekilde iyiydi. 570 sayfa olmasına rağmen akıp gidiyor. Slow burn kısmını baya sevdim hatta “bu sefer smut yerine gerçekten ilişki yazacak galiba” dedim ama sonra yine klasik Ana
Çarpık YalanlarAna Huang · Martı Yayınları · 20232,240 okunma
9/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Kitap 2. dünya savaşında kore'nin japonya sömürgesi altında olduğu 1944 yılında fukuoka hapishanesinde geçiyor. Acemi inzibat vatanabe yuiçi, gaddar gardiyan sugiyama dozan, komünist isyankar çö çisu, edebiyat sevdalısı şair yun dongcu, uçurtmacı çocuk.. Her karakter o kadar güzel yazılmıştı ki her birinde savaşın acımasız etkilerini, bir insanın küçük dokunuşlarla ne kadar değişebileceğini görebiliyoruz. Altını çizdiğim etkileyici fazlaca yer vardı. Bir yerden sonra iyi, kötü ayrımı grileşiyor ve kim gerçekten doğruyu söylüyor, hakikat ne diye düşünüp duruyor insan. Kitap, savaşın yanı sıra o dönem çok tartışılan etik dışı bir olaya da değiniyor. Yazar insanlığın ne kadar acımasız olabileceğini geçmişte yaşanılan olaylarla yeniden hatırlatıyor bize. Kore edebiyatına güzel bir giriş oldu Yun dongcu karakteri aslında o dönemde fukuoka hapishanesinde yaşamış gerçek bir insanmış. Japonya'ya okumaya gelen, naif, kitaplara ve yazmaya aşık, şair olmak isteyen bir gençmiş. Japonya'nın asayişi koruma kanunu'nu es geçmesi iddiasıyla tutuklanıp fukuoka hapishanesine götürülmüş. Yakınları büyük bir çabayla dongcu'nun şiirlerini saklamış, sonrasında kitap haline getirip yayınlatmışlar. Trajik bir hayatı varmış okurken ayrı üzüldüm, araştırırken ayrı üzüldüm. Daha önce varlığını, çabasını ve çaresizliklerini hiç bilmediğim birini kitap aracılığıyla keşfetmek güzel bir deneyimdi "Unutmazsak geriye bakabiliriz, geriye bakabilirsek hatalarımızı görebiliriz, hatalarımızı görebilirsek kabullenebiliriz, kabullenebilirsek af dileyebiliriz, af dileyebilirsek bağışlanabiliriz ve ancak bağışlandığımız zaman yeni bir başlangıç yapabiliriz." "Ne yapmak istediğimi ben de bilmiyorum. Ama yağmurlu bir günde bilmediğim bir sokakta şemsiyesiz yürüyen solgun bir adamı arkadan görürsem o şairi
Yıldızlara Değen RüzgârJung-Myung Lee · Doğan Kitap · 202493 okunma
10/10
·438 syf.··
2026 3. kitabı
Söze nerden başlasam duygularımı nasıl dile getirsem bilmiyorum. Kitap Memed 'in daha küçükken 11 yaşındayken çocukların dövülmedigi, çalıdikenin olmadığı bir köyü aramasıyla başlar. Aslında daha bu satırlarda Memed'in haksızlığa ,düzene karşı çıkacağının sinyalleri veriliyor. Kitap her bir karakteriyle tam etten kemikten bir duvar gibi .Abdi Ağanın zulümleri, köylülerin sinmisligi, bastırılması her anlamda Cumhuriyetin ilk yıllarına tutulan bir ayna gibi.Okurken kendimizi gah Degirmenoluk köyünde gah Alidagında gah Çiçeklidüzünde görürüz. Hatçe bahtsız hatçe kitabın sonunda hüngür hüngür ağlattı. Hiçbir suçu yokken hapiste yatması, tam sevdiğine kavuştu af çıktı bir tarla ve evleri olacak derken küçücük bebeği kucagındayken ölmesi fazlasıyla üzdü. Kitapta her türlü duyguyu bir anda yaşıyoruz bazen kendi aralarında ki samimiyetle gülüyor bazen yapılan haksızlıklara üzülüyor bazende yaşanan lardan sebep endişeleniyoruz.Tek kelimeyle bir baş yapıt daha iyisini okuyana kadar okuduğum en iyi kitap olarak kalacak .
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma