Bir seyirci benim duyduğum gibi benim tablomu duyabilir mi hiç?
Bir tablo bana uzaklardan gelir.
Ne kadar uzaktan geldiğini kim bilebilir?
Ben bunu sezmişimdir, görmüşümdür, yapmışımdır, yine de ertesi günü kendim bile ne yaptığımı anlamamışımdır.
Benim düşlerime, içgüdülerime, isteklerime, düşlerime nasıl girilebilir?
Öyle ya, hem belli bir toplumun üyesi olarak yaşamayı reddedemiyoruz, hem aynı topluma sürekli eleştiriler gönderiyoruz. Eleştiri gönderdiğimiz toplumun mevcut dizgesini kafamızla reddederken, hayatımızla aynı toplumun üyesi olma mahkûmiyetini sürdürüyoruz.