Normal şartlarda, sanırdınız ki insan sıradan hayatından berduşluğa yavaş yavaş geçer, berduşluktan ölüme ise hızla koşar; üzerine yapışan kirler onu zaman içinde yiyip bitirir; bir zamanlar temiz çarşaflı yataklarda uyurken, ıslak taşlarda uyanmak; bir zamanlar domatesi yıkayarak yerken, çöpteki kanlı pamuğun yanından alınmış bir parça ekmeği kemirmek, ölüme giden hastalıklı yolu kestirme yapar. Hayır. Berduşların durdukları bir nokta vardır ve bu nokta tüm kirine ve tehlikesine rağmen, bir perinin değneğinden çıkmışçasına sihirlidir. Berduşlar kolay kolay ölmezler. Hatta bazıları yaşlanmazlar bile. Çünkü değişmezler. Çünkü onlar en esaslı değişimi bir kez yaşamışlardır hayatlarında. Kimse berduş doğmaz. Yoksullukla berduşluğu birbirinden ayıran temek nokta budur. Çöpten toplananları satarak yaşamakla, çöple ve çöpte yaşamak birbirinden çok ama çok farklıdır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ahmet Ümit'in okuduğum diğer kitaplarının bilgi yüklü olmasına alıştığım için bu biraz farklı geldi. Farklı dediğim klasik cinayet romanıydı. Normal de Ahmet Ümit farklı konular, tarihi olaylar, mitoloji hakkında derin araştırmalarını romanlarına katar sanırım biraz bunu bekledim.
Kitaba gelecek olursak aşırı derece akıcı, kafa karıştırıcı bir roman. Çocuk tacizcilerini öldüren Körebe lakaplı katil uzun bir aradan sonra yeniden öldürmeye başlıyor. Güncel Türkiye sorunlarına da yer verdiği için daha da ilgi çekici bir hale geliyor.
Ahmet Ümit'in önereceğim ilk kitabı bu olmasa da çerezlik olarak okunabilecek bir roman.