Susanna Tamaro’nun "Yanıtla Beni" adlı eseri, insanın içindeki sessiz çığlıkları, anlaşılma arzusunu ve sevginin eksik bırakılmış yanlarını muazzam anlatıyor. Olay örgüsü, birbirinden farklı hayatlara sahip insanların ortak yalnızlık duygusunda buluşması üzerine ilerliyor. Karakterler hayatın çeşitli kırılmalarını yaşarken; aile, aşk, dostluk, inanç ve aidiyet gibi kavramlarla yüzleşiyor. Her biri dışarıdan sıradan görünen fakat iç dünyalarında derin yaralar taşıyor, cevap aradıkları sorularla kendi benliklerine doğru bir yolculuğa çıkıyorlar. Öne çıkan bir karakter yok, insan ruhunun farklı yüzlerini temsil eden karakterler var. Tamaro’nun karakterleri kusursuz değil; korkuları, pişmanlıkları, özlemleri ve hatalarıyla son derece gerçekler. Özellikle iletişimsizlik, anlaşılmama hissi ve sevgi eksikliği karakterlerin temel çatışmasını oluşturuyor. Yazar, olaylardan çok duygulara ve iç çözümlemelere ağırlık vererek, okuru karakterlerin ruhuna yaklaştırıyor. İnsanın başkalarından değil, kendi içindeki sessizlikten cevap beklediğini anlatan güçlü bir eser. Sayfalar ilerledikçe insan ilişkilerinin ne kadar kırılgan olduğunu, söylenmeyen sözlerin bazen söylenenlerden daha ağır geldiğini hissettiriyor. Tamaro’nun sade fakat derin anlatımı, okuru sürekli kendi hayatıyla yüzleştiriyor. “Yanıtla Beni”, yalnızlığın, sevginin ve insanın anlaşılma ihtiyacının edebi bir sorgulaması.