Konuşmadan önce iki kere düşünmek..
Puan vermedi·248 syf.··
2026 9. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:56
Dil Belâsı’nı okurken dilin ne kadar büyük bir nimet olduğunu ama aynı zamanda ne kadar ağır bir sorumluluk taşıdığını fark ettim. İmam Gazali ’nin 20 afet üzerinden yaptığı uyarılar, günlük hayatımda fark etmeden yaptığım hataları yüzüme çarptı. Özellikle gıybet ve boş konuşma bölümleri beni derinden etkiledi; çünkü bunların ne kadar yaygın olduğunu ve aslında ne kadar tehlikeli olduğunu anladım. Kitap, sadece dini bir öğüt değil, aynı zamanda sosyal ilişkilerde dilin nasıl kullanılacağına dair güçlü bir rehber. Okudukça kendime dönüp ‘Ben dilimi ne kadar kontrol edebiliyorum?’ diye sordum.
Alıntı
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417bin okunma
8/10
·136 syf.··
2026 64. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:32
Mahir Ünsal Eriş'in okuduğum ilk kitabı Sarıyaz oldu. İçerisinde 8 hikaye var ve hepsi birbirinden ayrı güzel. Okuması kolay ve keyifli. 8 farklı hikaye, farklı yaşantılar ama ortak bir doğal afet. Deprem. Aynı günde yaşanan farklı hayatlar. Yazarın üslubunu çok sevdim. Fırsat buldukça diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
SarıyazMahir Ünsal Eriş · Can Yayınları · 20195,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·219 syf.··
2026 18. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 07:42
Beklenen büyük İstanbul depreminde hazırlıksız yakalanan insanlar, yarı Türk yarı Fransız Sinan, tetikçi Cevat, gazeteci Yazgülü, Feride, Doktor Lucas, Hangman Hilmi... Felaket sonrası bir araya geldiklerinde sadece depremin yıkıntıları, sağlık sorunları, güvenlik, evsiz kalan insanlar, anne babasız çocuklar ile değil ülke üzerine oynanan oyun ile de savaşmak zorunda kalır. Sonu okuyucuya bırakılmış bir roman...
Bir Gün, GeceMine G. Kırıkkanat · Om Yayıncılık · 2003143 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 90. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2023 04:12
‎Yun Ko-eun, Afet Gezginleri ile okuru, yıkımın bile bir "ürün" olarak satılabildiği o soğuk ve tekinsiz dünyaya davet ediyor. Romanın merkezindeki "Jungle" adlı turizm şirketi, afet bölgelerini egzotik birer destinasyon olarak pazarlarken, aslında çağımızın en büyük hastalığını teşhir ediyor: Felakete karşı duyarsızlaşma. ‎ ‎Yun Ko-eun, felaketi bir olaydan ziyade, bir ruh hali gibi tanımlıyor: “Afet dediğimiz şey tıpkı depresyon gibi, her yerde uykuya yatmış bekliyordu.” Bu cümle, kitabın ürkütücü atmosferini kusursuz özetliyor. Afet, bir gün aniden kapımızı çalacak bir misafir değil; zaten bizimle yaşayan, hayatımızın dokusuna işlemiş, her an tetikte bekleyen sessiz bir potansiyel. İnsan, kendi içsel yıkımı olan depresyonla dışsal yıkım olan afeti aynı potada eritiyor. Bu potada eriyen aslında felaketin, modern insanın konfor alanına sızmak için fırsat kollayan bir gölge olduğu gerçeğidir. Yazarın kurduğu bu bağ, afetleri dış dünyada gerçekleşen talihsizlikler olmaktan çıkarıp, insanın zihnindeki o karanlık, hareketsiz ve her an uyanmaya hazır kuluçka evresine taşır. Bir anlamda bizler, felaketlerin sadece tanığı değil, onları kendi içimizde büyüterek gündelik hayatın sıradanlığına yediren taşıyıcılarıyız. Bu sessiz bekleyiş, insanın kendine