Aydınlığın ahengi, Rengin ahengi, Sesin ahengi, Hareketin ahengi, Çıplak ayakların kana bulanmış zincirlerin ahengi Sökülmüş tırnakların ahengi, Ahenkler, Sonsuz ahenkler, ey Afrika'nın kederli sesi. Agostinho Neto
Şiir
Anı - şarkı sentez konsepti-1
Günaydınlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'yı ziyaret etmiş olanlardan ricam yorumlarda onlara pozitif hissettiren, gezerken dinledikleri iz bırakan şarkıları paylaşmaları🙏
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mısır gözler önünde, ama Sudan piramitlerin gerçek ülkesi. Mısır antik eserleriyle dünyaca ünlü olsa da, Sudan dünyadaki diğer ülkelerden daha fazla piramite ev sahipliği yapıyor: 200'den fazlası çöl kumlarından çıkıyor. MÖ 800 yılları arasında güçlü Koush krallığı tarafından inşa edildi. J. - C. ve 350 önlük. J. - C. , dik kenarları ve sivri uçları olan bu anıtlar kraliyet mezarları olarak hizmet ediyor. En büyük konsantrasyon, Koushite kral ve kraliçelerinin nesillerinin nefes kesen bir taş alanda dinlendiği antik Meroe nekropolünde. Koushitler zorlu hükümdarlardı. MÖ 8. yüzyılda Mısır'ı fethettiler. J. - C. ve kralları 25 Mısır hanedanının siyah firavunları olarak bilinmeye başladı. Yine de, Nil boyunca geniş bir imparatorluğa ve eşsiz Mısır, Afrika ve yerel geleneklerinin bir karışımına rağmen, olağanüstü medeniyetleri tarihin en bilinmeyen bölümlerinden biri olmaya devam ediyor. Yüzyıllar boyunca, bu sessiz piramitler Sudan çölünde durdu, bir zamanlar Mısır'ın gücüne rakip olan gururlu ve güçlü bir krallığın değişmez tanıkları. Taşa kazınmış unutulmuş bir imparatorluk
🧓İnsanın simasında iki mühür parlıyor 🧑‍🦳Birleşmiş Milletler yayınlarına göre dünyada halen 8.000.000.000 (sekiz milyar)dan fazla insan yaşamaktadır. Son bir yılda yaklaşık 70.000.000 (yetmiş milyon) doğum gerçekleşmiştir. Ölümlerin sayısı ise 32.000.000 (otuz iki milyon)dur. Her yıl nüfus 38.000.000 (otuz sekiz milyon) çoğalmaktadır. 🥀Adem Aleyhisselâm'dan bu yana yaratılmış insan sayısını hayal etmek bile zor. Asıl düşünmemiz gereken her insanın yüzü yaklaşık 30 cm2 bir alan kaplamaktadır. Bu alan içinde Allah herkese aynı organları takmıştır. 🧑‍🦳Herkeste iki göz, iki kulak, iki delikli bir burun vardır. 🧑‍🦳Bizler insanları yüzdeki bu dar alandaki organlarla birbirinden ayırırız 🧑‍🦳. Her bir insan birbirinden çok uzaklarda kimi Alaska'da, kimisi Afrika'nın geçit vermez ormanlarında, kimisi Himalayaların yamaçlarında, kimisi Ekvator bölgesinin kızgın sıcağında, kimisi siyahî, başkası kızılderili, kimisi tarihin evvelinde binlerce yıl öncesinde, kimisi daha dün belki bugün dünyaya gözünü açtı. Daracık simasında aynı organları taşıyor. 🧑‍🦳Bu kadar geniş alanda, muhtelif zamanlarda, farklı diyarlarda, başka başka toplumlar içinde doğduğu halde hep aynı organlardan oluşan bu simalarda hiçbir şeyin unutulmadığını binlerce senedir insanoğlu görüyor. 🧑‍🦳Tarihin geniş zaman dilimi içinde yaratılmış bu insanların hepsinin aynı organlardan oluşturulan simalarının birbirine benzemesi "vahidiyet" sıfatıyla hepsini bir anda gören, bilen, ilmiyle organları aynı işi görmek üzere düzenleyen ilmi, kudreti nihayetsiz olan Allah'tan başka kimin eseri olabilir? 🧑‍🦳 Her insanın simasında apaçık Allah'ın "vahidiyet" mührünü görüp okuyoruz. 🧑‍🦳Bütün bu benzerliklerin yanında her insanın daracık simasında onu diğerlerinden ayıran, Ahmet ile Hasan'ı, Ayşe ile Fatma'yı fark edip tanımamızı
Duygu ve Düşünce
