“Yeni nedir?”,ilginç ve sonsuza dek uzanan bir soru,fakat üzerine gidilirse ortaya çıkan,boş şeylerin ve modanın sonsuz şaklabanlığı,yarın dibe çökecek bir çamurdur.
Bunun yerine “En iyi nedir?”sorusuyla uğraşmayı yeğlerim ki bu soru enine değil de derinlemesine hareket ettirir insanı.
Çoğu zaman öyle bir acele içindeyizdir ki konuşmaya fırsatımız kalmaz. Sonuç,günden güne sonsuz bir sığlaşma ve kişiyi,zaman geçip gittikten sonra geçen yıllara şaşmaya ve üzülmeye götüren bir tekdüzeliktir.
Para değildi özellikle istediğim. Bilmiyordum ne istediğimi. Hayır,biliyordum. Saklanabileceğim,saklanıp hiç bir şey yapmak zorunda kalmayacağım bir yer istiyordum.
Bir şey olma düşüncesi beni korkutmakla kalmıyor,hasta ediyordu. Avukat,danışman,mühendis veya benzer bir şey olmayı düşünmek bile olanaksızdı benim için.
Evlenmek,çocuk sahibi olmak,aile kurumunun kafesine girmek. Her sabah aynı işe gidip akşam dönmek. Olanaksızdı. Aile pikniklerine katılmak.Noel,işçi bayramı,anneler günü...
Bu tür şeylere katlanmak için mi dünyaya geliyorduk?
Bulaşıkçılık yapmayı,akşamları küçük odamda içki içip sızmayı yeğlerdim.