Ah benim Limon Ağacım, çok güzeldin.
Puan vermedi·400 syf.··
2026 68. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 02:41
Limon Ağacı'nı sevdim, çok sevdim. Şimdi size bunun nedenlerini ve kitabın konusunu genel hatlarıyla özetleyeceğim. Sevme nedenlerimden ilki araştırma tarzında yazılmaktansa roman tarzında yazılıp yer yer araştırma tadını da vermesi. İsrail-Filistin çatışmasını siyasi liderler, savaşlar ve diplomatik süreçler üzerinden değil, bu çatışmanın merkezinde kalan insanların hayatları üzerinden anlatması. Ama yazarın çok kapsamlı bir araştırma süzgecinden geçtiğini de görebiliyordum okurken, yani roman zaten deyip yalnızca olaya odaklanmaktansa sıkça bilgi veriyor. Karakterlerimiz de Filistinli Bashir Khairi ile İsrailli Dalia Eshkenazi. (Dalia, Dalin'le benzer geldi, bu aralar Filistin'le ilgili her şeyde kendimden detay buluyorum. Algıda seçicilik mi yahut işaret mi anlayamıyorum.) Bashir'in ailesi 1948'de Ramla'dan ayrılmak zorunda kalırken, Dalia'nın ailesi Avrupa'da yükselen antisemitizmden kaçarak İsrail'e yerleşiyor ve tesadüf eseri aynı eve taşınıyor. Kitap, bu iki farklı göç ve yerinden edilme deneyimini karşılaştırmalı biçimde ele alırken çatışmanın her iki tarafındaki tarihsel hafızayı da görme imkânı sunuyor sizlere bu çok güzel. Yani bilmiyorum benim için sanırım bilgi vermesi hep çok hoşuma gitti oysa amacım artık bilgi almaktansa bağımsız bir şeyler okumaktı ama hoşuma giden tafaf ise tarihi genel çerçeveye alabilmiş olması oldu. Bakın. Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminden başlayarak İngiliz Mandası yıllarına, İsrail Devleti'nin kuruluşuna, 1948 savaşına ve sonraki gelişmelere kadar uzanan geniş bir tarihsel süreçten bahsediyorum. Yani aslında okurken karakterlerin yaşadıklarını yalnızca kişisel trajediler olarak değil, bölgenin siyasi ve toplumsal dönüşümlerinin bir sonucu olarak değerlendirebiliyorsunuz bu da size kişisel olarak siyasi bir pencere açıyor.
Limon AğacıSandy Tolan · Pegasus Yayıncılık · 20227,8bin okunma
6/10
·97 syf.··
2026 5. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 21:08
ATEŞ SÖNENE KADAR “Sadece, sanki hep biraz daha zamana ihtiyacım varmış gibi geliyordu.” Öykü severler ve sevmeyenler toplanalım. Bize göre bir kitap buldum. Kısa, akıcı, absürt, ironik, acılı ve acıklı, hüzünlü aslında tüm duyguları içinde barındıran yani hayattan kesitler de diyebiliriz. Başrol yine kadın. Ah severiz dimi. Belki bu yüzden sahici geliyor ve bu yüzden seviyoruz yazarın kalemini. Yani benim için öyle. Bir yerimize dokunuyor, bazen yaraları yokluyor. Hüzün,karamsarlık aldı başını gitti derken işte bir yerde kahkahayı da eksik ettirmiyor şükür. Okunuyor okutturuyor kendini.
