Sanki hala yaşıyormuş gibi...
Ben o zamanlar gökte bile onu görüyordum halüsinasyon seviyesine gelmişti nerdeyse sürekli alkolden dolayı, sanki hala yaşıyormuş gibi yeni anılar biriktiriyordum, böyle olsa bunu yapardı bunu derdi gibi düşünüyordum sürekli hayal aleminde yaşıyordum sonra yavaş yavaş yüz hatları kayboldu zihnimden fotoğraflar yeterli olmuyor bir insanın yüzünü hatırlamak için sonra sesini hiç hatırlayamaz oldum zamanla azaldı her şey ve kayboldu sadece varlığına dair düşünceler kaldı geriye, önceden olan ve şuan olmayan bir varlık gerçekliğini kaybetti sanki hiç var olmamış gibiydi, zihnime unutmamak için engel olamadım sanırım gerçek olan şeylerin hep olacağına inanıyoruz artık olmadığı içinde gerçek değilmiş gibi geliyor, bu düşünceye ulaşınca dünyada gerçek olan hiçbir şey kalmıyor, o değilde başka birini de seviyor olabilirdim farklı bir ailemde olabilirdi tıpkı başkası gibi yani kişilerin bir önemi kalmıyor. Önemi olan şeyi hislerim olduğunu fark ediyorum gerçeklerin sadece hisler olduğunu kişilerin değişken olduğunu, mesela anneni mi özlüyorsun yoksa anne sahibi olma hissini mi? Başka birisi de annen olabilirdi bu kurma düzende tek gerçekliğin içimizde yaşadığımız sadece zihnimizden geçen düşüncelerden ziyade hem duygularımızı hem de zihnimizi esir alan o hisler olduğunu düşünüyorum. İçerisinde duygu veya zihnin birinin eksikliği olan düşünce hiç kalıcı olmuyor ve hisse dönüşmüyor. Bu düşüncenin sonunda etraftakilerin oluşturduğu değil kendi içimdeki dünyaya erişiyorum orada sadece bana ait olan dünyayı buluyorum her şeyin anlamsızlığını aynı zamanda benim de bir her şey parçası olduğumu kabul ediyorum. Bu şekilde hem kendi hiç oluşuma hem her şey oluşuma şaşırıyorum. Sonra esiri olduğum o hisse geri dönüyorum onu ben var ettim ve yaşadım acısıyla iyisiyle kötüsüyle kalbime
Daha Şair Olacağım...
Sessizlik Ve de sensizlik Ne benzer şeyler Akışkan bir toz bulutu gibi Savrulan yüreğime bir ağ atıyorlar Tam bir rüzgar vuruyor derinlerime Süzülüp senin köşelerinde kalacağım Derken... Sessizlik bulutumu sertleştiriyor Sensizlik beni sessizliğe bırakıyor Muhtemel ihtimaller Ümitleri aklıma prangalarla bağlıyor Tam bir "oldu" çekeceğim Prangaların yerini örümcek ağları alıyor Ümidimi pek tabii kesmiyorum Ümidimi ihtimallere bağlamak da istemiyorum Çok şey istediğimi var sayıyor ve ekliyorum Sensizlik ihtimalinin muhtemel olmasını İstemiyorum Sensizlik beni sessizliğe itiyor Olamaz! Daha şair olacağım... Muhammed Aydın
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Zaman, ayaklarımda tükendi adım adım Heyula, bir ağ gibi ördü rüyalarımı Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım Nurullah Genç
Şiir

KerZeY35

@kerzey35
·
Ben olsaydım...
