Her insanın unutamadığı bir öğretmeni vardır. Zamanın ötesinde idealist bir öğretmen olan Düyşen ve onun ışığı, eseri olan öğrencisi Altınay’ın sıcacık hikayesi. Kısa sürede okunabilecek bir eser.
Eserinde imzası olmayan yegâne sanatkâr öğretmenlerdir- ATATÜRK
Okuduğum her kitapta gördüklerimizin ardındakilerini görebilmenin asıl maharet olduğunu bir kez daha anlıyorum. Sevgi, acımak ve anlamak... Bu kelimeler bende kitabı özetleyebilen kelimeler. Zehra’nın kitabın sonunda yaşantısının bir ardının olduğunu ve bunu hiç göremeyişine onun kadar üzülebiliyorum. Meslek hayatına bu olaydan sonra nasıl devam ettiğini merak ediyorum zaten Kaan Murat Yanık’ın da söylediği gibi değil mi biten her kitaptan sonra yetim kalıyor ruh.
Evinin kapılarını kapattığında bilmediğimiz yaşamlar hakkında yorum yaparken kaç defa daha düşünmemiz gerektiğini gözler önüne seren bir kitap. Okurken merakı arttıran , hikayeye bağlayan bir takım düşünceler insanda fazlasıyla artıyor. Psikiyatrist, hasta ilişkisi hikayeleri bir çoğumuzun ilgisini çeker yönde ve şu zamanda bir çok tv dizisinin konusu Gülseren Budayıcıoğlu’nun mesleki hayatında gördüğü vakalardan esinleniyor. Kitap akıcılığı ve betimlemeleriyle kolay ilerleyiş sarfediyor. Yazar fazla tıbbi-psikolojik bilgi vermemeye özen göstermiş sanırım okuru sıkmamak adına böyle bir yol izlemiş. Toplum olarak çocuklukta yaşadığımız olayların da insanın ileri ki hayatında ne kadar yer edindiğini görüyoruz. Umarım bir şeyler değiştirmek adına az da olsa insanı düşündürmeye sevk edebilen yapıt olabilir.