Bir dost bulmaya, bugüne dek payıma düşünlerden daha samimi bir zihinle yakın bir gönüldeşlik tesis etmeye duyduğum açlıktan bahsettim ve bu ihsana erişen kişinin, biraz olsun mutlu olabilmekle gururlanabileceği yönündeki düşüncemi belirttim.
Gösterdiği gönüldeşliğe kolayca kapılıverdiğimden onunla yüreğimin diliyle konuştum; ruhumda yanan arzuyu ve teşebbüsümün ilerleyişi için servetii, varlığımı, tüm umutlarımı nasıl memnuniyetle feda edeceğimi anlattım.
Dostluktan yoksunum Margaret. Başarıtutkusuyla yanıp tutuşurken, çoşkumu paylaşacak hiç kimsem yok. Hayal kırıklığı üzerime hücum ettiğinde, Hiç kimse kederimi hafifletmeyecek. Düşüncelerimi kağıda dökeceğim gerçi; ama kağıt, duyguları iletmnek için kifayetsiz bir araç. Benimle gönüldeşlik kuracak, gözleriyle bana yanıt verecek bir insanın dostluğunu arzuluyorum.
Her şey basit, her şey sıradan , bir anlamı, bir yeri olmadığı sürece sende.
Bir silahı ele alalım mesela... Caydırıcı bir etkisi var namlununbaşındaki kişiyi, yapmak üzere olduğu eylemden; ateşlersen, ölür belki. Yaralanabilir de. Bir silahın amacı bu. Ona anlam yüklemeye gerek yok. Bunun için yapıld. Zarar vermek için.
Ama duyguların böyle bir gücü var işte. Herhangi bir nesneyi, kelimeyi; belki bir cümleyi bir tabancadan daha ölümcül hale getirme gücü... O değeri verdiğin insanın ellerinde. Belki hemen öldürmez ama... Ama zaten bu da en kötüsü, değil mi? Çünkü süründürür.