8/10
·284 syf.··
2026 8. kitabı
·
736 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:16
Stoacı Felsefeyi anlamak için çok değerli bir eser felsefe ile ilgileniyorsanız bir yerde bir stoacılık sözüne rastlarsınız. Ve bunun Stoa isimli bir felsefeciden gelmediğini ve çok düşünürlü bir akım olduğunu farkettiğinizde size yol gösterecek bir kitap. Tabii tüm ABD yazarları gibi pragmatist yaklaşım ön planda : “Ne işime yarayacak?” Yaşam felsefesi açısından bakarak bugün ki yaşam koşullarına antik stoacılığı uyarlıyor. Bu zorlama girişim stoacılığı daha iyi anlamayı sağlıyor. Meraklısına
Güzel Yaşam KılavuzuWilliam Braxton Irvine · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022914 okunma
10/10
·724 syf.·
2026 46. kitabı
Oğuz Atay ’ın TUTUNAMAYANLAR romanı Türk Edebiyatında ilk post modern roman değildir; ilk modern romanıdır. Oğuz Atay’ın bu kitabı modern akımın roman türündeki karşılığıdır. Oysaki Türk edebiyatına modern akım, öykü ile girmiştir ve aslında çok uzun zamandır vardır. Bu bağlamda öyküde Modernist akım ellili yıllarda ortaya çıkmıştır diyebiliriz. Modern Türk romanı açısından önemli bir kırılma noktası kabul edilir. Biçimsel cesareti, ironisi ve yabancılaşma temasını işlemesi nedeniyle çok sevilir. Ancak birçok okur için gereğinden fazla dağınık, zorlayıcı ve kendine hayran bir metin gibi görünür. Sevenleri onu başyapıt olarak görürken, sevmeyenleri romanın çevresindeki kültü daha büyük bulur. Bilinç Akışı Yöntemi Bilinç akışı yöntemi, oluşturulan roman kahramanın zihninden geçenleri, zihninden geçtiği gibi romana aktarma çabasıdır. Modern romanların zor anlaşılmasını sağlayan en önemli unsurdur. Şöyle açıklayalım: Realist bir romanda kahramanın saatlerce düşüncelere daldığını ve saatlerce aynı düşünce etrafında düşünce ürettiğini okuruz. Ancak Modernist roman kahramanı öyle saatlerce aynı konu üzerinde fikir üretemez. Çünkü bilinçten akan şey, o karmaşa, sapmalar olduğu gibi yansıtılır. Buna bilinç akışı denir. Ama Modernistler, sadece bilinç akışı yöntemini kullanmazlar. Modernistler bir konuya odaklanmış iç konuşma, iç monolog tekniği denilen bir konuşma aktarımını gerçekleştirirler ki bunu da ilk kez onlar ortaya çıkarmıştır. Bunlara iç diyalog yöntemi denilebilir. Mesela bazen kendi içimizde muhayyel bir kişiyle konuşuruz, kavga ederiz, kendi kendimize sorular sorarız ki iç monolog da tam olarak budur. Modernist yazarlar, zihinden geçenlerin dolaysız aktarımı konusunda oldukça önemli yenilikler gerçekleştirirler. Modernist yazarlar için insanın fiziksel
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·102 syf.··
2026 14. kitabı
Kendimi aldatılmış hissettim. Bir kitap, kendi gerçekliğinden bu kadar kopartılıp nasıl böylesine süslü bir Hollywood aldatmacasına dönüştürülebilir? Üstelik kitaptaki Holly Golightly, filmdeki Audrey Hepburn imajının aksine, tam da bu aldatılma duygusunu hissettirecek bir karakter. Daha sonra Soğukkanlılıkla ile edebiyat tarihinde bambaşka bir yere oturacak olan Truman Capote’nin —ki 2005 yapımı biyografik filmi Capote muazzamdır— 1958 tarihli Tiffany’de Kahvaltı kitabı, belleklerimizde çoğu zaman Audrey Hepburn’ün siyah elbisesi, vitrinin önünde içilen kahve ve romantik bir şehir anlatısı olarak kalmış olsa da, metnin kendisine dönünce çok daha sert ve çok daha gerçekçi bir hikayeyle karşılaşıyoruz. Filmin aksine kitapta Capote bir aşk hikayesi anlatmıyor; New York’ta kendine yeni bir isim, yeni bir yüz ve yeni bir hayat yaratmaya çalışan Holly Golightly’nin etrafında, insanlığın en eski yara izlerinden birine elini gezdiriyor; insan geçmişinden gerçekten kaçabilir mi, yoksa kaçış dediğimiz şey yalnızca geçmiş suretimizin daha şık giyinmiş hali midir? Kitabın meşhur Holly Golightly karakteri hakkında onlarca yazı, hatta akademik makale bulmak mümkün; ama Holly’yi sadece “özgür ruhlu kadın” kalıbına indirgeyemeyiz. Zira o, asıl adı Lulamae Barnes olan, taşradan ve erken yaşta içine düştüğü hayattan kaçıp New York’ta kendini baştan yaratmaya çalışan bir kadın. Fakat bu yeni bir Holly yaratama girişimi, özgürleşmeden çok, kırılgan bir kabul edilme çabası gibi duruyor. Holly erkeklerle yemeklere çıkıyor, partilerde dolaşıyor, zengin adamların ilgisini, hediyelerini ve parasını kendi hayatını sürdürmenin bir yolu olarak kullanıyor. Fakat bunu yaparken tam anlamıyla güçlü de değil, tam anlamıyla kurban da değil. Capote’nin karakterini ilginç kılan şey de aslında bu;
