Hakikatimiz ve İdrâkimiz

Pozitif şiddet müsamahakar ve teskin edilmiş bir toplum içinde serpilmiştir. Viral şiddet gibi görünmez olmasının sebebi de budur. Pozitiflik şiddeti, aynının olumsuzlamadan yoksun mekanında yaşar.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Reklam
Bağışıklık ona erişim sağlamaz. Pozitifliğin ifratı karşısındaki tepki immünolojik savunmadan ziyade sindirimsel-sinirsel bir boşalma ve reddi ifade eder.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Bağışıklık direncinin nesnesi, haddi zatında yabancılıktır. Hasmane bir gayesi olmasa da, herhangi bir tehlike teşkil etmese de, yabancı, başkalığı sebebiyle imha edilecektir.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Allah Resulü (ﷺ) | Naat | İsmet Özel
Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar. | Vaktin geldiğini hissedenler, dikkatli olanlar beni duysun.| Falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin. | Her şeyi sayılarla, bilgisayarlarla, parayla ölçenler, siz de dinleyin.| Külden martı doğuran odalıklar. | Boş işlerle uğraşıp, değersiz şeylerden büyük sonuçlar bekleyenler.| Ve kahyalar. | Başkalarının hayatını yönetmeye çalışan görevliler.| Kara pıhtılarıyla damgalanmış veznelerde dili. | Sadece para konuşmaktan kalbi katılaşmış, dili kirlenmiş olanlar.| Şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler. | İşini heyecansız yapanlar ve çıkarı için başkalarına yaranmaya çalışan satıcılar.| Celep ki sıvışık, natır ki nadan. | İşini dürüst yapmayan tüccarlar ve kaba saba yardımcılar.| Ey hayat rengini sazendelik sanan. | Yaşamayı sadece eğlenceden ibaret zannedenler.| Yırtlaz kalabalık! |Utanması kalmamış, sadece bağıran kalabalık!| Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi. | İçimdeki o hüzünlü ve yorgun sesi dinleyin.| Hepiniz kulak verin. |Hiç kimse dışarıda kalmasın, herkes duysun.| Güneşin koskoca beldeye suskunluk yaygısını serdiği yazlar yok. | Eskinin o huzurlu, sakin ve anlamlı yaz mevsimleri bitti.| Yok artık altında suskun yolları saklı tutan karla örtülmüş kırların kışı. | Sessiz ve temiz olan o eski kışlar da kalmadı.| Gitti giden, yerine gelmedi başka biri. | O güzel insanlar ve o güzel zamanlar gitti, yerleri boş kaldı.| Orada duyumsatmadı kendini hiçlik bile. | Artık o kadar boşuz ki, boşlukta olduğumuzu bile hissetmiyoruz.| Belli ki son yüzyılımız göğsümüzden varla yok harman eden sesi uçursak diye bize verildi. | Bu son zamanlar sanki bize, içimizdeki o gerçek sesi tamamen kaybedelim diye verildi.| Yetti bir yüzyıl böcekler ve otlarda soluyuş izlerimiz silmek için. |Yüz yıl yetti doğadan ve doğallıktan kopmamıza.| Ne yesek lokmaya vurulur gibi değil. |Yediğimiz yemeklerin artık tadı tuzu, bereketi yok.| Yuduma gelmiyor içtiklerimiz. | İçtiğimiz hiçbir şey susuzluğumuzu gidermiyor, ruhumuzu doyurmuyor.| Dernekler toplanıyor dışta tutmak için kanat vuruşlarını yumuşak tutan etkeni. | Toplantılar yapılıyor ama nezaketi ve yumuşaklığı hayattan kovmak için.| Utançlı sessizliği tanımaz kalemlerle kapanıyor bilanço. | Utanma duygusu olmayan insanlar, sadece kâr-zarar hesabı yapıyor.| Top mermisi, kör testere, defalarca boyanmış çaput parçaları. | Savaşın, yıkımın ve eski püskü fikirlerin arasında sıkıştık.| Sıkıştırdık günlerimiz arasına ki serazat kahkahalar atalım. | Mutsuzluğumuzu gizlemek için gün boyu zorla gülüyoruz.| Yapmacıktan nefretimiz sebep olsun kavgamıza. | Gerçekten değil, sırf öyle görünmesi gerektiği için kavga ediyoruz.