Puan vermedi·240 syf.··
2025 50. kitabı
Bu eser , Gibbons’un aynı isimle basılan ve “Osmanlı’nın kuruluşunda henüz Müslüman olan yerli Rumların rolü vardır “ tezine cevaben yazılmıştır . Osmanlı’nın etnik menşei ile ilgili çeşitli görüşleri de veren müellife göre devletin kuruluşunda dört önemli teşkilat vardır (Gaziyân-ı Rum , Baciyân-ı Rum , Ahiyân-ı Rum ve Abdalan-ı Rum ) Ayrıca Osmanlı’yı oluşturan kütlenin arkasında Selçukludan gelen Askerî kabiliyet olduğunu söylüyor .
Osmanlı İmparatorluğu'nun KuruluşuFuad Köprülü · Akçağ Yayınları · 2000212 okunma
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2024 4. kitabı
"Yalnız onun sesini işitmek yahut dizinde yatmak veya gözlerini görmek bir ömre değerdi." • Bu eserde kahramanlığı, yiğitliği, mücadele ruhunu okuyacaksınız. On beşinci yüz yıl Anadolu’sunun nasıl Türkleştiği görüp şehzade kavgalarına şahit olacağımız bir eserdir. Eserde, Osmanlı sipahilerinin sürekli şarap içmeleri, bazı dervişlerin sürekli kötülenmesi olumsuz geldi. Hâlbuki o dönemlerde Anadolu’nun Türkleşmesinde görev alan Âhiyân-ı Rûm (Anadolu esnafı), Bâciyân-ı Rûm (Anadolu kadınları) ve Abdalân-ı Rûm (Anadolu dervişleri) çok önemli görevler ifa etmişlerdi. Tabii yazar iyi bir tarihçidir ama sonuçta kurgusal bir romandır bu. Zevkle okunan bu kitap, tarihi olayların içine aşkı çok başarılı bir şekilde katmış ve oldukça akıcı maceralar ile kitabı süslemiş. Romanda garip olan Deli kurt evli olmasına rağmen Gökçen kıza âşık oluyor. Yalnız sonu mutsuzdur zira sele kapılan karısı, Gökçen hatun, Satı kadın ve çocuğu ölüyor. Bu haber ile yıkılan şehzade bilinmezliğe doğru sürüklenmiştir. Bu da biterken insanı hüzünlendiriyor. Kısacası tarih kurgusu, özgürlük ve esaret, aşk arayışı, kahramanlık, ızdırap, umut ve umutsuzluk bu kitapta iç içe geçmiş. İnsanı farklı duygulara sürükleyen bir kitap.
Deli KurtHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202219,6bin okunma
Reklam
“Eppur sie muove” *
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2024 48. kitabı
(Her şeye rağmen dünya dönüyor)* İnsanların gönüllerindeki sırları pamuk gibi lif lif edip açığa vurduğu için "Hallac" ve davasının zafere ulaşmış olduğuna işaretle de "Mansur" (Hallâc-ı Mansur) adıyla, bilinir... -ayrıca; ●Hindistan’da "Al-Mucit" (icad eden, yaratan), ●Çin ve Türkistan’da "Al-Mukit" ●Horasan çevresinde "Al-Mamayyaz" veya "Al Şah Hallac Al-Asrar" (sırları çözenlerin Şahı) adlarıyla anılan Hallacı Mansur’un asıl adı Hüseyin’dir. Hicri 244 (Milâdi 857-8’de) Güney İran’ın Fars eyaletin-de Bayza yakınlarındaki al-Tur kasabasında doğdu. Büyük babası Mahamma Al-Bayzavi, Zerdüşt inancına mensuptu. Çok erken yaşlarda kendini tasavvufa veren Mansur’un en yakın dostu ve hocası Cüneyd Bağdadi idi. Mansur, 877-897 yılları arasında tam yirmi yıl Cüneyd Bağdadi’nin yanında kaldı. Cüneyd’in uyarılarına rağmen hakikatı açığa vurmaktan çekinmeyen Hallac’ın hocasıyla araları açıldı. 