Kendini emniyette hissedebilmek için inanmak eğiliminde olan insanoğlu, kesin bilgi vaat eden bir ekolü, bilginin her zaman geçici kalmak zorunda olduğunu söyleyen bir ekole tercih etmiştir. Bir diğer değişle insan, kesin ve elinde olan yalanı, elde edilebilirliği kuşkulu ve doğruluğu hep şüpheli olacak bilgiye tercih etmiştir.
İster bir şeflik olsun, ister bir devlet, herhangi bir sınıflı toplum için insan şunu sormalıdır: Halk kendi çileli emeğinin ürünlerinin hırsızkratlara aktarılmasına niçin göz yumuyor? Platon’dan Marx’a kadar çeşitli siyasal kuramcılar tarafından sorulan bu soru her çağdaş seçimde seçmenler tarafından bir kez daha sorulmaktadır.