| Bekleyiş arzından kovsunlar bizi. |Umut etmekten bile vazgeçirdiler bizi. | Ne yemen biraz öncemiz diyelim ne biraz sonramız meksika. | Ne geçmişimiz ne geleceğimiz bize ait, her şey karmakarışık ve yabancı.| Canı pek bir dünya son yüzyılda yaşadığımız. |Yaşadığımız bu dünya artık çok duyarsız ve katı.| Yüzü perdahla kavi, peçesi paramparça. |Dışı süslü ama içi dökülüyor, sırrı bozulmuş.| Üstü başı kükürtlü bu dünyadan kancıklık sıçradı çevirdiğimiz sayfalara. | Dünyanın bu pisliği artık okuduğumuz kitaplara, yazdığımız yazılara bile bulaştı.| Artık kimse bize haber vermeyecek hemen şu tepenin ardında saldırmaya hazır ve müsellah bir düşman taburu durduğunu. | Artık tehlikeyi dışarıda aramamıza gerek yok, kimse bize "dışarıda düşman var" demeyecek.| Çünkü gerçekten yok böyle bir ordu. | Çünkü dışarıda savaşacak bir düşman kalmadı.| Bir düşmanımız kaldı kendi dudaklarımız arasında. | Bizim tek düşmanımız artık kendi söylediklerimiz, kendi yalanlarımız ve kendi dürüst olmayışımız.| Biliyoruz günden güne çopurlaşan yer yuvarlağında bizleri yan çizen birer hemşehri haline sokan nedir. | Dünyanın çirkinleştiğini ve bizi birbirimize nasıl yabancılaştırdığını biliyoruz.| Çırpını çırpını giden atlardan indik girmek için patavatsız yurttaşlar sırasına. | Eskiden asil ve hızlıydık, şimdi ise sıradan ve kaba bir kalabalığa dönüştük.| Zihnimiz, acizlerin şikayetleri sığacak kadar kanırtılırken ses etmedik. | Aklımız saçma sapan ve güçsüz fikirlerle doldurulurken sustuk.| Öcümüz alınacak korkusuyla irkildik. | Birileri bizden hesap sorar diye hep korkuyla yaşadık.| Kaldıysa bir soru içimizde o da birşey. Nerdedir yerle gök arasındaki ulak, nerde biz? | Tek bir soru kaldı: Gökyüzüyle (maneviyatla) bağımızı kuracak o elçi nerede, biz neredeyiz?| Kimseden bir işaret gelmeyecek bir melek kimsenin alnını sıvazlamazsa. | Eğer mucizeler olmazsa, kimse bize gerçeği anlatmayacak.| Söylemez size kimse dünyadaki ömrü boyunca hiçbir insana yan bakışı olmayan kimdi. | Hiç kimseye kötü niyetle bakmayan o eşsiz insanı (Allah Resulü ﷺ) kimse size hatırlatmayacak.| Kimdi yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile. | Çiçekleri bile incitmekten korkan o zarafet sahibi kimdi?| Öğretmek için cephe nedir kıyam etti torunu kucağında. | Savaşmanın ve dik durmanın ne demek olduğunu, kucağında çocuğuyla herkese gösterdi.| Dönünce bütün gövdesiyle döndü. | Birine bakarken sadece göz ucuyla değil, ona değer vererek tüm varlığıyla döndü.| Bir bu anlaşılsaydı son yüzyılda bir bilinebilseydi nedir veche. | Eğer sadece bu samimiyet ve bu "yüzünü dönme" meselesi anlaşılsaydı, her şey çözülürdü.| Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar. | Ey gerçekleri fark edenler, tekrar dinleyin.| Sıyırın kahkaha sırçasını cildinizden. | O sahte ve boş gülüşleri yüzünüzden söküp atın.| Omzunuzdan vaveyla heybesini atın. |Gereksiz çığlıkları, şikayetleri ve yükleri bırakın.| Boşa çıksın reislerin, kahinlerin, şairlerin kuvveti. | Sahte liderlerin ve boş konuşanların gücü kalmasın.| Güler yüzlü olmak neydi onu hatırlayın. | Gerçekten nazik olmanın ne demek olduğunu unutmayın.| Neydi söğüt gölgesinde gülümsemek | Bir ağacın altında, hiçbir çıkar gözetmeden huzurla gülümsemeyi hatırlayın.| Ağız dolusu gülmeden taşlıkta... | Sert ve kaba ortamlarda bile, o eski, samimi ve sessiz gülümsemeyi kaybetmeyin. |
Puan vermedi·88 syf.·
2026 6. kitabı
Stefan Zweig
7.6/10 · 51,4bin okunma
Reklam