Alp Akay

Alp Akay
Profil rahatsızlık verici veya inançlarınıza aykırı paylaşımların yapıldığı, gayet sıkıcı bir alandır. Ayrıca, takip etmeniz gibi takipten çıkmanız -karşılıklı olmak kaydıyla- da gayet normaldir. Keyifli okumalar!
Kurdun çobanlık ettiği koyun sürüsünün tarihini okumak ve yazmak için koyunca (koyun dili) öğreneceğim! Koyun dilinde "Yeter artık" nasıl denir?
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Reklam
İki yıl sonra 10 Temmuz 1793 yasası, 1791’inkini genelleştirir ve müzisyenlere tanınan hakları yazarlara, ressamlara ve gravürcülere de tanır. Projenin raportörü Lakanal, “hiçbir mülkiyetin zihinsel ürünlerden daha fazla mücadele konusu olmadığını” bildirir ve “apaçık ortada olan bu hakkın” bir yasa ile onaylanması gerekmesine şaşırır. Yasanın ilk maddesi şunları öngörür: “Her türün yazarları, müzik bestecileri, tablo veya resim yapacak olan ressam ve çizerler, hayatları boyunca Cumhuriyet toprakları üzerinde eserlerini bizzat satma, dağıtma ve bütün veya kısmi olarak mülkiyetlerini devretme haklarından faydalanacaklardır.” Bu yasanın uygulama alanı son derece geniştir. 7. madde, “güzel sanatlara ait zihinsel veya her tür yetisel üründen” söz etmektedir. Entelektüel mülkiyet böylece, yaratıcının yaşam süresi ile sınırlandırılmış olur.
7 Ocak 1791 tarihli bir yasa, bir icat sahibinin veya bir yaratıcının hakkına “mülkiyet” adını koyar, ve “her buluşa veya icada”, ya da “her tamamlayıcı buluşa”, ya da “Fransa’ya yabancı bir buluşu getiren herhangi birine” on veya on beş yıllık bir süre için bir “patent” verir. 13 Ocak 1791’de “tiyatroların özgürlüğü” hakkında bir yasa, Beaumarc-hais’nin girişimi ve Mirabeau ile Robespierre’in destekleriyle eser sahiplerinin eserleri üstündeki haklarını yeniden tasdikler, taklit edilmelerini ve -önemli bir yenilik olarak- eser sahiplerinin veya hak sahiplerinin izinleri olmadan, ölümlerinden beş yıl sonrasına kadar tiyatro eserlerinin temsilini yasaklar.
Müzikal temsil, son olarak da politik temsilin habercisidir:? Ödeme gücü olan seyirci, seçtiği kişiler tarafından temsil edilir ve onların gösterisine eşlik eder: vergici demokrasi. XVII. yüzyılın arifesinde Montesquieu ticaretten “eşit insanların mesleği” diye bahsettiğinde, burjuvazinin, piyasa ile uyumlu tek sistem olarak vergici parlamento rejiminin çatısını kuracağını bildirmektedir: Oy kullananlar, konserlere gidenlerle, arazi satın alanlarla aynı kişilerdir ve Devrim’i de onlar yapacaklardır.
Ama temsil, aynı zamanda piyasa da demektir:
Tüm ekonomik teoriler, sosyal gerçeğin para veya değer olarak gösterilmesine dayanır. Her nesne, değeri kadar temsil edilir. Müziği alışveriş sistemine sokmak, temsilinden önce esere özgü değerlerin olduğunu kabul etmektir. Bu da müzikal yapıtların başka ticari etkinliklerle eşit olduğu anlamına gelir. Müzik, alışverişte bir armoninin mümkün olduğunu teyid ederek, ticari düzenin temsil bölgesi haline gelir. Bir malın birçok tüketiciye tek bir fiyattan satıldığı ilk hadiselerden biri olan konser ile birlikte XVII. yüzyılda değer teorisi önsezisi doğacak, XIX. ve XX. yüzyılların bütün ekonomik felsefesine egemen olacaktır.
Reklam