Mustafa Kutlu'nun ilk defa bu kadar kötü bir kitabını okudum. Denemeleri bile daha iyiydi. Yazarı bu kitap üzerinden tanımaya çalışan kimse çıkmaz umarım.
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20074,867 okunma
Süreyya bebekken annesi terk edip gidiyor ve Süreyya'ya babaannesi bakıyor. Kitap bir telefon görüşmesiyle başlıyor ve bitiyor. Baştan sona kadar bir bölüm telefona bir bölüm geçmişe bakarak devam ediyor. Telefon 42 yıl sonra gelmiş, annesinden. Acılı ve keyifli bir kitap. İnceleme yazmak zor.
Bulantı kitabın sadece konusu değil aynı zamanda kendisi de. İnsanlardan nefret eden entelektüel ve yalnız bir adamın dünyaya karşı duyduğu tiksinti, hiç bitmez iç sıkıntısı ve acayip ilişkileri... Yarıya kadar zor dayandım.
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma
Kitap temelde baş karakterin direniş hikayesini ele alıyor. Ancak arka planda önce Ermenilerin Türkiye’de yaşadığı sıkıntıları, sonra Yahudilerin Avrupa’da yaşadığı soykırımı uzunca konu alıyor, sonra da İsrail’in kurulmasıyla yaşanan savaşlara geçiyor. Dolayısıyla önce alt metniyle Ermenilerin “bizden” çektiği zulmü, sonra Yahudilerin Avrupa’da çektiği zulmü, sonra da Filistin’de “yaşananları” işliyor.
Bu yaşananların hiçbirini ajite etmiyor, evet. Ama Filistin’de veya herhangi bir yerde yaşananlara da bir suçlu bulmuyor. Genel olarak aslında savaşı kınıyor gibi görünüyor. Ama konusu ve yaklaşımı itibari ile sıradan bir Amerikan filminden farkı yok. Belki tek bir farkı var, o da “haksıza haksız demiyor, suçluya suçlu demiyor”.
Tek bir yerde Filistinlileri haklı bulduğu söylenebilir. O da İsyan’ın Yahudi kadınla düğününde. Düğünde kadının Yahudi dayısı ve İsyan’ın Filistin asıllı eniştesi yan yana oturtuluyor. Enişte aslen Hayfalı ama Yahudiler onu ülkesinden çıkarmış. Dayı ise batılı ama Yahudi olduğu için işgalci İsrail onu Hayfa‘da bir eve yerleştirmiş. Düğün boyunca ikili sürekli muhabbet ediyor, çok iyi anlaşıyor. Ama düğünün sonlarına doğru enişte üst kata çıkıp tek başına hüngür hüngür ağlıyor. Yazar bu ağlamayı eniştenin son zamanlarda Hayfa’dan her bahsedilişte ağlamasına ekliyor. Hasılı böyle anlamlı bir detay bile böyle basitçe yorumlanarak hafifletilmiş.
Kısacası okunabilir bir kitap, keyifli, eğlenceli. Baştan sona ırkçılık karşıtı evet ama biraz Amerikan filmi kafasında. Yahudiyle ve Ermeniyle daha çok empati kurmanız, Arap’ı ve Türk’ü pek anlamamanız gerekiyor.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202540,1bin okunma
Yazar kitapta doğayı tek gerçeklik olarak kabul ediyor neredeyse. Ona göre medeniyete dair her şey uydurma. Doğayı fazla romantize ettiğini ve doğaya şehirli bakış açısıyla yaklaştığını düşünüyorum. Evet, yazar kendini doğanın bir parçası görürken aslında zihninin ötekine özlem duyan bir şehirli zihni olduğunun farkında değil. Yine de keyif almadım diyemem. Ama sanırım ben, doğanın bir parçası olduğumu yazardan daha ileri bir boyutta hissediyorum.
Bu arada Hz. Muhammed’le ilgili bir cümle geçiyordu, ilgimi çekti. “Belki adını duyunca çığlık atacaksınız ama Muhammed’in bile uğruna yaşadığı hatta belki uğruna öleceği bir hedefi vardı” diyor. At gözlükleriyle etrafına bakınan bir kültürden çıkan, övgüye mazhar bir cümle denebilir. “Muhammed’in bile” demesi kendisini de o kültürün bir parçası yapıyor tabi.
YürümekHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20204,530 okunma