1000Kitap
Ateş Sönene KadarAylin Balboa · İletişim Yayınları · 20213,458 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Son yıllarda okuduğum en etkileyici kitaplardan
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2025 52. kitabı
Daniel Keyes den okuduğum ilk kitap. Düşük bir zekâya sahip Charlie'nin zekası deneysel bir operasyonla günden güne artar. Kitap Charlie'nin yazdığı ilerleme raporları bir nevi günlüğü olarak kurgulanmış. Her sayfada Charlie'nin IQ puanı yükselirken insanlarla olan ilişkilerinin nasıl değiştiğine tanıklık ediyoruz. Kitap boyunca kişinin mutlu olması, diğer insanlar tarafından kabul görmesi, sosyal ilişkiler kurması IQ'su ile ne kadar alakalı gibi soruları sordum kendime. Çevremizde ne kendimizden daha düşük ne de daha yüksek zekada insanlar istemiyoruz maalesef. Ah canım Charlie. Herkesin kitaplığında olması gereken bir kitap. Mutlaka okuyun.
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 13. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:19
Belli bir süre kitap okuyabileceğimi düşünmüyorum. Sinir krizleri geçirerek okudum. Midem bulanıyor. Melek gibi yaşayan, Melek gibi susan, Melek gibi bakan kadınlar var. Hep vardı. Belki de hep olacak. Ah kadınlarımız...
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,6bin okunma
Lütfen okuma yazmayı unutmayayım:(
Puan vermedi·325 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Charlie Gordon, akıllı olmak isteyen insanların ona gülmesini sevgi sanan zihni uzun süre çocuk kalmış bir adam. Bir süre o çok istediği akıllılığı elde eden hatta artık dahî olduğu için yine anlaşılmayan yalnızlık çeken bir adam. Sonunda hem akıllı hem mutlu kalmasını istiyor insan ama gözyaşlarına engel olamadan bitiyor kitap. Ah Charlie :( Algernon'a Çiçekler Daniel Keyes
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
10/10
·570 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 14:55
Merhaba kitap dostlarım... Bugün sizlere #uyumadanöncetutduğumdilekIV ile geldim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu kitap tam anlamıyla "Mutluluk, " kitabıydı. Ozan ve Bahar'ın dağları aşıp sonunda huzura kavuştuğunu okumak o kadar güzeldi ki... Yaşadıkları onca şeyden sonra bu mutluluğu sonuna kadar hak ettiler. İskeçe bölümleri ise kalbimi ayrı fethetti. Ozan'ın babaannesi ve dedesinin sıcacık karşılaması, aile ortamı, sofradaki samimiyet... Bir de yemek için hazırlanırken aynı tonlarda giyinmeleri. Yaya'nın kırmızı ruju... Ah Yaya, ne kadar da süslüsün sen öyle. Bu sahneler bana resmen aile olmanın sıcaklığını hissettirdi. Ozan'ın babasıyla olan bölümlerde ise açıkçası biraz gerildim. Bazı yerlerde ona hak versem de Bahar ve Ozan'ın üzerine fazla gittiğini düşündüm. Ama Ozan'ın sevdiği kadının yanında duruşu... "Bahar'ı ya da beni geçmişle yargılamak isteyen önce dönüp kendi eskilerine bakacak. Derdin bizim beraber olmamız, benim onu affetmemse, ben affetmeyi Bahar'la yaşadıklarımdan önce senden öğrendim." İşte o an durup Ozan'ı alkışlamak istedim. Sevdiği kadını kimsenin karşısında yalnız bırakmaması, gerektiğinde babasının karşısına geçmesi çok güzeldi. Bir diğer sevdiğim kısım ise bazı vedalar oldu. Özellikle Oktay'ın gelip veda etmesi ve ardından kendi yoluna gitmesi hikâyeye yakışan bir kapanıştı. Ama beni asıl etkileyen, bir babanın ilk kez şirketleri, gücü ve sahip olduklarını değil oğlunu seçmesiydi. Belki geç kalınmıştı ama yine de çok anlamlıydı. Ve Ayfer... Ayfer bu kitabın kalbi olmuş resmen. Kürek ve kovasıyla salyangoza ev yapmaya çalıştığı sahnelerde yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Ama beni asıl vuran Ozan'ın ona "Kuşum" diye seslenişiydi. Keşke o sesi duyabilseydik. Öyle içten, öyle yumuşak anlatılmıştı ki sanki seslenmiyor da kalbinden bir
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 20268 okunma