Ey hoş koku, sihirli çiçeklerin hatırası
Bu dar evrende, bu unutuluş vadisinde
Hiçbir şeyi olmayan ve hiçbir şeye ait olmayan
Başıboş bir rüzgâr gibi yalnız bırakma beni
Gel doldur yüreğimi görüntülerinle
Defalarca kapıldım çünkü sihrine bu rüyanın
Defalarca ışık saçıldı üzerime…
Öyle çok öptüm ki hayatı dudaklarından
Öyle çok dokundum ki alnına ölümün,
Ne kadar battıysa toprağa ellerim,
O kadar yeşil doğdum ben yeniden.
Heyhat! Ne büyük yanılgıymış, ne büyük aldanış!
Ah, bu acı anne, tüm sınır kapılarında, bütün evlerde
Bütün balkonlarda, tüm yemek tabaklarında
Bütün merdivenlerde, tüm kaldırımlarda
Ve yataklarda, ve yastıklarda...
Ah ne aptalmışım ben anne!
Bir şiire benzeyecek sanırdım hayatım
Oysa defalarca okşadı yüzümü şu ıslak rüzgâr
Defalarca yumuşattı kinimi bu beyaz güneş
Ama düşün şakağa değdiği sırada
Birdenbire iniverdi gözlerime karanlık.
Ne büyük yanılgı! Ne çok yanılmışım ben anne!
Çünkü mumlar söner ve kör olur hep aynam
Ve aman… Kanayan bir şeyler var
Ve kırılan hep, -yüreğimin filminde.