Belki de düşünmez; belki de hayvanlar us yürütmezler. Ama eğer ağaçlar konuşsalardı, Tanrım, konuşabilselerdi, kim bilir ne söylerlerdi, bize gölge etsinler diye kentin orta yerine diktiğimiz şu zavallacıklar! Kendilerini böyle dükkan vitrinlerinde yansıtılmış görünce, onca koşuşturan insan arasında, kentsel yaşamın gürültülü patırtılı hayhuyu ortasında, orada ne aradıklarını soruyorlar sanki. Yıllar önce dikilmiş, zavallı kavruk ağaççıklar olarak kalmışlar. Ağaçların kulakları yokmuş gibi görünüyor. Ama kim bilir, belki de büyümek için sessizliğe gereksinimleri var.
******
Metafor beni çok etkiledi,nedeni ise "ağaçların kulaklarının olmadığından bahsediyor" bu Kulaksız olmanın nedenini de"sessizce büyüyüp serpilmek için" diyor yazar. Benim bu benzetmeden anladığım ve çıkardığım ders: büyümek gelişmek kendi benliğimizi var edebilmek için kulaklarımızı topluma tıkamamız gerektiği olarak yorumladım