Polisiye
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:19
"Benim Canım Ailem" (Başkomiser Galip Hikâyeleri), Çağatay Yaşmut imzasını taşıyan ve üç hikâyeden oluşan etkileyici bir eser. Kitaba adını veren hikâye "Benim Canım Ailem", yıllar önce Doğu bir şehirde yaşanan sarsıcı olaylarla başlıyor. Küçük bir kız çocuğu hastalanarak hayatını kaybediyor, iki gün sonra bir başka kız çocuğu ailesi tarafından tren raylarına bırakılarak öldürülmek isteniyor. Tren istasyonunda görevli bir kişinin olaya tanık olması, kaderin akışını değiştiriyor. Hikâye günümüzde İstanbul'da devam ederken, peş peşe işlenen cinayetler, olay yerinde görüldüğü söylenen başörtülü ve siyah gözlüklü gizemli kadını soruşturmanın kilit noktası. Başkomiser Galip ve ekibi bu kadının izini sürerken, geçmişte yaşananlarla bugünün cinayetleri ustalıkla birbirine bağlanıyor. Yazar, aile içi istismar, bireysel travmalar ve toplumsal yaraları polisiye kurgunun içine son derece başarılı bir şekilde yerleştirirken, olay örgüsünü de merakı diri tutacak bir ustalıkla örüyor. "Katil acaba o mu, yoksa bu mu?" diye düşünürken, finalde çıkan beklenmedik isim, okuyucuya ters köşe etkisi yapıyor. Polisiye türünde güçlü bir kurgu ve derin toplumsal mesajlar arayanlar için akılda kalıcı bir hikâye. Hikâye "Olaylar": Polisiye kurgunun en güçlü yanlarından biri olan gerçekçilik duygusunu ilk sayfalardan itibaren hissettiriyor. Cinayet Masası, savcılık ve olay yeri inceleme ekipleri, soruşturmaya alınan kişiler arasındaki diyaloglar son derece doğal ve inandırıcı ilerliyor. İlk cinayetin işlendiği olay yerinde üzerinde "1 Numara" yazılı kâğıt bulunuyor. İlk şüpheliler maktulün ortağı ve oğlu olsa da, cinayet saatinde nerede olduklarını tanıklarla kanıtlamaları üzerine Başkomiser Galip ve yardımcısı Serdar yeni ipuçlarının peşine düşüyor. Soruşturma devam ederken, ikinci cinayet
1000Kitap
Benim Canım AilemÇağatay Yaşmut · Oğlak Yayınları · 201958 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Kitabı okurken ben ne okuyorum böyle dedim. Çünkü ben psikolojik gerilim okumayan/okuyamayan bir okurum. Bu kitapta okuma zevkim mi değişiyor acaba dedim. İki günde bitirdim. Uyku ve evdekileri olmasa başladığım gün bitecek bir kitaptı. Kitap bana Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını anımsattı. Onda kütüphanede kitaplar, bunda koridorda kapılar vardı. İkisinin ortak noktası kuantum teorisi ve çoklu evren. Kitabın daha ilk sayfasında altını çizdiğim şu iki cümle var: "Her şeyin değişeceğini, elinizden alınacağını kimse söylemiyor size. Yaklaşırken itiraz etmiyorlar, uçurumun kenarında durduğunuzu bilmiyorsunuz." İşte bence kitabın bel kemiği bu iki cümle. Jason'ın herkesin olduğu gibi çoklu evrende birçok hayatı var. Tercihi kariyerini bırakıp aile olmak. Ama sonra bir insana en büyük kötülüğü yine kendisinin yaptığını görüyoruz. Ardından kaybetmeden önce ne kadar değerli olduğunu bilmediği o hayata dönme çabalarını okuyoruz. Ama böyle benim cümlem gibi kupkuru bir yavanlıkla değil. Olayların içine okuyucu da giriyor. Bazen tüpe girmek için kaçıyoruz, bazen koridorda koşuyoruz, bazen o iğne okuyucunun damarına batıyor, bazen soğuktan donuyoruz, bazen de açlıktan ölmekten korkuyoruz. Okurken bir ara kurşun denk gelmesin diye refleksle kafamı eğdim. Tövbe dedim güldüm sonra kendime. Ben Gece Yarısı Kütüphanesi'ni okuduktan sonra paralel evrendeki diğer hayatlarımı düşünmüştüm. Jason'ın çoklu evrendeki hayatlarını, istediği hayata geri dönüp dönemeyeceğini merak edenler ve bir aile olmanın önemini en derinden hissetmek isteyenler mutlaka okumalı diyorum. Bir de ben bu çoklu evren işinin gerçekten var olduğuna inanıyorum sanki. Siz ne düşünüyorsunuz? Ailem yanımda olduğu sürece her şeye hazırım. Herhalde insan neye sahip değilse onu istiyor. Her an, her nefes
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018442 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·212 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 14:32
