Ben nerde bir çift göz gördümse
Tuttum onu güzelce sana tamamladım
Sen binlerce yaşayasın diye yaptım bunu
Bir bunun için yaptım
-Garson bira getir
Garsonun adı Barba
Ben nereye gittimse bütün zulumlardı
Bütün açlıklardı kavgalardı gördüğüm
Kötülüklerin büsbütün egemen olduğu
Namussuz bir çağ bu biliyorsun
-Garson rakı getir
Garsonun adı Hakkı
Sen belki de bir resimsin ne haber
Kırmızı bir Beykoz’un yanında duruyorsun
Yapın bir de ağaç yapmış yanına
Dallarına konsun diye kelimelerin
-Garson şarap getir
Garsonun hali harap
Vakit öldürmenin binbir yolu vardır ve hiçbiri ötekine benzemez, ama hepsi de eşdeğerdedir; bir şey beklememenin bin şekli vardır, uydurabileceğin ve anında vazgeçebileceğin binlerce oyun vardır.
Öğrenecek çok şeyin var,öğrenilmeyen her şey:yalnızlık,kayıtsızlık,sabır,sessizlik.
Dünyanın her yerinde herkesin yenileceği bir yer var. Bazılarını yenilgi yıkar, bazılarıysa zaferle küçülür, bayağılaşırlar. Büyüklük hem yenilgiyi hem de zaferi kabullenebilen kişilerde yaşar...
Ondan utanmam,çünkü beni anlamaz. Fakat bütünü bilen yargılamaz ve gururdan arınmıştır. Ondan utanmam,çünkü beni anlamaz. Bir defa kendini bulan insanın,bu dünyada kaybedecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir defa kendi içindeki insanı anlamış insan,bütün insanları anlar.
Dedi ve bitti…
sefil düşünceler ve küçüklükler arasında kaybolup, hayattaki büyük sırrı çözemedik, soru da cevapsız ve acımasız kalakaldı: nasıl yaşadın, neden öyle yaşadın, neyi yapabilecekken yapmadın, başka bir yol, başka bir anlam arıyordun, yanlış zilleri, yanlış kapıları çaldın, yanlış yollara saptın, yanlış insanları sevdin, yanlış yataklarda uyudun, yanlış evlerde yaşadın. neden hayal ettiklerini, düşündüklerini bu kadar küçümsüyorsun?'