sırf tıp kazanmak istiyorum diye giremediğim haller ah pişman olduğum haller… bütün suçlusu benim
"Daha ne söyleyeceğim ki? Dalda bir gül vardı, onu da kopardım, söz bitti...""Simurg örtüyü kaldırıp güneşe benzer yüzünü gösterdiğinde, yüzbinlerce gölge yere serilmişti.. Simurg aleme gölgesini saldığından bunca kuş suretleri meydana geldi.. Simurg apaçık meydandaydı ki aleme gölgesi vurdu..""Sende sevgilinin yüzünü seviyorsan bil ki onun yüzünün aynası gönlündür. Gönlünü eline al da onun yüzünü gör! Canını ayna yap da onun güzelliğini seyret! ""Aramızda nice gizli yollar, canımızda nice sırlar vardır. Zahiren ondan haber sorarım ama hakikatte canım onunla beraberdir.""Gönül canın düşmanıdır. Canını terk edip o yola attın mı o yol biter. Can ayak bağıdır aşığa, canını verdin mi perdeyi kaldırır, sevgilinin yüzünü görürsün.""A akıllı, sen bana bir parça su ver. Çünkü ben kendi suyumdan bıktım! ""Sen en iyisi oraya bir hayli can yangınıyla gönül derdi götür. Çünkü orada hiç kimse sana böyle bir şey gösteremez. Dertle bir ah çektin mi bu ah, yanık ciğerinin kokusunu ta Allah katına götürür. Onun makamı senin canının ta içidir; canının dış yüzü ise, Allah'ın emirlerini kabul etmeyen nefsindir. Onun makamında bir canının ta içinden ah çekti mi insan her şeyden kurtulur.""Sana da canla başla oynamak kolay gelirdi ey nefsim. Şimdi gel de oyunu gör, sanatı seyret! ""Ne yapayım, ne diyeyim; yandım, eridim ben. Canım iki aleme de gözünü yumdu. Şimdi İblis' e kıskançlık ateşiyle yanıp yakılıyor. Allah'ın ona lanetle bile olsa hitap etmesi yeterli; değil mi ki lanet bile ondan geliyor. Ama Rabbim bana karşı hiç bir şey buyurmuyor. Buna üzülüyorum, bunun için İblis' i kıskanıyorum.""..Artık kim bu konuda bir şey söylerse say ki bir kör gördüğünü anlatıyor; sağır da oturmuş onu dinliyor! ""Dil kılıcının aslı sükuttur. Madem ben de sözü tamamladım, susayım bari. Çünkü iş gerek, söz
Reklam
Gerçek aşıklara sala denildi Dertli olan gelsin dermanı buldum Ah ile vah ile cevlan ederken Canımın içinde cananı buldum Akar gözlerimden yaş yerine kan Zerrece görünmez gözüme cihan Deryalar nuş edip kanmaz iken can Aşıklar kandıran ummanı buldum Aşıklar meydana doğru varırlar Erenler cem'olmuş verir alırlar Cümle evliyalar divan dururlar Cevahir bahşolan dükkanı buldum Açılmış dükkanlar kurulmuş pazar Canlar mezad olmuş dellaller gezer Oturmuş ümmetin beratın yazar Hakk'a mahbub olan sultanı buldum Emir Sultan ider ne hoş pazar imiş Aşıklar salınıp gezerler imiş Cümlenin maksudu ol didar imiş Hakk'a karşı duran divanı buldum -Emir sultan hazretleri
İdiller Gazeli gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak sen bir şehir olmalısın ya da nar belki granada, belki eylül, belki kırmızı gövden ruhunun yaz gecesi mi ne çok idil, çok deniz, çok rüzigar çocukluğun tutmuş ta yine aşık olmuşsun sanki bana, sanki ah, sanki olur a aşk bile dolduramaz bazı aşıkların yerini diye övgü, diye sana, diye haziran heves uykudaysa ruh çıplak gezer gazel bundan, keder bundan, sır bundan gözlerin şehirden yeni ayrılmış gibi dolu, gibi ürkek, gibi, konuşkan hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan -Haydar Ergülen
Fotoğraf çekimi yaparken yapraktan yeşil olmuş ıslak bez değmişti kitabın başına gelmeyen kalmadı.😭 Üstelik kitap kuzenimin mecburen yenisini alacağım. 🥹 Ayrıca kitapta yazara kızdığım alıntı bu İvan Fyodoroviç sanki kardeşinin dediklerini duyma gibi sürdürdü konuşmasını: — Aklıma ne geldi, geçenlerde Moskova'da karşılaştığım bir Bulgar, Slavların toplu olarak ayaklanmasından Türklerle Çerkezlerin, Bulgaristan'ın her köşesinde yaptıkları caniliklerden söz etmişti bana; yani yakıp kestiklerinden, kadın ve çocuklara nasıl tecavüz ettiklerinden, mahpusların kulaklarından duvara çivileyip onları nasıl o halde sabaha kadar beklettiklerinden, güneş doğunca da onları astıklarından ve akıl almayacak daha bir sürü şeyden... Kimi insanda "hayvanca" bir zalimlik olduğundan dem vururlar ama hayvanlara yapılan korkunç bir haksızlık, bir hakarettir bu. Bir hayvan asla insan gibi zalim olamaz; böylesine ustalıklı, böylesine sanatsal bir zalimlik insanda olur sadece; bir kaplan yalnızca parçalayıp kemirir. İnsanları kulaklarından duvarlara çivileyip gece boyunca öylece bekletmek, yapabilecek olsa bile aklının ucundan geçmez. Ne diyordum... şu tatlı zevk düşkünlüğünden gözü dönen Türklerin eziyetlerinden çocuklar da nasibini alırmış; onlara ettikleri eziyetler, yavruları henüz analarının karnındayken söküp almaktan, minicik bebekleri şöyle bir yukarı hoplatıp, analarının gözü önünde öldürmeye kadar varırmış. Ah, bir de beni pek çok ilgilendiren bir tablo vardı. Gözünde bir canlandır: Tir tir titreyen annesinin kollarında el kadar bir bebek, etraflarında da içeri giren Türkler... Neşeli bir numara yapmak düşüyor akıllarına: Bebeği okşuyor, gülsün diye gülüşmeye koyuluyorlar ve beceriyorlar da... bebek gülüveriyor. Hemen o anda Türk, tabancasını bebeğin yüzüne doğrultuyor, namlu ile
Reklam
Reklam