10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2026 21:10
Hayran olduğum ilk şey, kitabın entelektüel doluluğu oldu. Bilmediğim bir çok şey öğrendim. Aslında fantastik gibi görünen bir roman ama alt metinde ciddi eleştirilerle dolu. Başarı kültürü, akademik hırs, rekabet ve ahlak bu sorgulamalardan bazıları. Sırf bilgi ve güç elde etmek için cehenneme gider miydiniz? Çok güzel bir kitap. Matematiksel terimlerin kullanılması da, alanım olduğu için, bana ayrı bir zevk yaşattı. Babil kitabını da okuyacağım.
Alıntı
KatabasisR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2025673 okunma
10/10
·628 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 21:14
Kitabın başlarında ben de herkes gibi suçun peşine düştüm. Kimin yaptığını bulmaya çalışırken Dostoyevski'nin asıl derdinin suçun kendisi olmadığını fark ettim. Bir noktada Mitya'yı suçladım, sonra şüphelerim değişti. Ama kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey katilin kim olduğu değil; insanların düşüncelerinin, inançlarının, vicdanlarının ve birbirleri üzerindeki etkilerinin ne kadar güçlü olduğu oldu. En çok etkilendiğim bölümlerden biri Ivan'ın şeytanla konuşmasıydı. Belki de Dostoyevski'nin anlattığı en büyük ceza, insanın kendi zihninden kaçamamasıydı. Karamazov Kardeşler benim için bir cinayet romanından çok daha fazlasıydı. Aileyi, inancı, özgürlüğü, ahlakı, vicdanı ve insan olmanın karmaşıklığını anlatan bir yolculuktu. Herkesin hayatının bir döneminde okumasını tavsiye ederim.
Karamazov Kardeşler - Cilt 2Fyodor Dostoyevski · Yordam Yayınları · 2019937 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·230 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 20:02
Gray'in Portresi'ni okuduğumda, estetik felsefesi ile ahlak arasındaki o muazzam çatışmayı derinden hissettim. Ana karakter Dorian Gray’in, dış görünüşü hiç yaşlanmazken tüm günahlarının ve yaşlılığının gizemli bir portreye yansıması için ruhunu satmasını insan doğasının en büyük trajedilerinden biri olarak görüyorum. Bana göre bu eser, sadece dış güzelliğe ve zevke odaklanan "estetizm" akımının insan ruhunu nasıl adım adım yozlaştırabileceğini sert bir biçimde gözler önüne seriyor. Kitapta sanat ile sanatçı arasındaki ilişkiyi sorgularken, bir yandan da dönemin Victoria tarzı katı ahlak anlayışına yapılan o ince ve cesur eleştirileri hayranlıkla okudum. Wilde’ın vicdan, kibir ve ölümsüzlük arzusu gibi evrensel temaları işleyiş biçimini, okuyucuyu kendi karanlık yüzüyle yüzleştiren müthiş bir ayna olarak değerlendiriyorum. Sonuç olarak benim için bu kitap, insanın içindeki kötülüğün ve vicdan azabının hiçbir maskeyle sonsuza kadar gizlenemeyeceğini kanıtlayan ölümsüz bir eserdir. İkinci kez okunmayı -en azından altı çizili cümleleri- hak ediyor.
Düşünce
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · İthaki Yayınları · 201799,3bin okunma
Günlüğün Şiire Dönüştüğü Nokta
8/10
·220 syf.··
2026 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:39
Cahit Zarifoğlu’nun Yaşamak adlı eseri, günlük türüne edebi bir derinlik kazandıran, şiir, deneme, mektup, iç konuşma ve yer yer bilinç akışı tekniğini aynı metinde buluşturan özgün bir yapıttır. Bana göre yalnızca Türk edebiyatında değil, Dünya edebiyatında da benzeri az görüleceğini düşündüğüm bu eser, yalnızca bir günlük değil; bir şairin zihnine, ruhuna ve hakikat arayışına açılan kapıdır. Kitaba ilk başladığınızda yer ve tarih başlıkları sebebiyle klasik bir günlük okuyacağınızı düşünebilirsiniz. Ancak sayfalar ilerledikçe bunun alışılmış anlamda bir günlük olmadığını fark edersiniz. Zarifoğlu, yaşadıklarını kronolojik bir düzen içinde aktarmaktan ziyade, hafızasının çağrışımlarını takip eder. Böylece eser, bir hayat hikâyesinden çok bir ruh haritasına dönüşür. Okur; çocukluğuna, askerlik yıllarına, İstanbul’daki edebiyat çevrelerine, Anadolu gözlemlerine, Avrupa seyahatlerine, babasıyla ilişkisine, evliliğine, çocuklarına, sanat anlayışına ve inanç dünyasına dağınık görünen fakat bilinçli bir kurgu içinde tanıklık eder. Bu parçalı yapı, metnin en belirgin özelliklerinden biridir. Zarifoğlu’nun şiirlerine aşina olanlar onun dilindeki kapalılığı, yoğunluğu ve çağrışım gücünü bilir. Aynı yaklaşım Yaşamak’ta da kendisini gösterir. Onun metinlerinde karmaşıklık bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir. Hayatı düz bir çizgi olarak değil; anılar, acılar, sevinçler, ayrılıklar ve manevî arayışların iç içe geçtiği büyük bir bütün olarak görür. Bu nedenle Yaşamak, olay örgüsüyle değil, ruhsal derinliğiyle okunması gereken bir eserdir. Bu tabii ki de zorlu okuma sürecini olumsuz yönde de etkilemektedir. Kitap boyunca anlattığı şehir yalnızca coğrafi mekânlar değildir. Her biri yazarın iç dünyasında başka bir kapıyı aralar. Bunu kitapta hissedebilirsiniz. İstanbul
Edebiyat
YaşamakCahit Zarifoğlu · Beyan Yayınları · 202011,2bin okunma
Şunu farkettim...
