Hiyle yapma, hayal et; kopya ile tükeneceğine taklit ile daim ol; kör etme gözü ve hepsi bir yana, gerçekçilikte vakit kaybedip masalcılıktan olma ki bundan önce yazdığım ve bundan sonra yazağım romanların zevkinden mahrum olmayasın demek için yazılmış bir roman gibi geldi bana.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uzun istidaları hükümet memurları pek okumazlar diye, her fikrimi ayrı bir istidaya yazarak bunları ayrı ayrı köylerden verdirdim. Böylece hepsi okunmuş olacak.
Hiç değişmez, müze gezilerime başlamadan hemen önce, kapıda bir sigara yakar ve tatlı bir heyecan yaşarım. Bu heyecan, daha çok, içeride karşılaşacaklarımla ilgili olmaktan ziyade, gezimi tamamlayıp tekrar dışarıya çıktığımda beni en çok etkilemiş eser veya nesnenin ne olacağı ile ilgilidir. Bazı değerli eserlere torpil yapsam da bunun pek bir etkisi olmaz; kendiliğinden yerleşir kafama ve gezim bitmeden kendini ortaya çıkarmaz.
Asıl konumuza dönecek olursak, Sabahattin Ali öykülerini okurken de benzer süreci yaşarım. Öyküleri, iyi bir müzenin değerli eserleri gibi hepsi birbirinden güzel. Fakat bu kitabını bitirdiğimde yani müze kapısından dışarı adımımı attığımda aklıma gelen ilk öyküsü BİR MESLEĞİN BAŞLANGICI oldu her ne kadar ASFALT YOL ve HASANBOĞULDU gibi daha beğendiğim öyküleri olsa da.
Bir Mesleğin Başlangıcı öyküsündeki Koca Recep’in, mesleğine geçiş süreci ve bu geçiş sürecini anlatma şekline bayıldım. Koca Recep, gerçek hayatta karşılaştığım ve karşılaşacağım benzeri gerçek insanlardan çok daha gerçek bir şekilde aklımda kalacak hep.