Ölümün ne zaman geleceğini henüz bilmiyor olsak da eli kulağında olduğunu kesin olarak bilmek elimizi kolumuzu bağlar. Hem kendi içimizde hem de birbirimize bu görünmez bağla bağlanırız. Bir eve hastalık girdiğinde yalnızca bir bedeni ele geçirmekle kalmaz, kalpler arasında da karanlık bir ağ örer ve umut bu ağa gömülür.
Sayfa 60·Kitabı okuyor
Nasıl hücrelerden oluşan bir ağ, bir hücrenin tek başına yapamayacağı şeyleri başarabiliyorsa, dini ağlar da tapınaklar inşa etmek, hukuk sistemleri düzenlemek, kutlanacak bayramları belirlemek ve din savaşları çıkarmak gibi bireylerin asla tek başına yapamayacağı şeylerin üstesinden gelebilir. Bilginin gerçekliği her zaman temsil etmediğini söyleyebiliriz. Fakat her zaman bir şeyleri birbirine bağlar. Bu, onun temel özelliğidir. Dolayısıyla bilginin tarihteki rolünü araştırırken, “ gerçekliği ne kadar iyi temsil ediyor?” veya “ doğru mu yanlış mı?” gibi sorular bazen anlamlı olsa da en önemlileri, “ insanları bir araya getirebiliyor mu?” ve “ hangi yeni ağı yarattı?” sorularıdır.  Bilgi her zaman bağlantılar kurarken, çoğu bilgi özel bir çaba gerektirir. İşte tam da bu yüzden, daha güçlü bilgi teknolojileri yarattığımızda dünyayı daha doğru anlayacağımıza inanan naif bakış açısı hatalıdır. Dengeleri gerçeklerin lehine çevirmek için fazladan çaba harcamazsak, bilgi miktarı ve hızındadaki artış yüzünden, nadir bulunan doğru bilgiler çok daha yaygın ve ucuz bilgi türleri tarafından silinip süpürülecektir. Naif bakış açısının savunduğunun aksine homo sapiens dünyayı, bilgiyi her açıdan doğru bir gerçeklik haritasına dönüştürme becerisi sayesinde fethetmedi. Başarımızın sırrı daha ziyade, çok sayıda insanı birbirine bağlamak için bilgiyi kullanma yeteneğimiz. Bu yetenek ne yazık ki genellikle yalanlara, yanlışlara ve fantezilere inanmakla bir arada gelişiyor. 
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben bir kuş değilim; beni hiçbir ağ yakalayamaz ben bağımsız iradeye sahip özgür bir insanım
“I am no bird; and no net ensnares me.” “Ben bir kuş değilim; beni hiçbir ağ tutsak edemez.”
Bir ölümə çarə yoxdur deyiblər.Amma görünür ölüm çarəsizliyin çarəsiymiş. Çıxılmazlıqdan yeganə çıxış.
Aslında hiçbirimizin uzak olmadığı hikâyeler değil mi bu çocuk gelinler? Maalesef ki bu hikâyeler neşeli çocuk hikâyeleri değil. Çoğumuzun annesi, anneannesi, babaannesi... Çocuklukları içlerine bastırılarak söylenen, "Ağ elime mor gınalar yaktılar." türküleriyle içimize kalıp olarak yerleştirilen, diğer yandan "Bir yârim var on üç on dört yaşında." sözleriyle çirkin, anlaşılmaz ve uydurma ahlaklı anlayışın hâkim olduğu türküler..
Sayfa 30 - Yediveren Yayınları·Kitabı okudu
Roman