(Her şeye rağmen dünya dönüyor)*
İnsanların gönüllerindeki sırları pamuk gibi lif lif edip açığa vurduğu için "Hallac" ve davasının zafere ulaşmış olduğuna işaretle de "Mansur" (Hallâc-ı Mansur) adıyla, bilinir...
-ayrıca;
●Hindistan’da "Al-Mucit" (icad eden, yaratan),
●Çin ve Türkistan’da "Al-Mukit"
●Horasan çevresinde "Al-Mamayyaz" veya "Al Şah Hallac Al-Asrar"
(sırları çözenlerin Şahı) adlarıyla anılan Hallacı Mansur’un asıl adı Hüseyin’dir.
Hicri 244 (Milâdi 857-8’de) Güney İran’ın Fars eyaletin-de Bayza yakınlarındaki al-Tur kasabasında doğdu. Büyük babası Mahamma Al-Bayzavi, Zerdüşt inancına mensuptu.
Çok erken yaşlarda kendini tasavvufa veren Mansur’un en yakın dostu ve hocası Cüneyd Bağdadi idi. Mansur, 877-897 yılları arasında tam yirmi yıl Cüneyd Bağdadi’nin yanında kaldı. Cüneyd’in uyarılarına rağmen hakikatı açığa vurmaktan çekinmeyen Hallac’ın hocasıyla araları açıldı. 897’de Cüneyd’den ayrılan Hallac, sufi elbisesini çıkartıp, yerine “kaba” adı verilen bir tip elbise ve kolsuz bir cübbe (murakka) giyip fikirlerini yaymak üzere baş açık, yalın ayak yollara düştü...
Önce Mekke’yi ziyaret etti, daha sonra Horasan’a geçti; Mave-raünnehir, Sicistan, Kirman, Türkistan, Hoten, Turfan, Hindistan, Çin’i, Maçin’i (Çin’in güney bölgesini) dolaştı; Kaşmir’deki Hindular, Maçin’deki Türklerle buluştu ve Türkler arasında, özellikle Horasan, Meveraünnehir ve Türkistan bölgelerinde tasavvuf hareketinin geliş-mesinde önemli rol oynadı...
Daha sonra yukarda saydığım bölgelerden Anadolu’ya gelen, Anadolu Alevi-Bektaşi inanç ve öğretisinin temellerini atan, başta;
●Hace Bektaş Veli olmak üzere
●Rum erenlerinin,
●Ahiyan-ı, Rumların
●Baciyan-ı, Rumların
●Gaziyan-ı Rumların
●Abdalan-ı Rumların,
yani tüm Anadolu Erenleri ve Bacılarının aynı mistik görüşte olmaları Hallâc-ı