Kuyuların ortasında Yusuf gibiyim, Ateşe atlayan Halil İbrahim gibiyim, Kendi rızasıyla bıçak altına yatan Hz. İsmail gibiyim, Kayaların altında Bilal-i Habeş gibiyim, Her gece gözyaşı döken Yakup gibiyim, Dert çektim, sabrettim Eyüp gibiyim, Ne gelin oldum, ne çocuk yaptım, Bu güzel bedeni bir parça toprağa ucuz bir fiyata sattım.. //Emine Afşin (Ema Sazbend)
Şiir
MOSSAD BESLEMESİ NEO YEZİTÇİLER...
Şu Neo-Yezitçi tayfanın MOSSAD beslemesi olduğuna dair şüphelerim var. 1. Hiçbiri gerçek kimliğiyle yazmıyor. Belki birkaç kişi onlarca rumuzu yönetiyordur. Kimliği belli olmayanlar hakkında da ne düşünsen hak. 2. Önce yanına "ben de sünnîyim" diye gelip şiileri kötülüyorlar. Sen onlarla konuşunca zehirlerini akıtmaya başlıyorlar. "Aslında Yezid haklıydı. Çok büyük adamdır kendisi. Kerbelâ'yı ve Harre'yi o yapmadı ama yapsa bile haklı. Jöntürkler demiş miydim? Onlar da çok üstün insanlar. 3. İki kişiye özellikle düşmanlar: Bir, Hazret-i Ali. Yahudilerin en sevmediği Müslüman. Savaşlarda en çok Yahudi'yi o kesmiş. Onu alttan alta öyle bir kötülüyorlar ki, sözlerine hak verdiğinde sana lanet okumak kalıyor. 5. İkinci en büyük düşmanları Sultan Abdülhamid. Aman Allah'ım nasıl bir düşmanlık. Tabiî ilk önce böyle başlamıyor. Strateji şu: "Jöntürkler çok iyi insanlardı. Enver, Talat, Cemal, ultra-Müslüman. Enver bir kerede Abdülhamid'i minareden atıp sonra aşağı inip tutmuş. İstese tutmaz yâni. Ne büyük insan!" Düşünüyorum da, İsrail'in bazı İslâmcı görünümlü tipler yetiştirip Müslümanlar arasına saldığıyla ilgili haberler çıkıyordu. Tam da şu Filibeli, Afşin gibi tipler olmalı. İnce çalışıyorlar. Amaçları Ehl-i Sünneti yok etmek. NOT: Ehl-i Beyt sevgisi olmadan Ehl-i Sünnet yoktur zaten. Neo-Yezitçilerin diğer özellikleri; 1. Her biri zeki tiplerdir. Sağlam muhakemeleri vardır. Bizim camiada pek sağlam muhakeme göremezsin. İnsanlar yürekleriyle konuşurlar. İyi yanından alırsan, samimiyet; kötü yanından alırsan, ilkel hissîlik, ham tepkicilik. Bunlarda böyle şeyler yoktur. Her işlerinden şeytanî bir zekâ sırıtır. **2. Derslerine çok iyi çalışmışlardır. Neyi nasıl girecekler, hangi tonda ilerleyecekler, bilirler. Bizde ise söylenecek şey
İnceleme & Yorum
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sıcak Kafa
Bu hissi bilirim. Vücut dediğiniz şey size bir tür hapishane gibi gelmeye başlar. Hapishane de değil, nasıl desem, vücudun tamamı ruhu çok sıkı saran bir dik yakalı kazağa dönüşür. Yırtmak için dayanılmaz bir istek duymaya başlarsınız. Siz bu hissi bilmezsiniz. Ben bilirim. Sıcak Kafa, Afşin Kum #kitap #editör #yazar #edebiyat #roman #distopya #roman #tavsiyekitap #tanıtım #reklam
Nejdet Sançar'ın ruhu şad olsun.