Tiffany'de KahvaltıTruman Capote · Siren Yayınları · 20262,132 okunma
7/10
·128 syf.··
2022 11. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2022 00:00
Kumarbaz bir deli dâhi... Bu kitabı okurken bilmediğim o kadar çok şey öğrendim ki. Tesla ; Einstein, Edison, Ford gibi isimlerle sözlü tartışmalara girmiş. Dâhilerin kavgası bile dâhice. Ve o müthiş olasılığı daha da iyi anladım. Edison mı ? Tesla mı ? Aslında Edison ampul prototipi icat etti. Lakin elektrik iletimi kısmını çözemedi. Doğru akım sayesinde uzaklara elektrik yollayamıyordu. İşte Tesla bu noktada dahil oldu. Alternatif akımla bu sorunu çözdü. Einstein’ın da ortaya attığı Rölativizm ( Görecelik ) teorisine Tesla bunu mantıklı bulmayıp karşı çıkmıştır. “Einstein zeki, en dahi, o nediyorsa doğrudur.” Dememiş. Düşünmüş, sorgulamış. Bu herkes için düşünülmesi gereken bir lisan-ı eylemdir. “Mühim olan fikrimi çalmaları değil, kendi fikirleri olmaması.”
Delilik ve Dahilik Arasında Nikola TeslaDeniz Yılmaz · Halk Kitabevi · 202170 okunma
Puan vermedi·650 syf.··
2026 40. kitabı
1975-2000 yılları arası 212 şairin şiirlerinden derlenen bu denli büyük bir eser adı duyulmuş ve duyulmamış bir çok önemli şairi kısaca tanıtıyor. Şiir muhtevası bakımından seçilen şiirler ödüllü, en ünlü, akım ve ekol seçimleri olarak ele alınmış çok değerli bir kaynak.
Son Çeyrek Yüzyıl Şiir AntolojisiYılmaz Odabaşı · Scala Yayıncılık · 2007123 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2022 60. kitabı
Ivan Turgenev’in 1862’de yayımlanan Babalar ve Oğullar romanı, Rus edebiyatının en önemli klasiklerinden biri ve 19. yüzyıl Rus toplumundaki kuşak çatışmasını en keskin şekilde yansıtan yapıtlardan biridir. Roman, 1859-1860 yılları arasında geçer. Liberal düşünceli, Batı hayranı bir baba (Nikolay Petrovich Kirsanov) ve onun üniversiteden yeni mezun olan oğlu Arkady, çiftliklerine dönerler. Arkady’nin yanında getirdiği arkadaşı Yevgeny Bazarov, romanın merkezindeki karakterdir. Bazarov, kendini “nihilist” olarak tanımlar: Hiçbir otoriteyi, geleneği, sanatı, romantizmi ve duygusal değerleri kabul etmez. Sadece bilimsel materyalizmi ve faydayı önemser. Bu tavır, hem Arkady’nin ailesiyle hem de çevresindeki diğer karakterlerle derin çatışmalara yol açar. Ana Temalar Kuşak Çatışması Romanın en ünlü temasıdır. “Babalar” eski liberal, romantik, reformist ama hâlâ toprak sahibi soylu sınıfı temsil eder. “Oğullar” ise radikal, materyalist ve mevcut düzeni kökten reddeden yeni nesli. Turgenev, bu çatışmayı tarafsız ama biraz da ironik bir bakışla ele alır. Nihilizm Bazarov’un ağzından dile getirilen nihilizm, romanda hem cazip hem de tehlikeli bir felsefe olarak sunulur. “Hiçbir şeye inanmama” ilkesi, özgürleştirici olduğu kadar yıkıcıdır da. Turgenev, nihilizmi Rusya’da yeni ortaya çıkan bir akım olarak ele alır (gerçek hayatta da Chernyshevsky, Dobrolyubov gibi eleştirmenler üzerinden etkilenmiştir). Aşk ve Duyguların Gücü Bazarov gibi duyguları küçümseyen bir karakterin bile Madame Odintsova’ya karşı yenilgiye uğraması, romanın en güçlü yanlarından biridir. Turgenev, nihilizmin insan doğasına aykırı olduğunu bu ilişki üzerinden gösterir. Rus Toplumunun Dönüşümü 1861 Köylü Özgürlüğü Reformu öncesi ve sırasındaki Rusya’yı çok başarılı bir şekilde resmeder. Toprak sahiplerinin
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,8bin okunma