Ah ah ah! Evet, oldu bunlar… Moskova’nın eskileri meşhur Griboyedov’u iyi hatırlar! Porsiyon haşlanmış sudak ne ki! Ucuzluk bu, canım Amvrosi! Mersin öyle mi ama? Gümüşi tencerede mersin, yengeç ve taze havyarla parça parça dizilmiş mersin balığı öyle mi? Kâsede mantar püreli yumurta kokot! Karatavuk filetosunu beğenmiyor muydunuz yoksa? Yanında da trüf? Cenova usulü bıldırcın? Dokuz buçuk ruble! Üstüne caz, üstüne kibar servis! Temmuzda bütün aile daçada, siz ertelenmesi olanaksız edebiyat işleri nedeniyle şehirde takılıp kaldınız. Bu durumda verandada, kıvrım kıvrım büyüyen asmaların gölgesinde, güneş ışınlarının altın beneklerinin oynaştığı tertemiz masa örtüsünde bir tabak prentanyer çorbaya ne dersiniz? Hatırlıyor musunuz, Amvrosi? Benimki de soru mu! Dudaklarınızdan anlaşılıyor hatırladığınız. Sizin koregonunuz, sudağınız ne ki! Çulluklar, sülünler, mevsimine göre toy kuşları, bıldırcınlar, su tavukları? Boğaz gıdıklayan narzana ne demeli peki?!
Ama yeter! Dikkatin dağılıyor, okur. Peşimden gel.