897’de Cüneyd’den ayrılan Hallac, sufi elbisesini çıkartıp, yerine “kaba” adı verilen bir tip elbise ve kolsuz bir cübbe (murakka) giyip fikirlerini yaymak üzere baş açık, yalın ayak yollara düştü... Önce Mekke’yi ziyaret etti, daha sonra Horasan’a geçti; Mave-raünnehir, Sicistan, Kirman, Türkistan, Hoten, Turfan, Hindistan, Çin’i, Maçin’i (Çin’in güney bölgesini) dolaştı; Kaşmir’deki Hindular, Maçin’deki Türklerle buluştu ve Türkler arasında, özellikle Horasan, Meveraünnehir ve Türkistan bölgelerinde tasavvuf hareketinin geliş-mesinde önemli rol oynadı... Daha sonra yukarda saydığım bölgelerden Anadolu’ya gelen, Anadolu Alevi-Bektaşi inanç ve öğretisinin temellerini atan, başta; ●Hace Bektaş Veli olmak üzere ●Rum erenlerinin, ●Ahiyan-ı, Rumların ●Baciyan-ı, Rumların ●Gaziyan-ı Rumların ●Abdalan-ı Rumların, yani tüm Anadolu Erenleri ve Bacılarının aynı mistik görüşte olmaları Hallâc-ı
Bağdat`ta Ölüm - Hallac-ı MansurWolfgang Günter Lerch · Yurt Kitap Yayın · 20121,759 okunma
Editör Yazısı ve Makaleleri
7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2022 8. kitabı
bir dergi için yapılabilecek en iyi incelemenin 'editör yazısı ile makale bilgilerinin paylaşılması' diye düşündüm EDİTÖR YAZISI: Bana Seni Gerek Seni Yunus Emre'ye ait olduğu sanılan başlıktaki bu söz, aslında mânâ itibâriyle Türkistan'ın büyük velîsi Ahmed Yesevîye aittir. Onun yaşadığı dönemde sûfiler İslâm'ı yaymak ve insanlara hizmet etmek amacıyla Orta Asya'ya akın ediyorlardı. Böylece bu akınlarla tasavvufun Orta Asya macerası başlamış oldu. Bir tarafta Necmeddin Kübra gibi gaza meydanında kılıç sallayan bu erler; diğer taraftan her biri bir ilim, irfan, fikir, felsefe ve sanat menbaı olan hankâhlarında halkı irşad ediyorlardı. Öyle ki, bu hankâhlar Yusuf Hemedânî de olduğu gibi Türkistan'ın bir nevi Kâbe'si oldular. Türkistanlı sûfîler, Arap diliyle inen ilâhî kelâmı, yaşayarak öğretmenin yanında her biri ince bir kavrayışın ürünü olan ve kaynağını yine ilâhî kelâmdan alan hikmetli şiirlerle de Orta Asya coğrafyasının evlatlarına İslâm'ı ve onun ahlâkî prensiplerini öğrettiler. Bu medeniyet havzasının yetiştirdiği erler, ne zaman ki Türkistan'da kabına sığmaz oldu; buradan taşarak önce Anadolu'ya; ardından da Balkanlara yönelerek hizmet ve himmetlerini bu beldelere akıtmaya başladılar. Abdalân-ı Rum, Baciyân-ı Rum, Ahiyân-ı Rum olarak isimlendirilen teşkilatlar etrafında fiütüvveti yaşatarak birleşen bu kardeşler aslında Anadolu'yu fetheden gazi dervişlerden başkaları değildi. Hizmet esasına dayalı bu teşkilatlardan yetişen erenler, Anadolu'yu bize vatan kılmış ve İslâm mührünü bu topraklara vurmuşlardır. Bunu yaparken de âşıkların gerçek kıblesi olan Cemâl-i İlâhî'den gayrı bir beklentileri olmamıştır. Cenâb-ı Yunus Emre, kendisinden önce Ahmed Yesevî tarafından dile getirilen bu hakikati en güzel biçimde Anadolu Türkçesi'nde şu şekilde terennüm eder. Cennet
Tasavvuf
Keşkül Dergisi - Sayı 6 (Eylül 2005)Keşkül Dergisi · Sufi Kitap · 20051 okunma
10/10
·377 syf.··
2021 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 21:57