Selam kitap ailem iyi akşamlar bu akşam sizlere şahane bir kitaptan bahsedeceğim ; "Firuzeyi Sever Gibi " Aslıhan Acartürk bu eserinde , gürültülü dünyada sessizce parıldayan, iz bırakan ve bittiğinde okuyucuyu kendi kalbiyle baş başa bırakan dokunaklı bir duygu muhasebesi. Asım, Firuze, Ayşen, Hilal, Ahmet... Her birinin apayrı hikayesi vardı kendi içinde İnsanlar yalnız kalmak istiyorlarsa onlara ulaşıp o yalnızlığı paylaşmayacağımızı anladım eseri okurken Ulaşılmaz olabilmek de bizim elimizdeymiş... Bir insanla aylarını da geçirsen aynı evin içinde olup aynı yatakta bile uyusan o sana izin vermiyorsa tanıyamıyormuş insan Firuzeyi Sever Gibi, klişe bir olay örgüsünden ziyade, karakterlerin iç dünyasındaki kırılmaları ve yeniden ayağa kalkış çabalarını izlemek isteyen okurlar için oldukça rafine ve dokunaklı bir seçenek. Büyük patlamalardan ziyade, sessiz fırtınaların ve derin izlerin anlatısı. Geçmiş ve günümüzden parçalar barındıran güzel bir eser okumak Asım'ın dünyasına misafir olmak isterseniz Firuzeyi Sever Gibi kitabının Yeşilçam tadında sayfalarına davetlisiniz
Firuze’yi Sever GibiAslıhan Acartürk · Elpis Yayınları · 202322 okunma
NEFRET ETTIM BU KITAPTAN
Puan vermedi
hicbir kitabi bu kadar buyuk bir nefretle okumamistim,anlatim asiri bozuk,kitabin icine giremiyoruz,cok fazla bilgi eksikligi var,tarotla ilgili bir arastirma da yaptim hicc alakasi yok,sadece 'luks/pahali' sozleri var,keske bir kumas turu soylenseymis,bronz karakteri abartildigi kadar gizemli degil,birde tereyagli balli ekmek sahnesi var,Hisar Bronz'un onune falan koyuyor falan travmasi varmis,kitap boyunca Hisar'in 'ailem beni sevmedi' triplerini cekiyoruz,gecmisi bizi cok ilgilendirmez okuyucu simdiye bakiyor,her sey cok yanlis bu kitapta,guclu bir orgut bekliyorsun 2 dakika sonra 'Bronz abi' diyorlar CILDIRDIM.
BronzÖzge Naz · Guardian Yayınları · 20243,009 okunma
7/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:50
!!spoiler içerir!!! Merhabalar, okurken içim cidden burkuldu. Ağır gelebilir diye başlamıştım ama dipnotlarla beraber okuyunca dil hiç de zor değilmiş, hatta o dönem için oldukça sadeydi. Şefika ile Ata'nın masum, çocuksu sevgisinin sayfa sayfa nasıl yoğunlaştığını izlemek güzeldi. Asıl çarpıcı olan, oyunun arkasındaki mesele: bir kızın, ailesinin borçlarını kapatmak için tanımadığı yaşlı bir paşaya verilmesi. 150 yıl önce yazılmış olmasına rağmen, "ailem ne der", "gelenek böyle" gibi baskıların gençlerin hayatını nasıl belirlediği konusu hâlâ tanıdık geliyor, bu yüzden güncel bir toplumsal eleştiri gibi okudum. Sonun melodramatik olduğunu söylemeden geçemeyeceğim — ölüm sahneleri günümüz okuru için biraz abartılı, hatta yer yer tiyatral kalmış gibiydi benim için.Kısa, etkileyici, biraz da insanı düşündüren bir klasik.Türk tiyatro tarihine ilgi duyan ya da Tanzimat dönemi edebiyatını tanımak isteyen biri için kesinlikle okunmalı.
Zavallı ÇocukNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,433 okunma
10/10
·233 syf.··
2026 25. kitabı
Merhaba sevgili okur ailem Bazı hikâyeler vardır, bittiğinde sadece kitabı değil; içinde taşıdığı duyguları da kapatırsınız. Masumiyetin Yükü benim için tam olarak böyle bir okuma oldu. Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz “Seni leylekler getirdi” cümlesinin aslında bu hikâyede ne kadar anlamlı bir yere oturduğunu görmek beni çok etkiledi. Yazarın hikâyeyi bir leyleğin gözünden anlatması, kitaba alışılmışın dışında, masalsı ama bir o kadar da gerçek bir hava katmış. Leylek; yuvasını kurduğu evde yaşananlara tanık olurken bize insanların sevgilerini, kırgınlıklarını, hatalarını ve içlerinde taşıdıkları yükleri de gösteriyor. Sema, Aram ve Nurullah arasındaki karmaşık hikâye; aşk, sadakat, seçimler ve sonuçları üzerine düşündüren bir yolculuğa dönüşüyor. En çok etkilendiğim noktalardan biri, leyleklerin sadece birer kuş olarak değil, adeta yaşananların sessiz şahidi ve bilgesi gibi işlenmesiydi. Göç ederken evin acılarını, sırlarını ve yüklerini alıp gittiklerini; geri döndüklerinde ise yeniden başlamayı simgelediklerini hissettim. Bazen hayvanların gözünden baktığımızda, insanlara dair çok daha fazla şey öğreniyoruz. @ahmethasimguler_ kaleminden okuduğum Masumiyetin Yükü; hüzünlü, düşündürücü ve uzun süre akılda kalan bir eser oldu. Leyleklerin kanat çırpışında saklı bu hikâyeyi çok severek okudum. “İnsan kalbindeki boşluğu sevgiyle doldurmazsa, orası zamanla başka şeylere dönüşür…” .
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202613 okunma