Namazın hareketlerinden her bir [hareketin] bilginin ve zikirlerinden her zikrin kendine mahsus bir ruhu ve hakikati vardır.
Namazın ruhunun aslı huşu' ve kalbin bütün namazda hazır olmasıdır. Çünkü "Namazdan maksat kalbi Allahu Teâlâ ile bulundurmaktır"
Peygamber efendimiz ﷺ buyurdu ki : « Bir kimseden ayrılır gibi namaz kıl » Yâni kendine ve isteklerine veda et, onlardan ayrıl. Hattâ Allahu Teâlâ'dan gayri herşey' den uzaklaş, bütün varlığını namaza ver.
Mü'min bir kimse günahlardan dolayı asla bir huzur ve sevinç duymaz.
Bilakis günahı işlediğinde ancak kalbine hüzün dolar. Fakat şehvetin lezzeti bunu hissetmesine engel olur.
Eğer kalbindeki bu hüzün bitip neşe ve sevinci artarsa, imanını yoklasın ve kalbinin ölümüne ağlasın. Çünkü eğer kalbi diri olsaydı, günah işlemesi onu üzer, öfkelendirir ve ona zor gelirdi.
Eğer bunları hissetmiyorsa kalbi ölmüştür... Ölü için yaranın ıstırabı ne ifade eder!