Nejdet Sançar öldü demek, Türkçülük cephesi en iyi savaşan tümenini kaybetti demektir. Bu boşluğu ve ön saflardakilerin yıpranmışlığından doğan açığı ikinci, üçüncü sırada hedefe doğru yürüyenler dolduracak, yürüyüşe bir an bile ara verilmeyecektir. Gerçek insan için hayat, savaştır. Biz bu dünyaya hayvanlar gibi zevk etmeye değil, bir görev yapmaya geldik. Bu görev, dirliğimiz boyunca, son günümüze ve gücümüze kadar sürecek Türkçülük savaşıdır. Ölenleri toprak ananın kucağına, tarihin şeref yaprağına, Tanrı’nın esirgenliğine bırakarak Kızılelma’ya doğru ilerlemek olan Türkçülük savaşı.. Nejdet Sançar böyle öldü. Öldüğü gün, yazı makinesinde, ikinci ve geniş basımını hazırlamakta olduğu “Tarihte Türk-İtalyan Savaşları”nın bir sayfası takılıydı. Belki kimsenin bilmediği acılar içinde yaşayan, yoksulluk devirleri geçiren Nejdet Sançar’ın kaybı benim için bir kardeş kaybından daha ileri, bir ülküdaş kaybetmenin ızdırabıdır. Afşın, Nejdet Sançar’a karşı sırayı bozduğu gibi, Sançar da bana karşı sırayı bozdu. En büyük kanun ölüm sıra diye bir şey dinlemiyor. İkinci, üçüncü saftakiler ilerdeki yerlerini çabuk alsınlar. Zaman çok azaldı. Artık yalnız kaldığımız zamanlardaki bazen ciddi ve kederli, bazen şaka ile karışık konuşmalar bitti. Şimdi ben ona ara sıra içimden hitap ediyor, fakat cevabını alamıyorum. Şu satırları, 1944 davasında Sançar’ın yaptığı savunmanın son cümlesiyle bitireyim: Türk Irkı sağ olsun… Hüseyin Nihâl AtsızHüseyin Nihâl Atsız
OKUDUM BİTTİ Yusuf AtalmışYusuf AtalmışİLGAN #AYLAK ADAM #YORUM Aylak Adam, Türk edebiyatında modern bireyin iç sıkıntısını, toplumla uyuşmama hâlini ve derin yalnızlığın en yalın ama en çarpıcı biçimde anlatan romanlardan biridir. Romanın kahramanı C., çalışmayı ve “düzenli hayat” fikrini reddeder; günlerini İstanbul sokaklarında dolaşarak geçirir. Ancak bu aylaklık bir tembellik değil, dünyaya karşı sessiz bir başkaldırıdır. C., insanlarla gerçek ve sahici bağlar kurmak ister fakat karşılaştığı ilişkiler ona yapay gelir. Aşkı arar, fakat bulduğu her şey eksik kalır. Kalabalıklar içinde dolaştıkça daha da yalnızlaşır. Şehir onun için hem bir sığınak hem de bir labirenttir.  “Düzene sığmayan bir ruhun hikâyesi.” Afşin Okuma Grubu’nun şubat ayı için seçtiği Aylak Adam’ı, Yusuf Atılgan’ın kaleminden grupça okuduk. Hepimiz için çok keyifli ve verimli bir etkinlik oldu.
ESKİ TÜRKLER ALEVÎ MİYDİ? ve AZERÎLERİN PUTU "BABEK"...
Türkiye Caferileri Lideri Selahattin Özgündüz: "Yavuz’a kadar Türkiye Alevîdir! [...] Türk Devleti de Alevîdir! [...] Sünnîliği şekillendiren İran’dır! [...] Genel Türk Dünyası Alevîdir!.. Bir Yecüc-Mecüc masalı hâlinde gidiyor: "Eski Türkler Alevîydi, Şiîydi, Yavuz hepsini Sünni yaptı!.. Elbet ciddiye almaya değmez ama bir miktar içyüzüne bakmakta fayda var. Kimmiş o eski Türkler? Abdülkerim Satuk Buğra Han değil... Selçuk Gazi hiç değil... Yâni Doğu Türkleri de, Batı Türkleri de en başından beri Sünnî... Pir-i Türk Ahmed-i Yesevî; o bizzat Hacegân büyüklerinden; yani ön-Nakşî; yakından uzaktan alâkası yok. O hâlde kimi kastediyorlar? Galiba buldum: Babek diye bir tip var. Mecusî intikamcısı, Fars milliyetçisi, Mezdek'in dininden... Abbasîlere isyân etmiş ve onları 20 sene uğraştırmış... Bir nevi Ridde hareketi yapmış... Pek çok Müslüman çoluk çocuğu öldürüp mallarını yağmalamış... Sasanî Krallığını diriltmeye çalışmış. Onu Türk sayıyorlar. Bu kesin bir şey değildir. Kökeni meçhûldür. Türk de olabilir, Kürt de, hattâ Ermeni, Gürcü vs de... Ama modern zamanlarda öyle bir şişirilmiş ki, tüm Azerîler onu en büyük millî kahraman sayıyor... Yere göğe koyamıyorlar... Babek dediğiniz zaman Azerbaycan'da (hem Güney, hem Kuzey'de), bildiğin put... Peki amcamın oğlu, onu tedip eden bizzat Sünnî Türkler değil miydi? O şanlı İslâm kumandanlarını da söylesene bize: **Abbasilerin Azerbaycan genel valisi Afşin Bey, Kardeşi Fazl. Emirleri; Boğa el-Kebîr, Inâk et-Türkî, Beşîr et-Türkî.** Bunları niye söylemiyorsun? Bunların Türk oldukları hakkında hiçbir tartışma yoktur ama Babek şüphelidir. Bu İslâm kahramanları Babek'i ezip geçmiş kahramanlar. __Bu Batınîler'de âdettendir; sıkıyı gördü mü, karısını bırakır da kaçarlar. (Önce Bizans'tan
Türkler'in Tarihi