Tufan sonrası çocuğunun güçsüzlüğüyüm,
Duruşum
Çağları yanında taşıyamıyor. Sigara içerken
Ve şiir yazarken acemi özellikle,
Yorgunum. Hasata duran ekinler gibi
Erken büyümenin kapılarını zorluyorum
-Çocuk olamadım belki
Her gece ayaklarını dağıtarak
Sarhoş gelen babamdı,
Her gece ağlayan bendim
Sinen ve dağılan sessizce
Oysa kanatırdı o,
Yoksulluğunun yaralarını iç çekişlerle
Kanatır ve kapatırdı
Bize göstermeden..
Bağırmak isteyen biri nasıl koşarsa dağlara doğru
Okul sıralarının arasına sıkıştırdığımız
İlk kitapların coşkunluğuydu
Hayata sarılarak,
Yeni bir gözle baktıran her şeye
—Dokuma kilimlerine evimizin
Yufka ekmeğine,
Bakır tencerede kaynayan fasulyesine,
Buruk bir akşam gülüşüne...
Oradaydık hepimiz, müheyya bekliyorduk
salaştı mukadderat, bozulmuş bir nişandı
gebe rüzgar, ihanete uğramış deniz, kerrat cetveli
dünyaya sokunmuştuk, dünya hamdı
külsüzdü ocak, tellal çarşısız
ağzımız noksandı.
Rimbaud'nun haberi yoktu Menelik'ten
Nijinski delirmişti
Mahler'in beş yaşındaki kızı ölmemişti daha
nehre Haşim annesiyle karanlık geceler
bazı çıkardı
zonklardı öpülmek için kavlamış dudaklarımız
bekliyorduk; alnımızın çatında
hepimizin bir çarpı.
Kopmamış birer çığlık diyesilerdi bize
verilmemiş birer söz
daha hiç çıkılmamış
birer iskeleydi bedenlerimiz
alnımız birer sayıltı
azalarımız yerli yerine çakılmamıştı
bir çift göz, bir yumruk yürek arasında
darma dumandık
küşümle kapanırdı yüzümüz
çünkü kazınmıştı oraya yekten
başkalarına ait bir çarpı.
Yaşamak çarpısı derlerdi buna, yaşamak çarpıntısı.
Ne acelemiz vardı? Kime kavuşacaktık?
Yokuşu göze almak mı? Niçin?
Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
yaprakla yağmurun aşkı meselâ
kim olsa serpilen coşturuyor bizi
imreniyoruz başkalarının mahvına.
Yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
silkiniyor vuran her damlayla.
Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilkönce damarlarımızda duyduğumuz çağıltısını
uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
Bize ait olan ne kadar uzakta!
Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
başkalarının düşünceleriyle değil.
"Üstümde yıldızlı gök" demişti Königsberg'li
"içerimde ahlâk yasası".
Yasa mı? Kimin için? Neyi berkitir yasa?
İster gözünü oğuştur, istersen tetiği çek
idam mangasındasın içinde yasa varsa.
Girmem, girmedim mangalara
Yer etmedi adalet duygusu
içimde benim
çünkü ben