Küresel siyaset sahnesinde bugün haritalara baktığımızda gördüğümüz sınır çizgilerinin çok büyük bir kısmı, adil birer bölüşümün değil, sömürgeci imparatorlukların geri çekilirken bilerek yanlış attığı dikişlerin eseridir. İngiltere, Fransa, İspanya gibi emperyal güçler egemenlik alanlarını terk ederken arkalarında net, hukuki ve homojen sınırlar bırakmak yerine, pimi çekilmiş el bombaları andıran "Kasıtlı Çözümsüzlük" alanları imal etmişlerdir. Bu stratejinin temel amacı; yeni kurulan devletlerin enerjilerini birbirleriyle savaşarak tüketmesini sağlamak, bölgesel bir süper gücün doğuşunu engellemek ve her iki tarafı da kalıcı olarak Batılı bir hakeme ya da silah tüccarına muhtaç kılmaktır. Dünya üzerinde bu sinsi mühendislikle üretilmiş, günümüzde hâlâ kanayan ve küresel dengeleri sarsan en kritik sınır sorunlarını şu şekilde haritalandırabiliriz: 1. Güney Asya ve Uzak Doğu: İngiliz Sömürge Laboratuvarı İngiltere, sömürgelerinden çekilirken harita üzerinde cetvelle çizgi çekme ve etnik/dini unsurları birbirine düşürme konusunda en kusursuz sabıkaya sahip ülkedir. Keşmir Meselesi (Hindistan - Pakistan): 1947 yılında İngiltere alt kıtayı apar topar ikiye bölüp giderken, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ama yöneticisi Hindu olan Keşmir’in statüsünü ucu açık bıraktı. Bu bilinçli belirsizlik, iki komşu ülkeyi nükleer silahların gölgesinde üç büyük savaşa sürükledi. Sorun bugün hâlâ iki ülkenin kalkınma enerjisini emen kalıcı bir kara deliktir. Durand Hattı (Afganistan - Pakistan): 1893 yılında İngiliz diplomat Mortimer Durand tarafından çizilen bu sınır, Peştun etnik kökenine sahip halkı tam ortasından ikiye böldü. İngiltere bölgeyi terk ettikten sonra Afganistan bu sınırı hiçbir zaman tanımadı. Bugün Taliban yönetimi dahil tüm Afgan hükümetleri ile Pakistan
Tarih
Küresel Güç Siyasetinde "Kasıtlı Çözümsüzlük" ve Güvenlik Paradoksu: Böl-Yönet Mirasından Bölgesel Kırılmalara Uluslararası siyasetin tarihsel akışı incelendiğinde, coğrafi sınırların ve egemenlik alanlarının belirlenmesinde küresel güçlerin bıraktığı yapısal mirasın, bugünkü jeopolitik krizlerin temel yakıtı olduğu görülmektedir. Emperyalist vizyonun bir sonucu olan ve siyaset biliminde emperyal miras olarak tanımlanan bu durum, sömürgeci güçlerin bir bölgeden fiziki olarak çekilirken arkalarında kalıcı barış hatları yerine pimi çekilmiş el bombalarını andıran kronik sorunlar bırakması esasına dayanır. Kasıtlı çözümsüzlük olarak nitelendirilebilecek bu strateji; egemenlik çatışmalarını körüklemek, yeni kurulan yapıları eski hamilerine bağımlı kılmak ve bölgesel bir süper gücün doğuşunu engellemek amacıyla yüzyıllardır sistematik bir biçimde uygulanmaktadır. Fiziksel varlığını sonlandıran sömürgeci irade, ardında bıraktığı istikrarsızlık alanları sayesinde bölgenin geleceğine ipotek koymaya devam etmekte, krizlerin kendisini sistemin devamlılığını sağlayan birer yakıta dönüştürmektedir. Bu sistematik mirasın en somut ve kanayan örnekleri, Güney Asya’dan Uzak Doğu’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada bugün bile sıcak çatışma potansiyelini korumaktadır. İngiltere’nin bin dokuz yüz kırk yedi yılında Hindistan alt kıtasından çekilirken apar topar çizdiği sınırlar, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan ancak yöneticisi Hindu olan Keşmir bölgesini tam bir belirsizliğe mahkûm etmiştir. İngiliz sömürge aklının arkasında net bir hukuki statü bırakmadan çekilmesi, iki komşu ülkeyi nükleer silahların gölgesinde üç büyük savaşa sürüklemiş ve Keşmir’i kalıcı bir istikrarsızlık merkezine dönüştürmüştür. Benzer bir sınır mühendisliği, bin sekiz yüz doksan üç yılında çizilen
Tarih