Good Will Hunting filminde dikkatimi çekmiş bir replik vardır.
Will, bir kadınla tanışmıştır, kadını çok beğenmesine rağmen onu arayıp aramamak konusunda kararsızdır. Bu konu üzerine Psikoloğu Sean ile konuşurken, ilk tanışmalarının mükemmel olduğunu ve bunu bozmak istemediğini söyler. Kadını tanıdıkça aslında o kadar mükemmel olmadığını farkedecektir. Sean bir psikolog olarak durumu net olarak tahlil etmiştir: "belki de sen şuan mükemmelsin ve bunu kaybetmek istemiyorsun"
İşte bu dialog kanaatimce mükemmelliyetçi insanı en güzel tarif eden ifadelerden birisidir. Nedir mükemmelliyetçi insan? Ya da kimdir? Önce bunu açıklamaya çalışmalıyım.
Mükemmelliyetçilik dendiği zaman; her şeyin en iyisini hedefleyen, azimli, karakterli insan modelinin anlaşılması yaygın bir yanlış kanıdır. Bir işi yaparken gayretli bir şekilde, hatadan uzak bir şekilde yapmaya çalışmak elbette güzel bir değerdir. Kişilik olarak mükemmelliyetçilik ise bu tanımdan bağımsız olarak; insanın kısa ömrünü mutsuz ve stresli geçirmesi için gerekli olan tüm yanlış düşünceleri içerisinde barındıran bir yapıdır.
Şöyle ki; mükemmelliyetçi insan için gri yoktur. Siyah ve beyaz vardır. Bir şey ya iyidir ya da kötüdür. Ortası olamaz. Esneklik kavramı mükemmelliyetçi bir insan için söz konusu değildir. Kendini yeterince sevmez, yeterli görmez ve affetmez.
Tabi ki bu durum mükemmelliyetçi insanın tavırlarına da yansır: Mükemmeli başaramadığı zaman asla tatmin olmaz. Ufak mutluluklar onun için geçerli değildir. Hatalı olmaya tahammülü yoktur. Duygular onun için zayıflık göstergesi olarak kabul edildiğinden duygularını bastırır. Gergindir, kendisini eleştirir... Bu eleştiri de asla yeterli değildir. Bir ömür sürer gider. Sürekli olarak ben neden böyleyim, şunu neden yaptım, ne kadar yetersizim... şeklindeki