Ona kurgunun tartışmaya açık olduğunu anlatmıştı az önce. İnsanlar ne anlatıldığını bildiklerini iddia ediyorlardı hep; yazarın hiç de öyle demek istemediği, düşündükleri şeyin bir anlamı olmadığı durumlarda bile üstelik.
"Bovary harika bir örnek," diyordu Elizabeth. "Emma'nın parmaklarını emdiği bölüm var ya? Kimileri bunun cinsel arzuyu simgelediğine inanıyor; kimileri ise gerçekten tavuğu beğendiğini düşünüyor. Flaubert'in aslında ne kastettiğine gelince... Orası kimsenin umurunda değil."
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitabın özellikle son kısımları bana en sevdiğim klasiklerden olan Frankenstein'ı hatırlattı. Yine çok çirkin olduğu için insan muamelesi görmeye, annesi tarafından bile sevilmeye layık bulunmamış bir karakter. Dışlanan, zorbalanan ve kendilerine sanki böceklermiş gibi davranılan insanların sonunda canavarlaşıp türlü kötülükler yapmasına şaşırmamak gerek.
Kalp kırmaktan daha kolay bir şey yok. Eğer bu kitapları okuduğumuz halde tek bir kişinin bile kendini değersiz hissederek uyuyup uyanmasına sebep oluyorsak boşuna okuyoruz demektir. Kitapların, bilhassa Frankenstein, Notre Dame'ın Kamburu ve Operadaki Hayalet gibi klasiklerin bu konuda gerçekten bir fark yarattığına ve bizi daha iyi bir insan yaptığına inanıyorum veya inanmak istiyorum.
(...) Ama bir despot olarak, kölelere nasıl davranılacağını, aşağı sınıf halka, düşmana, kendisini rahatsız eden elli bin azgın öğrenciye nasıl söz geçirilebileceğini biliyordu.