Fincan Alinin maceraları Benim kahramanlarım yolun başında güçlü değildir. Ama yürürken dönüşürler. Hayao Miyazaki Acemi yazar oturmuş telefonunu tuşlarına basıyor bugün ne saçmalayabilirim diye düşünüyordu o da bu yazıyı okuyanlar gibi tek dostum kitaplar oldu dedi ve önünde duran derin tarih dergisinin sayfalarını karıştırdı dergi bir zaman makinası oldu ve Acemi yazarı içine çekti kahramanımız Fincan Ali eski Türkler devrinde çalışan elinde kopuz dombura türk musiki aletleri bulunan kendi halinde sıradan biriydi onu kahramanlaştıracak olan sizsiniz belkide onun gibi gemilere binecek Denizci Sinbat gibi vira bismillah diyip yola çıkacaksınız fincan Aliye sordular kahraman kimdir Dede Korkuttan Türklere yadigar kalan kopuzun tellerine dokundu şöyle karpuza vurur gibi kopuzun teline değince kopuz şöyle dedi orta Asyadan bir çalgıdır kopuz tüm mazlumlara dostuz bir mazlum yaş dökse biz yok oluruz evet türk musikisinde bağlamanın dedesidir bu kopuz dedi fincan Ali ve Türk milletinin en eski çalgısı budur dedi Haydee dedi vur tellere evlat dedi Bursa Kozahandaki ipekçi Mevlüt Yalova tersanesinde küçük bir takası vardı açık denizlere açılır ipek yolunu takip ederek porselen kumaş ticareti ile uğraşırdı işte kahraman günlük işini hakkı ile yapan insanlardır dedi Fincan Ali ipekçi Mevlüt oğul elini çabuk tut gemiye yüklenecek malzeme sayısı çok insan bir gemi gibi rotayı çiz hedefi belirle rotasız hedefsiz gemi kaybolur Anne ve babasına karşı iyi davranan bir kimse idi, zorba ve isyankâr değildi. Doğduğu gün, öleceği gün ve dirileceği gün ona selam olsun. Meryem Suresi Fincan Ali anne ve babasına öf demeyen babası oğul sana ekmek parası bakkal hüseyin amcandan iki ekmek al gel dediği zaman onu ikiletmeyen 15 inde bir yiğit anaya babaya öf demeyenlere selam olsun Korkut
Edebiyat
American Book Review dergisi, 100 romanın başlangıç cümlesi
Bütün yazarların korkularındandır başlangıç cümleleri. En iyisini yakaladığınızda, gerisi kolay gelir. Yoksa sorun bitmez. 1. Bana İsmail deyin. —Herman Melville, Moby-Dick (1851) 2. Evrensel olarak kabul görmüş bir gerçektir ki, iyi bir servete sahip bekar bir erkeğin mutlaka bir eşe ihtiyacı vardır. —Jane Austen, Gurur ve Önyargı (1813) 3. Gökyüzünden bir çığlık yükseliyor. —Thomas Pynchon, Gravity's Rainbow- Yerçekiminin Gökkuşağı(1973) 4. Yıllar sonra, idam mangasının karşısına dikildiğinde, Albay Aureliano Buendía, babasının onu buzu keşfetmeye götürdüğü o uzak öğleden sonrasını hatırlayacaktı. —Gabriel García Márquez, Yüzyıllık Yalnızlık (1967; çev. Gregory Rabassa) 5. Lolita, hayatımın ışığı, kasıklarımın ateşi. —Vladimir Nabokov, Lolita (1955) 6. Mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin ise kendine özgü bir mutsuzluğu vardır. —Leo Tolstoy, Anna Karenina (1877; çev. Constance Garnett) 7. Eve ve Adam'ın yanından geçen nehir akıntısı, kıyıdan körfezin kıvrımına kadar, bizi Howth Kalesi ve çevresine rahat bir dolaşım yoluyla geri getiriyor. —James Joyce, Finnegans Wake- Finneganın Vahı (1939) 8. Nisan ayının parlak ve soğuk bir günüydü ve saatler on üçü vuruyordu. —George Orwell, 1984 (1949) 9. Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem bilgelik çağıydı, hem aptallık çağıydı, hem inanç çağıydı, hem de kuşku çağıydı, Aydınlık mevsimiydi, Karanlık mevsimiydi, hem umut baharıydı, hem de umutsuzluk kışıydı. —Charles Dickens, İki Şehrin Hikayesi (1859)
