Nerden gelir, nereye gider bu acı
Yüreğime yağar bardaktan boşanırcasına
Kâğıtlar alıp götürür onu
Bir akşamüstü, alacakaranlıkta
Tutarım hayatımı bir yerinden
Başlarım bir incelikle deşmeye
Bir güne nice şeyi yüklerim
Bir soluk girer aslında şiire
Nerden gelir, nereye gider bu acı
Çocukların gözlerinden onu kovmak gerek
Ama bu silah sesleri, bu çığlıklar
Baştan başa gerçek.
Sesim boğuk çıkıyorsa da
Aldırma
Nice dağlar kırdı onu
Nice denizler
Savurdu
Sesim boğuk çıkıyorsa da
Aldırma
Artık bir şeyler yapmanın
Zamanı geldi
Bazı şeyleri kırıp dökmenin
Bir kentin sokaklarını
Yeniden keşfetmenin
Özlemleri, çocukluk günlerini
Bir yağmur altına bırakmanın
Zamanı geldi
Sesim boğuk çıkıyorsa da
Aldırma
Nice anılar yordu onu
Nice özlemler
Böldü
Sesim boğuk çıkıyorsa da
Aldırma
•
•
•
Duyuyorsun ya..
Hangi nehirler sığmaz yataklarına bilirim
Görürüm, her duruşun bir inceliği vardır
Gençliğim tutuşturur ellerimi
Oysa bir kavganın yeşeren tomurcuğuna
Su taşıyan da bendim
Ellerinin kanadığını görüp ağlayan da..
Gözlerim bir yanda gündüzü sarmalar
Bir yanda geceyi çağırır
—Yorgunluğun bir ağ gibi üzerime gerildiği gecelerde
Düşündüğüm ne çok şey vardı
Neden boyunbağı takmadığımı düşünürdüm
Bir sevgilim olmadığını sonra
Hep kendimizden konuşacaktık belki
Bana pop müziğinin inceliklerinden sözedecekti
İnanmayacaktım.
Çocukları korkutan gecelerin
Dinlerim, hep susmak gibi korkuları vardır
Kalemim kusar dünya kelimesini
Şiirler uykuyu götürür
Yorgunluğu getirir beraberinde
Yazılınca gün doğacaktır
Gökyüzü yırtacaktır yelelerini...
Ey, bir çocuğun en içten gülüşünde kalan güneş
Kitapların içinde sessizce göveren
Ve bir işçiye ellerinin anlamını öğreten aydınlık
Kalbimi sana uyarlıyorum
Akla beni!