Orta Asya Türk kültürü ile yoğrulmuş İslam unsurlarını (Ahiyan, Gaziyan, Abdalan, Baciyan) tanıyalım ve bu unsurların doğrudan etkisi ile kurulan, Ahi Evran'ı öldüren Moğolların işbirlikçisi hain Mevlana gibilerin sonraki türevi olan sahte din adamlarının yıkımına sebep olduğu Osmanlı'yı iyi tanımalı. Özellikle Fatih bölümünde özetle, kronolojik açıdan; "Fatih Sultan Mehmet'i anlamanın Atatürk'ü anlamak" olacağının idrakine varmalı. Türkiye Cumhuriyeti gençliği olarak kesinlikle okumamız ve okutarak da tarihi, Fesli Meczup Deli Kadir ve avanelerinden değil "Tarihçilerin Kutup Yıldızı" Halil İnalcık Hoca'dan öğrenilmesi gerektiğinin farkına varmamız lazım. Ayrıca AKP iktidarının sahtekar biçimde tarihi çarpıtmasına ve yaratmak istediği toplum adına yazmaya çalıştığı sözde gerçek özde sahtekar tarih istencini kırmamız lazım. Diğer 3 cildi de okumak için sabırsızlanmamak elde değil :))
Tarih
Devlet-i Aliyye - Klasik Dönem (1302-1606)Halil İnalcık · İş Bankası Kültür Yayınları · 20103,208 okunma
Puan vermedi·272 syf.·
2017 312. kitabı
1243… Asya’dan yola çıkan ve Batı’ya doğru yayılan bir ordu: Moğollar. Buhara ve Horasan’dan sonra Anadolu’yu istila etmek için Selçuklu topraklarına girdiler. Şehirleri, kervansarayları, kütüphaneleri yakıp yıkıyorlardı. Türk ve İslam medeniyeti tehdit altındaydı. Selçuklu Hakanı ve Abbasi Halifesi kollarını Konya’ya ve Bağdat’a uzatan akına karşı ortak bir karar aldı. Halife’nin Başdanışmanı Ömer Sühreverdi, gizli bir pusulayla Bağdat’tan Konya’ya gönderildi. Pusula, tarihin akışını değiştirecek büyük bir planın ilk adımıydı. Halife’nin mesajı Sultan Alaaddin Keykubad’ın sırdaşı Emir Celaleddin Karatay’a ulaştığında Ahi Teşkilatının, Fütüvvet Teşkilatının ve Bacıyan’ın içinde olduğu yeni bir dönem başladı. Konya, canı pahasına Moğollara direnecek, başarılı olamazsa Ahiyan ve Bacıyan yeni bir devlet kurmak için harekete geçecekti. Sultan Alaaddin Keykubad’ın sarayında, Ahi Evren’in Ahi ocağında, Sadreddin Konevi’nin dergâhında ve Fatma Bacı’nın zaviyesinde bir devletin yıkılmasını, yeni bir devletin kurulmasını anlatan Direniş: Karatay, devlet-i ebed müddet inancının Karatay Medresesi etrafında nasıl şekillendiğini anlatıyor.1230 yassıçemen savaşı harzemşahlılar ve selçuklular arasındaki savaş ve ve ve 1243 kösedağ savaşı ve Selçukluların yıkılmaya başladıgı tarih yıkılmasında sadettin köpek ve hunad hatundan (hunad hatun alein-alanya kalesi komutanının kızı ermeni devlet başkanı ile sözlüdür,ve kendi hristiyan ) (Alaaddinin zehirlenmesi; KİLİT VE ANAHTAR;ZEHİRİN ADI)olma oglu gıyasettin ,Alaaddinin Kılıçarslan olsun demesine ragmen Alaaddini zehirleyerek yerine geçer,mıymıntı beceriksiz biri ve nihayet savaş meydanını kaçarak terk eder.sonuç koskaoca bir hüsran,adeta SANTİM SANTİM elde edilen vatan toprakları elden çıkar yağmalanarak tarap edilerek.ayrıca bir detay
Tarih
Direniş KarataySelman Kayabaşı · KTO KARATAY ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI · 2017505 okunma