Yıllardır boz bulanık suları yudumladım Bir pelikan hüznüyle yürüdüm kumsalları Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım Nurullah Genç
Şiir
Zümrüt tüylü bir kuş duydum, ağ örülmüş sesine
HAZİRAN AYI OKUDUKLARIIM VE TBR
merhabalaarrr geçen gün bi iletimde bana kitap önermenizi istemiştim biraz yoksulluktaydım daa😭😊💗ve hepinizin önerdiiği kitapların çoğunu okumaya çalıştım bugüne kadaarr ve haziran ayı tbrsini ve okuduklarımı paylaşmak istediim 🐽💝 ayın ortasına geldik bile, ben de hem haziran başından beri büyük bir merakla bitirdiğim kitapları hem de ayın kalan günlerinde okumak istediğim o listeyi (yani şu tbr olayını) sizinle paylaşmak istedim. hadi gelin biraz konuşalım, dertleşelim! 👇✨ 📚 haziran başından beri bitirdiklerimm Ölüm Beni Bulana Dek : ismini ilk gördüğüm andan itibaren beni çok hüzünlü ve duygusal bir hikayenin beklediğini biliyordum aslında ama bu kadarını ben de tahmin etmemiştim. okurken gerçekten içimin burkulduğu, karakterlerin hislerini resmen kalbimde hissettiğim bir süreç oldu. duygusal dozu o kadar yüksek ve o kadar naif işlenmişti ki, hüzünlü kitapları sevenlerin kesinlikle şans vermesi gereken, insanı kendi içine döndüren çok etkileyici bir kurguydu. 🥺💔 Akhilleus’un Şarkısı : mitolojik hikayelere ve o evrenlerin büyüleyici atmosferine zaten çocukluğumdan beri apayrı bir ilgim var ama bu kitap benim için apayrı bir yerde duruyor artık. o kadar zarif, o kadar ince ince işlenmiş bir anlatımı vardı ki, her sayfasında o antik dünyanın havasını soludum resmen. ama o son sayfalar... canımı o kadar çok yaktı ve beni o kadar derin bir çaresizlikle baş başa bıraktı ki, kitabı kapattığımda gözyaşlarımı tutamadığımı itiraf etmeliyim. tam anlamıyla yürek burkan bir şaheserdi. 😭🏛️ Kargalar Meclisi : işte bu ayın benim için en büyük bombası ve heyecan kaynağı kesinlikle buydu! Kaz Brekker ve onun o her biri birbirinden yaralı, tekinsiz ama bir o kadar da sadık çetesiyle tanışmak harika bir deneyimdi. Ketterdam’ın o dumanlı, tehlikeli ve karanlık sokaklarında onlarla birlikte o imkansız, tam bir
İleti
Mayıs Okuduklarım & Haziran TBR (Yappingte Şampiyonlar Ligi)
Mayıs ayı, yine-yeni-yeniden çok dengesizdi. Ben bile bu kadar dengesiz değilim/j Kimi zaman, YKS25 sınavındaki sanat eserini çöp sanıp çöpe atan hizmetçi kadar süzme; kimi zaman Kintsugi sanatı gibi kendini kusurlarıyla dahi kabul eden hatta o kusurları daha da ön plana çıkaran o sanat türü gibi kendiyle barışık & mutlu hissettim. Ortasıysa hiçbir zaman kapımı çalmadı. Yaşadığım sıkıntı büyük ölçüde hobilerime yansıdı tabii. Özellikle kitap cephesi bundan fazlasıyla nasibini aldı: Kitap okumak, benim için aylar önce korktuğum şekilde yük haline geldi. Kitapları özümseyerek okumadım aksine vicdanımı rahatlatmak için bir araç niyetine kullandım. Sonucu ağır oldu gerçiçdğwdğwdwpğ. Vicdanım sadece kısa süreli rahatladı. Günün sonunda eylemleri yüzünden kitap okumaktan iyice soğumuş kendimle kaldım. Ama dengesiz demiştim ya ay hakkında, atlatmanın yolunu da buldum fazla gecikmeden. Yanlış anlaşılmasın, çok sıkıntı çektim süreç içinde. Sabotajcı iç sesim otoriter oldu, keyif aldığım şeylerin bana yine zevk vermemesinden korkup kaçtım. Ancak, tüm hayatıma entegre ettiğim bir sözü, düşünceler susana dek telkin ederek çıktım bataklığımdan: Yarına sağ çıkıp çıkmayacağım bile belli değilken ben ne diye saçmalıklara harcıyorum zamanımı? Ben, her zaman hayata en ufak rüzgarda uçup giden bir yaprak olmadığımı, iz bırakmak için geldiğimi düşündüm. İz bırakmak istiyorsam, sevdiğim şeyleri dibine kadar tatmak istiyorsam bir kelebeğin ömrü misali zamanı değerlendirmem gerekmez mi? Gerekir. Ben de kazandığım bu farkındalıkla yeni bir pencere açtım hayatıma. Ancak o pencere, direndiğim o rüzgarı beraberinde getirdi. Hâliyle yanlışım sandım. Sonra anladım, panzehirim rüzgarmış. Yıkılmakmış. Kitaplardan, çok sevdiğim şeylerden kendimi soğutmam yüzeysel bir olay değilmiş. Kendimi
1000Kitap