Özel köle ticareti şirketleri Amsterdam, Londra ve Paris borsalarında işlem gördüler, iyi bir yatırım olanağı arayan orta sınıf Avrupalılar da bu hisselerden satın aldılar. Bu parayla şirketler gemiler üretip, denizciler ve askerler istihdam ettiler ve Afrika'dan aldıkları köleleri Amerika'ya taşıdılar. Amerika'da köleleri çiftlik sahiplerine satarak elde ettikleri gelirleri de şeker, kakao, kahve, tütün, pamuk ve rom gibi ürünler almak için kullandılar, sonra da Avrupa'ya dönüp şeker ve pamuğu iyi bir fiyattan satıp tekrar Afrika'ya hareket ederek döngüyü sürdürdüler.
Ota Benga'nın acılarında boğulun...
1900'lü yılların başında Darwin'in evrim teorisi ile birlikte insanın maymuna benzeyen canlılardan türediği iddiası iyice yaygınlaşmış ve bu harika buluşu(!) destekleyecek delil arayışları içine girilmişti. Samuel Verner adlı bir evrim araştırmacısı bu çalışma için Afrika'ya gelmişti.Gayesi burada canlı ara geçiş formu bulmaktı.Verner Afrika'da Kongo'da yaşayan evli ve iki çocuk babası olan Ota Benga ile karşılaştı.Bu zenci insanı Afrika ormanlarında ara geçiş formunun canlı kanıtı olarak yakalayarak zincirli ve kafese konmuş bir şekilde Saint Louis de yapılan fuarda teşhir etti. Bu şekilde Amerika'ya götürülen Ota Benga ardından New York'ta bulunan Bronx Hayvanat Bahçesi'nde diğer hayvanlarla birlikte kafese konarak burada birkaç şempanze goril ve orangutanla birlikte insanın eski ataları olarak sergilendi. 1904 yılında yakalanarak ailesinden alınıp hiç tanımadığı diyarlara getirilen ve bir hayvan muamelesi gören Ota Benga bu acılara dayanamayarak en sonunda kendini öldürmüştür.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İngilizler Hollandalıları yendikten ve Jamaika'ya da el koyduktan sonra köle ticaretinin daha da büyük bir kısmını ele geçirdi. İngiliz gemileri on yedinci yüzyılın ikinci yarısında Yeni Dünya'ya köle olarak çalıştırmak üzere 350.000 küsur Afrikalı taşıdı. Bu arada 1672'de imtiyaz verilen Kraliyet Afrika Şirketi sadece 1680'li yıllarda Amerika'ya 60.000 Afrikalı taşıdı. Afrika ticareti arttıkça Afrikalı köleler giderek Avrupa'dan gelen senetle bağımlı işçilerin yerini aldı.
Sayfa 179·Kitabı okuyor
On altıncı yüzyılda altın temin etmek Avrupalıların sömürgecilik politikasında saplantı hâline geldi. 1470'li yıllarda Portekizli denizciler Afrika'nın "Altın Sahili"nde altın devşirmekteydi. Öte yandan Amerika'da büyük sömürgeler edinen ilk Avrupa devleti olan İspanya çılgınca denebilecek bir altın tutkusuna kapılmıştı (kısa süre sonra gümüş tutkusuna döndü). Kolomb "Altın en mükemmelidir, altın hazinedir, altını olan bu dünyada istediği şeyi yapabilir; onunla insanları cennete götürebilir" diye yazdı. Bu "kâşif"i, yerlileri önce Avrupa'da köle olarak satma takıntısına, sonra bunları köle olarak kullanmaya güdüleyen bu altın tutkusuydu.
Sayfa 194·Kitabı okuyor
Sylvia Plath İncir Ağacı Teorisi
Her dalın ucunda tombul, mor bir incir gibi eşssiz bir gelecek beni çağırıyor, bana göz kırpıyordu. İncirlerden biri, eş, mutlu bir yuva ve çocuklardı;bir başkası ünlü bir şair, öteki parlak bir profesör, biri şaşırtıcı editör Ee Gee, öbürü Avrupa, Afrika ve Güney Amerika,biri Constantin, Socrates, Attila ve garip adları, değişik meslekleri olan bir yığın âşık, bir başkasıysa Olimpiyat şampiyonu olan bir kadındı, ve bu incirlerin üzerinde ve ötesinde, ne olduklarını pek çıkaramadığım bir sürü incir daha vardı, Kendimi dalların çatallandığı noktada otururken görüyordum, incirlerden hangisini seçeceğime bir türlü karar veremediğim için açlıktan ölüyordum.İncirlerin hepsini ayrı ayrı istiyordum ama birini seçmek ötekilerin hepsini kaybetmek demekti ve ben orada karar veremeden otururken incirler buruşup kararıyor, birer birer toprağa, ayaklarımın dibine düşüyorlardı.
Sayfa 83 - Kırmızı Kedi·Kitabı okuyor
“Mehdoht kafasını duvara vurdu, defalarca vurdu, o kadar vurdu ki ağlamaya başladı. Hüngür hüngür ağlarken bu sene Afrika turuna çıkması gerektiğini düşündü. Afrika’ya gidip orada yeşerecekti. Tropikal iklim ağacı olmak istiyordu. Gönlü böyle istiyordu, zaten insanı deliliğe iten de hep bu gönül değil miydi?”
Sayfa 16·Kitabı okuyor