Profil rahatsızlık verici veya inançlarınıza aykırı paylaşımların yapıldığı, gayet sıkıcı bir alandır. Ayrıca, takip etmeniz gibi takipten çıkmanız -karşılıklı olmak kaydıyla- da gayet normaldir.
Keyifli okumalar!
Karnaval, bir fıçı üzerine ata biner gibi oturmuş, et yiyen ve bütün yasakları çiğneyen asi ve alaycı bir adamdır. Büyük Perhiz ise başında kibar şapkasıyla hiç de çekici olmayan bir kadındır.
Yobaz, dişil ve İspanyol kent ciddiyeti, pagan, eril ve Flaman karakterli köylü coşkusuna baskın çıkıyor.
Bu değişim sırasında din artık sadece bir düzen aracı, siyasi iktidarın desteği, çekilen ıstıraplar için bir gerekçe ve gençlik terbiyecisi olmuşken Bruegel, ayindeki şenliği, kurban törenindeki karnavalı yok etmek için verilen altı yüzyıllık bir savaşı duyuruyor: kendinden üç yüzyıl öncesini ve üç yüzyıl sonrasını.
Kendinden üç yüzyıl öncesi, yani kilisenin müzisyen ve dansçıları evcilleştirdiği zamanlar. Kendinden üç yüzyıl sonrası, yani ekonomi-politiğin müzisyenleri evcilleştirme işini devralıp, diğer bir deyişle, kendi müzik ve gürültülerini dayattığı bir dönemdi.
Not : Tablonun orijinali Viyana Sanat Tarihi Müzesi’ndedir.
Gürültüden Müziğe
Annali dell'Islám'ın inanç sisteminin özüne ilişkin tezlerine ek olarak, İslamiyetin geniş bir coğrafyaya yayılması sonrasında geçirdiği evrim hakkında geliştirdiği yorum da cumhuriyet kurucusu tarafından önemli bulunmuştur. Buna göre, Araplar, maddiyata düşkünlükleri nedeniyle, Hz. Muhammed'in öğretisini samimî bir iman ile değil, çıkar amacıyla sahiplenmişler, yeni inanç sistemini farklı kavimleri boyundurukları altına alarak zenginliklerini yarımadaya aktarmak için araçsallaştırmışlardır. İslâmiyet, ancak bu gelişme sonrasında "gerçek bir din" haline gelmiş ve siyasî amaçlarla kullanılmıştır. Aslında, çevresinde müşahede ettiği somut gerçeklikler ötesinde derinlikli muktesabâtı olmayan peygamber, böylesi bir amaca sahip olmamış, üniversel bir din tesisini değil, "ilkel toplumu"nun ahlâkî ve sosyal sorunlarını çözmeyi hedeflemiştir.
Atatürk
Sayfa: 492
Askerler ve savaş kahramanları şereflendirilip anılır, kaşifler sonsuz bir üne kavuşur, şehitlere saygı gösterilir...
Fakat kaç kişi kadınlara da asker gözüyle bakıyor? İnsanoğlunun var olması için mücadele eden ve acı çeken kadınlar tüm o koca ağızlı özgürlük savaşçısı kahramanlardan daha cesur, daha yaman askerlerdir. Erkeklerin konuşması kolay, ne de olsa kadınların çektiği sıkıntılarla asla karşılaşmayacaklar!
Anne Frank’ın Hatıra Defteri
Sayfa 139
Etik kavramı Yunanca bir terim olan ethos'tan gelir.
Bunun iki anlamı vardır:
1) Yerleşik, alışılmış olan yer, konut ve ülke.
2) Karakter, anlayış tarzı, alışkanlık, gelenek.
Kısacası etik, ahlak bilincinin veya insanların ahlaki davranışının bilimi olarak da görülebilir. Ahlaki değer ve davranış tarzları aynı zamanda toplumun kültürel birikiminden beslenen alışkanlık ve geleneklerden kaynaklanır. Etik teriminin Türkçe karşılığına baktığımızda da bunun izlerini kolaylıkla görebiliriz.
"Ethos" teriminin birinci anlamını, yani insanların birlikte yaşaması, aynı konutu, yeri ve coğrafyayı paylaşarak ortak kültürel varlıklar yaratmasını düşünürsek, Türkçedeki an'ane (gelenek) teriminin de "bir toplumda atalardan kalmış olması dolayısıyla saygı duyularak devam ettirilen kültürel aktarımlar, gelenek, alışkanlıklar" olduğunu görebiliriz. Sonra gelenek, gelenekçilik vb. terimlerin etimolojik kökeni ve manaları da insanların toplu bir şekilde yaşamalarından kaynaklanan alışkanlıklara, kurallara ve davranış normlarına işaret etmektedir.
Şüphenin Tarihi
Sayfa: 310