Tesadüf
Platon, Timaios’da tesadüfle ilgili bir cümle kurar, “Tesadüfler ölümsüzlüğü gösteren ve daire biçiminde dönen zamana dair değişikliklerdir.” Cümleyi ikiye böldüğümüzde, “Tesadüfler ölümsüzlüğü gösterir.” ve “Tesadüfler daire biçiminde dönen zamana dair değişikliklerdir.” Tesadüflerin ölümsüzlüğü göstermesi, rastlantısal olanın tanrısal olduğuna dair bir ifadedir. Çünkü tesadüf tamamen belirsizlikler içinde cereyan etmiştir ve bu belirsizlik “karşılaşanlar” içindir ama karşılaştıran (Tanrı) için bu belirsizlik yoktur. Bir de tevafuk var, onda da bu karşılaşmayı “ilahi irade” murat etmiştir diye kabul ediliyor. Sanki ilahi iradenin bilgisi dışında bir karşılaşma mümkünmüş gibi. Platon, tesadüfün de “ilahi iradeyle” vuku bulduğunu söylüyor, daha da güzel bir ifadeyle “ölümsüzlüğü gösterdiğini vurguluyor”. Yani “tesadüfün” daima vuku bulacağını ve her vuku bulduğunda da “ölümsüzlüğü göstereceğini” söylüyor. Öyleyse her “rastlantısal” olan ilahidir. Bilgi ve hikmetin “olay akışında” ortaya çıktığını kabul ettiğimizde ki bunu da zorunlu olarak kabul etmek durumundayız, olay akışının bir yerinde, en azından bir yerinde daima ölümsüzlüğü göstereceğini böylelikle de hikmetli olacağını söylemiş oluyoruz. Bu da cümlenin ikinci kısmı olan “tesadüflerin zamana dair değişiklikler” olduğu ifadesini geçerli kılıyor. Çünkü Platon’a göre “değişmeyen” , “değişenlerin” her hâlini biliyordur ve “değişenler” daima “tesadüfilik” barındırmak zorundadır zira “değişmeyen” kendini “değişenlerde” gösterir.
Sayfa 90 - Tanrı Payı·Kitabı okuyor
Alıntı
Öte yandan 2008 yılının ağustos ayında yayımlanan en son Dünya Değerler Araştırması, son yirmi beş yılda, ankete katılan elli iki ülkeden kırk beşinde mutluluğun artmış olduğunu ortaya koymuştur. Fakat araștırma aynı zamanda ekonomik büyümenin mutluluğu sadece kişi başına düşen GSYİH'sı 12.000 doların altında olan ülkelerde belirgin bir şekilde arttırdığını göstermiştir. Hindistan, Çin, Avustralya, Belarus, Macaristan, Şili, İsviçre (İsviçre!) ve Sırbistan'da mutluluk düşmüştür. Mutluluk, daha çok demokratikleşme, işyerinde daha fazla çeşitlilik ve fırsat, seyahate erişim ve kendini ifade etme fırsatı ile bağlantılı görünmektedir. Diğer araştırmalar, özellikle Batı'daki bireyci milletlerin “olumsuz duygulara karşı bilhassa duyarlı olduğunu”, Asya ve Latin Amerika ülkelerinin ise daha az duyarlı olduğunu, çünkü “kolektif iyinin bireysel duygulardan daha önemli görüldüğünü" göstermiştir.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Felsefe-Düşünce
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
18 Ağustos 1514 günü, İsmail'in ordusu Hoy Ovası'na indi.
Sayfa 353·Kitabı okudu
Edebiyat
TABLO: Nasreddin...
Dine yardımı dokunan... Yardım, üstünlük, yenme, galip kılma... Yağmurun her yeri sulaması... Hıristiyanlıkla alâkalı ve ona mensup olan... Göz pınarında, mak’at havâlisinde ve diş etlerinde olur bir hastalık... Nusret... Yardımcı... Zafer veren... Neşreden, yayan... Bir müellifin eserini bastırıp çıkaran... Editör... Kolu açan adale... Kuruyup yağmurdan yeşeren ot... Nesir yazan... Yayan, saçan, herkese duyurma... Nesrin... Ağustos gülü... Akbaba... Kartal... Rahmet... Hamî...
Tablo: Nasreddin, ″NASREDDİN HOCA’NIN HİMMETİ″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Lûgatçe
Palmer "Blake maskesi olmayan bir insandı, amacı yalın, yolu doğrudur ve hiçbir şey istemez: bu yüzden özgür, soylu ve mutludur" diye yazdı. Blake 12 Ağustos 1827 de, her zaman yaşamış olduğu gibi koyu bir yoksulluk içinde öldü. Savaş ve endüstriyel değişim ile yıkılmış bir dünyada, kendisinin gizemci, düşsel ve özgürlükçü dürtüleriyle hiçbir bağlantısı olmayan maddeci ve zalim bir çağda doğmuş olması onun şansızlığıydı.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Edebiyat
Sultan 26 Ağustos 1071 Cuma günü, bütün kumandan ve askerleriyle birlikte Cuma namazı kıldı ve onlara son olarak şu hitabede bulundu: "Ey askerlerim ve kumandanlarım! Daha ne zamana kadar biz azınlıkta, düşman çoğunlukta olarak böyle bekleyeceğiz? Ben, Müslümanların camilerde bizler için dua etmekte oldukları bu saatlerde düşmanın üzerine atılmak istiyorum. Galip gelirsek arzu ettiğimiz sonuç gerçekleşecektir, aksi takdirde şehit olarak cennete gideriz. Beni izlemek isteyenler gelsinler, istemeyenler ise serbestçe geri dönebilirler. Bugün burada, ne emreden bir sultan, ne de emir alan bir asker vardır. Bugün ben de sizlerden biri olarak sizinle birlikte savaşacağım. Biz, Müslümanların eskiden beri yapageldikleri bir gaza yapıyoruz"
Sayfa 85
1000Kitap