10/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 01:32
Tarih tekerrürden ibaret mi?? Sanırım öyle. Yıl 2008; yıl 2026… değişen ne? (Hiç bir şey). Kocaman bir satrancın içinde gibi. Bir türlü (şah-mat) yapamıyoruz. Başkomutanımız ne demişti “Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakruzaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” … okumayalım istiyorlar.. düşünmeyelim, konuşmayalım, sorgulamayalım, sadece denileni yapalım, gösterilene inanalım, kendi içimizde kutuplaşalım, insan onuruna yakışır şekilde yaşamayalım istiyorlar.. insan canından daha kıymetli hiç bir olgunun olmadığı şu dünyada; bu topraklarda doğup, bu bayrağın altında büyümüş ve öldüğünde yine bu bayrağın altına gömülmeyi şeref bilen insanların, sırf kendileri ile aynı düşünceye sahip olmadığı için ölmesini bile istiyorlar…
Ben Veli KüçükHikmet Çiçek · Kaynak Yayınları · 20131 okunma
10/10
·688 syf.··
2026 20. kitabı
Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
NutukMustafa Kemal Atatürk · Parola Yayınları · 201434,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Türk Dünyası ve Matbuat
Puan vermedi·127 syf.··
2023 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2023 00:00
Türk dünyasında yazılı basının ortaya çıkışı ve gelişimi ne yazık ki yakın tarihli dönemlere rastlamaktadır. Bu faaliyetlerin geç ortaya çıkması bir yana, yayınların süreklilik arz etmesinde de güçlükler yaşanmıştır. Bunda elbette yeterince demokratik ortamın hazır olmayışının da etkisi vardır. Osmanlı Devleti’nde ilk gazetenin yayımlanmaya başladığı 1831 yılından bugüne kadar çok çeşitli gazete-dergi basılmış olsa da, süreklilik ve yayınlara tahammül noktasında hâlâ ciddi problemlerin olduğu rahatlıkla söylenebilir. Matbuat faaliyetlerin gecikmesi ve yetersizliğine ilaveten yayınları tanıtan, bu konuda derli toplu bilgileri edinmemize olanak sağlayan çalışmalarda da yetersizliklerin olduğu ortadadır. Bu kanayan yaraya parmak basarak sorumluluk üstlenen Sebahattin Şimşir’in eseri, söz konusu ihtiyacı giderme noktasında önemli bir adım sayılmalıdır. Kitabın arka kapağında yazar, eseri meydana getirme gerekçesini açıklarken bu alandaki ihtiyacın derecesine değinmiştir. Türk dünyası üzerine yapılan yayınlarda İsmail Gaspıralı, Şihabettin Mercani, Fatih Kerimi gibi istisna birkaç isim dışında ciddi çalışmaların olmaması ve üniversitelerde basınla ilgili derslerde açığa çıkan yetersizlik problemlerini kitabın kaleme alınmasındaki etkenler olarak sıralamıştır. Eserde her biri âdeta bir tanıtım yazısı mahiyetindeki gazete ve dergiler, hususi hikâyeleriyle okuru ilgili dönemin hadiseleriyle buluşturmaktadır. “Anadolu Türk Basını” adını taşıyan ilk bölümde önce Takvîm-i Vekâyi’den söz edilmiştir. Kitabın hazırlanmasındaki asıl maksat bugüne kadarki matbuatın tüm faaliyetlerini anlatmaktan ziyade bir bilinç oluşturmak, bu alanda yapılacak araştırmalara bir nevi kapı aralamak olduğu için yayınlara uzun uzadıya değil, birkaç sayfa alacak şekilde değinilmiştir. Kitap
Tarih
Türk Dünyası ve MatbuatSebahattin Şimşir · Post Yayın · 20188 okunma
Puan vermedi·704 syf.·
2026 15. kitabı
Öncelikle böyle seriyi bizlerle buluşturdukları için İnci Enginün ve Zeynep Kerman'a teşekkür etmek gerekiyor. Halit Ziya'dan Mehmet Rauf'a, Hüseyin Rahmi'den Ahmet Rasim'e, Emine Semiye'den Halide Nusret Zorlutuna'ya kadar birçok yazar; komediden dramaya, olay tarzından durum tarzına kadar birçok çeşitli hikaye barındıran, her okuyanın kendinden bir şeyler bulacağı eser olmuş. Kitabı sipariş ederken hikaye metinlerinin incelemesi olduğunu zannediyordum fakat okumaya başlayınca ilk hikaye örneklerinden Cumhuriyet dönemine kadar yazılmış hikayelerin derlemesi olduğunu gördüm. Ziyanı yok, hem yazar hem de hikaye çeşitliliği açısından oldukça kapsamlı eser okumuş oldum. Hem hikayeciliğimiz hakkında hem de yazarlarımızın yazarlıkları hakkında genel bilgi edinmek için tavsiye niteliğindedir. Bir noktaya değinmek gerekiyor. Mehmet Rauf, 'Küçük Kumral' adlı hikayesinde "henüz on bir, on iki yaşlarında" (s. 264) çocuğa tutulmuş, "kendimi