yabancılaşmasının ve hiçbir şeyin nihayetinde yolunda gitmeyeceğine dair o derinden gelen, bastırılmış kabullenişin sessiz bir yansımasıdır. ‎ ‎Roman, zamanın lineer akışını değil, içsel olarak genleşen anların ağırlığını tartıyor: “Bazen şu an içinde bulunduğumuz andan daha kısa bir boşluk hayatımıza daha büyük bir etki edebiliyordu.” Karakterimiz Yona için o "boşluk", şirkette yaşadığı tacizle başlayan ve Mui adasında derinleşen kırılma anlarıdır. Hayat, uzun yıllar süren çabalarla değil, saniyelik bir boşlukta, o "yapılmayan"
Edebiyat
Afet GezginleriYun Ko-eun · Doğan Kitap · 202384 okunma
Puan vermedi·142 syf.··
2018 114. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2018 00:00
@isbankasikulturyayinlari ndan #intibah ile geldim. Tabi ki @okumacemberiolusturalim ve Okuyan kadinlar kulubu nün #türkklasikleriserisi etkinlikleri kapsamında okudum. Kitabımız Türk edebiyatında ilk edebi roman olarak biliniyor. Yazılırken Osmanlıca ve Türkçe'nin roman yazımına uygun, işlek ve edebi bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla yazılmış. Çokta iyi olmuş. Başlangıçtaki Çamlıca tasvirinin şiirselliğine bayıldığımı söyleyerek konuya değinmek istiyorum. Dönemin mekanları gözünüzde canlanacak kadar güzel bir anlatımın ardından başlıyor hikayemiz. Hayatının anlamı olarak gördüğü, öğretmeni, danışmanı, arkadaşı, sadık dostu olan babasını kaybettikten sonra, annesine ve ferah yaşamlarına rağmen bir gencin değişen, hatta tepe takla olan hayatını anlatıyor. Beyzademiz yalan söylemeyi dahi beceremeyen, iyi terbiyeli, saygılı, kötülük görmediği için iyiyle ayrımını yapamayan Ali Bey. Sözüm ona arkadaşlarıyla birlikte eğlenceye gidiyor, fakat eğlence anlayışları farklı tabi. Arkadaş hatırını kırmamak adına yaptığı bir hareket, atıldığı bir macera özgür iradesini alıyor elinden. Bu maceranın adı Mehpeyker. Türlü utangaçlık, çekingenlik, geceler boyu kurulan düşlerin ertesinde nihayet tanışıyor gönlünün efendisiyle. Gelin görün ki bu afet-i devran bizim Ali Bey'in aldığı terbiyenin tam tersi hafif meşrep bir kadın. "Bir kadın erkeği vezir de edeeer, rezil de eder" sözünü tekrar tasdikledi yaşananlar. Birine körlüğünden, diğerine intikam hırsından dolayı kızdım durdum ama nafile. Kitabın ilk isminin neden Son Pişmanlık olduğu belli. Bir intikam hırsı uğruna kaç hayat heba oldu, okuyunuz efendim :/ "İnsan her adımını mezardan uzaklaştırmak için atar, yine her adımda mezara bir adım daha yaklaşır..."
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,2bin okunma
7/10
·152 syf.··
2026 1. kitabı
Peşinden gittiğim şey muhtemelen içimdeki karanlığın kuyruğuydu. Onu tesadüfen görmüş, ardından gitmiş, ona tutunmuş, sonrasında daha derin bir karanlığın içine düşmüştüm. Nedense bu kitabı okurken aklımdan 2023 Hatay depremini çıkaramadım. Kitaptaki karakterler nasıl Japonya'daki depremden sonra içindeki buruk bir hüzünle yaşamlarını devam ettiriyorsa biz de öyle yaşamıştık. Böyle olunca kitaptaki duyguları daha iyi anladığımı düşünüyorum. Bana bir kez daha hayatta ne kadar kötü şeyler olursa olsun asla durmadığını, hep bir yerlerde insanların yaşama iyi ya da kötü şekilde devam ettiklerini ve her şeyin ne kadar geçici olduğunu hatırlattı.
Tanrı'nın Bütün Çocukları Dans EderHaruki Murakami · Doğan Kitap · 2026160 okunma