Herkes şaşırmıştı. Fakat ne çıkar? Ben de rahattım. Sakindim, hafiftim. Mademki herkesin ayrı bir hakikati vardı. Ve herkes zemin ve zamana göre onu yavaş yavaş yeniden yaratıyordu; ne diye ben kendim yoracaktım?
Benim inkarım karşısında, namus ve kanaatkarlığıma hayran olan, yahut bu yüzden beni biçarelikle itham edenler ben ayrıldıktan sonra baş başa verip dedikodu yapıyorlardı.
İçimde mesela bir kolumu veya bacağımı kendi elimle kesmişim, nefsine, çoluk çocuğuma karşı daha büyük bir hata yapmışım gibi bir azap, o her şeyi altüst eden karmakarışık korkulardan biri vardı
... Konağın eski adeti üzerine çocuğa benim yerime o ad verdi. Ve yanlışlıkla benim annemin adı olan Zahide adını vereceği yerde kendi annesinin adı olan Zehra'yı verdi.