1/10
Şunu farkettim:Bir şeyin (herhangi bir şey olabilir bu kavram da olabilir canlı yaşayan bir varlık da...) normalleşmesi için toplumun alışması gerekir. Yani alışılagelmiş şeyin toplumda yer edinmesi gerekir. Mesela tecavüz, eşcinsellikten daha kötü olmalı herhalde. Anlamayanlar için açıklayayım: tecavüz yaşayan bir varlığın (hayvanlara da yapıldığından insan diyerek geçmek istemedim.) iradesini yok sayarak onu cinsel ilişkiye zorlamaktır. Bilinenin aksine asıl amaç zevk almak değildir sadece. Varlığı kontrol altına almanın verdiği zevktir, sahip olma gücü... Tecavüz bazı durumlarda cinayetten bile daha kötüyken nasıl olur da homoseksüellik gibi bir nötr kavram karşısında aklanabilir?... Çünkü alışık değiliz eşcinselliğe, toplum filmlerle dizilerle tecavüzü normalleştirirken hatta bazen tecavüzcü ile empati kurdururken eşcinsellike alakalı varlığı ile anlatımını pekiştirecek pek eser yok hele de olumlu bir bakış oldukca ender rastlanır literatürümüzde. Anlamıyoruz eşcinselleri anlamak da istemiyoruz korkuyoruz nefret etmeye zorlanıyoruz toplum tarafından. Sonra o toplumda bir birey oluyoruz. Döngüyü devam ettiriyoruz. heteronormatiflik zorluyor bizleri çünkü doğal değil derken doğada da var örnekleri. İnsanlar olarak hepimiz isteyerek istemeyerek gruplara ayrılıyoruz (cinsiyet, ırk, yönelim, ideolojik gruplar) bazen bunlardan bağımsız tek başına yaşayan bir insan olduğumuzu da unutuyoruz. Erkekler öfke harici öbür duygulardan arındırılması istenerek ataerkillikle kadınlara hükmetmesi isteniyor kadınlar da ya karşı çıkıyor ya da kabul ediyor acizliği. Hepimiz insanız yaşıyoruz ve ameleyiz, sırtımıza yüklenen normlardan acı çekiyoruz ancak acıya alışığız, belirsizlik karşısında ilerleyebilir miydik? Elbette cinsiyet rollerimizden çıkıp bizi kısıtlayan her şeyi
Bir Zambak HikayesiMehmet Rauf · Sel Yayıncılık · 2008311 okunma
genç ve kusursuz kalırken ruhunun giderek çürümesi...
10/10
·
Beğendi
Merhabalar Kitapsevenherkes ailesi Bugün sizlere okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamadığım bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Dorian Gray'in Portresi. Bu kitap benim için yalnızca bir roman değil, insan ruhunun karanlık ve aydınlık yanlarını sorgulatan güçlü bir eser oldu. Oscar Wilde, güzellik, gençlik, haz, vicdan ve ahlak kavramlarını öyle etkileyici bir şekilde işliyor ki okurken sadece Dorian Gray'in hikâyesini takip etmiyor, aynı zamanda insan doğası üzerine de düşünmeye başlıyorsunuz. Kitap boyunca beni en çok etkileyen nokta, kötülüğün insanın içine sonradan yerleşen bir şey olarak değil, zaten var olan karanlık tarafın ortaya çıkışı şeklinde anlatılmasıydı. Dorian başlangıçta oldukça masum görünse de yaptığı seçimlerle yavaş yavaş ruhunu tüketiyor. Bu yönüyle eser bana, her insanın içinde iyilik kadar kötülük potansiyelinin de bulunduğunu ve bizi biz yapan şeyin seçimlerimiz olduğunu düşündürdü. Romanın en dikkat çekici karakterlerinden biri olan Lord Henry ise beni hem düşündürdü hem de zaman zaman oldukça sinirlendirdi. Özellikle kadınlar hakkındaki görüşleri ve yaptığı genellemeler günümüz okuru için oldukça rahatsız edici. Ancak karakteri sadece kendi düşünceleriyle değerlendirmemek gerektiğini düşünüyorum. Lord Henry'nin birçok söylemi aslında dönemin erkek egemen toplum yapısının ve kadınlara bakış açısının bir yansıması gibi duruyor. Bu nedenle karaktere kızarken bir yandan da dönemin zihniyetini de görmüş oluyoruz. Kitapla ilgili beni şaşırtan bir diğer nokta ise yayınlanma hikâyesiydi. Romanın ilk yayımlanan hâli dönemin ahlak anlayışına aykırı bulunduğu için sansüre uğramış. İlk baskıda yer alan yaklaşık 500 kelimelik bölüm çıkarılmış ve bazı ifadeler değiştirilmiş. Özellikle Dorian ile Basil arasındaki ilişkinin duygusal boyutunu
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Can Yayınları · 201899,3bin okunma