onun sevgilisi, nişanlısı, zevci görüyordum." (s. 267) diyen birinin hikayesini işliyor. Demek ki bugün olsa mangalda kül bırakılmayan konu, geçmişte edebiyattan sayılıp kimsede rahatsızlık uyandırmıyormuş ve itirazsız/engelsiz yayınlanabiliyormuş. Bir de diğer taraftan bakalım: Oyunla meşgul olması, hayatın tadına varması gereken çocuk geçmişten günümüze kadar, ister yaşlıyla ister kendisi gibi çocukla evlendirilerek hayatının hep bir yönü eksik olarak yetişiyor, beşikte evlendiriliyor, çocuk olmadan yetişkinliğe adım atıyormuş. (çocuk olmadan yetişkin olunur mu/olunmalı mı sorgulamak gerekir) * Bu biçare işte o zaman anladı ki dünyaya bedbaht olmak için gelmişti! (s. 133) * Fakat bu hayatavakf-ı eyyam edip mesut olanlar olduğunu düşünerek asıl sebeb-i felaketinin herkes gibi olmadığından ibaret bulunduğunu düşündü ve başını eğerek itiraf
Yeni Türk Edebiyatı MetinleriZeynep Kerman · Dergah Yayınları · 20114 okunma
Gün Olur Asra Heder
Puan vermedi·413 syf.··
2026 6. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 17:54
Her kitapta olduğu gibi bu kitapta da kuru bir muhteva satırlarından ziyade içsel bir yoklama yapmayı farz edinmiş olarak başlıyorum. Gün Olur Asra Bedel… Evet, adından anlaşılacağı üzere romanda ana mekân olan Boranlı İstasyonu’nun bulunduğu Boranlı köyünde, Kazgangap adlı önemli bir şahsiyetin vefatıyla başlayan bir süreç anlatılır. Roman, bu vefatın bir günlük defnedilme sürecini işlerken bir yandan da ana karakterlerden biri olan Yedigey’in sürekli geçmişe ayak basmasıyla yaşanan bir günü; anılar, hatıralar, değerler ve bilhassa geçmiş-gelecek değerlendirmesi üzerinden bir asra biçmesini işlemektedir. Roman birden fazla temaya değinmekle beraber benim ele alacağım konu, geçmişin geçmiş olması ve bunun getirdiği buruk hüzün olacaktır. Yaşadığımız hızlı tüketim çağının da bir gereği olarak gözüme ilişen ve değinmek istediğim bir konu olması, tesadüf değil de tevafuk olabilir zannımca. Her okuyan bireyin farklı bir noktasını ele alacağı kitapta Yedigey’in derûnî bir hüzünle geçmişi bugünün perdeleri arasından gözetlemesi, yaş ilerledikçe birçoğumuzun iştiyak hâlinde yaptığı ruhsal bir medcezir olmuş durumda. Özellikle var olan günden alınamayan hazzın muttasıl vaziyette geçmişi yoklatması bunun en büyük tezahürüdür. Anılan bir olay, bir koku yahut o zamana hapsolmuş bir şarkı gibi; kitabın satır aralarında okuduğumuz o geçen günler, aynı zamanda bir asrın yok oluşunda terennüm edilmektedir. Kitapta Yedigey’in anıları üzerinden verilen geçmiş, hem yitip giden değerlerin bir sitemi hem de unutulan kültürle birlikte ayyuka çıkan yüzeyselliğin ve vefasızlığın bir eleştirisi olmakta; keza ahval ve şeraitin zevalini de aktarmaktadır. Kitapta birçok bölümde değinilen ve somut olarak “mankurtlaşma” kavramı üzerinden verilen dejenere olma hâli, 1980’de —yani bugünden
Gün Olur Asra BedelCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202656,1bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 00:00
Namık Kemal’in kaleminde bir hararet var. Cümleler sanki sakin yürümüyor; ileri atılıyor. Yer yer o eski dilin ağırlığını hissettim, lakin bu ağırlık beni rahatsız etmedi. Bilakis, metne bir vakar kattı. “Zalim idare”nin gölgesinde ezilen insanların hâli bana bugünden de tanıdık geldi. Demek ki bazı ahval hiç değişmiyor. Gülnihal karakteri üzerinden fedakârlık ve dirayet anlatılıyor. Fakat ben en çok, gücü elinde tutanın nasıl hoyratlaşabildiği kısmında durdum. İnsan, iktidar ile imtihan edilince asıl suretini gösteriyor sanki. Bu fikir metnin içinde sükûtla değil, açıkça ve cesurca söylenmiş. Okurken şunu düşündüm: Bu eser bir tiyatro metni olsa da, satır aralarında bir isyan saklı. Öyle büyük laflar eden bir isyan değil; daha ziyade “adalet isterim” diyen bir ses. Velhasıl, Gülnihal bana edebiyatın yalnız duygu değil, tavır da olduğunu hatırlattı. Kapattığımda içimde hafif bir hüzün ve eski zamanlara dair bir saygı kaldı. Her satırı kalbime işlemedi belki; lakin zihnimde iz bıraktı. Bu da az şey değildir.
GülnihalNamık Kemal · Anonim Yayıncılık · 20132,405 okunma