Bana ne acılar yaşatmıştı? Asfalt sokakta kolunu kaldırdığı günde mi yaşatmıştı? Kapıyı açmaya gelmediği ve sonra darmadağınık saçlarla belirdiği günde mi? Rıhtımda onunla fısıldaştığı günde mi? Yoksa beni binlerce kez peşinden sürüklediği günde mi?
Bunların güzellikle bir alakası yok; hepsi birer dert yanma. Güzel anılarımı sıralamak istiyorum ve acı verenleri hatırlamayı değil. Boş ver, hepsi aynı kapıya çıkıyor. Bu nedenle onunla ilgili hikayem harika sahnelerden değil, çok ince içsel anlardan oluşuyor. Bir şiir de böyle olmalı zaten. Büyük bir acı bu.
Sanki sürekli bekliyor gibiydim. Ama başıma hiçbir şey gelmediğinden bu beklenti iyice tuhaftı. Dünyadan ve kadınlardan, doğama uymayan bir mesafe ile haz almaya mahkûmdum.
Ben bir tür sıradanlığın haritacısıyım, bir şehir antropoloğu, enstrümansız bir müzisyenim; sonsuz bir uzamda gerçek bir engel olmadan, hiç aralıksız salınan duygu ve heyecanlarda zarafet ve kesinlik arayan bir hayalperestim.