Kitap Simyacıları
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nisan Ayında Okuduklarım ✨ 1- Hakan Günday - Azil - 7/10 2- Sinan Akyüz - Bana Sırtını Dönme - 5/10 3- Daniel Keyes - Algernon'a Çiçekler - 9/10 4- Osamu Dazai - İnsanlığımı Yitirirken - 8/10 5- Ahmed Mithat Efendi - Çengi - 10/10 6- Ahmet Altan - Bir Hayat Bir Hayata Değer - 4/10 7- Orhan Kemal - Cemile - 7/10 8- Ömer Seyfettin - Kaşağı - 7/10 9- Ömer Seyfettin - Falaka - 7/10 10- Safvet Nezihi - Zavallı Necdet - 7/10 11- Anton Çehov - Vişne Bahçesi - 7/10 12- Ahmet Mithat Efendi - Dolaptan Temaşa - 10/10 13- Sebahattin Ali - Kağnı & Ses - 7/10 14- Peyami Safa - Yasemin Dalları - 9/10 15- Albert Camus - Düşüş - 7/10 16- Namık Kemal - Vatan Yahut Silistre - 9/10 17- Mehmet Rauf - Genç Kız Kalbi - 8/10 18- Dostoyevski - Dürüst Hırsız - 8/10 - sesli kitap 19- Dostoyevski - Bay Proharçin - 7/10 - sesli kitap 20- Bernard Malamud - Kiracı - 7/10 21- Harriet Beecher Stowe - Tom Amca'nın Kulübesi - 6/10 22- Oğuz Atay - Tutunamayanlar - 8/10 ✨ 4130 sayfa
Okuma Listem
DÜNYA EDEBİYATI 📚 *HOMEROS İlyada Destanı ✓ Odysseia Destanı ✓ *DANTE ALİGHİERİ Yeni Dünya✓ İlahi Komedya✓ *LEV NİKOLAYEVİC TOLSTOY Çocukluk & Gençlik &İlk Gençlik✓ Sivastopol Serisi✓ Kafkas Tutsağı ✓ Savaş ve Barış✓ İnsan Ne ile Yaşar ?✓ İvan İlyiç'in Ölümü✓ Anna Karenina✓
Ad Koymak - Lakap - Soyadı Hepimiz Dede Korkut'un "Boğaç Han" hikâyesinden, Eski Türklerde çocuklara adlarının bir beceri gösterdikten sonra konulduğunu biliriz. Ad koymanın tarihi bize inanç yüklü bir dünyadan seküler bir dünyaya geçiş sürecini göstermektedir. Bir insanın veya eşyanın adı onun özüne ilişkin bir nitelik olarak görüldüğünden, konulacak adla o adi taşıyacak" kişinin uyum göstermesi gerekir. Birçok klanda ölen kişinin ruhuyla doğan çocuğun ruhu şad olsun manasında bağlantı kurulduğundan, doğan çocuğun akrabalık derecesi ve doğum zamanına göre konulabilecek ad listesi oldukça daralmakta, bazen bütünüyle bilinir olmaktadır. Erkek çocuklara büyükbabanın adının konulması Anadolu'da oldukça yaygın bir gelenektir. Bazen konulan adda yanlış yapıldığında çocuk hastalanmakta, adı taşıyamamakta ve ağır gelen ad değiştirilmedikçe iyileşmemektedir. Ad, kişinin niteliğine ilişkin bir bilgi içerdiğinden, olası düşmanlarca bilinmesi sakıncalı durumlar yaratabilir. Çünkü birine büyü yapabilmenin kapılarından biri adını bilmektir. Hamaset edebiyatında, filmlerde duyulan "Yiğidim, adını bağışlar mısın?" sorusu, kabaca ünsalma, taninıp tanınmama konusu değil, kendi hakkında önemli bir bilginin yabancı biri tarafindan öğrenilmek istenmesinin hoş karşılanmayabilmesinden kaynaklanmaktadır. Dursun, Durmuş, Satı, Satılmış, Hediye, Omür, Yaşar gibi adlar çocuk ölümlerine karşı tedbir olarak konulan adlardır. Bebekleri ölen aileler, bu adları tercih ederek, ad büyüsü yapmaktadırlar. "Satmak" kökünden türetilen adlarda, bebeğe musallat olan kötü ruhları, bebegin o aileye ait olmadiğına, başkasına satildığına inandırarak kandırma hilesi yatmaktadır. Bazı yörelerde bebek, "satıldıği" yeni anasının eteklerinin altından geçirilip yakasından çıkartılarak satma işlemi, gerçekte doğurma
Tarih
Okumalık kitap önerilerim
rastgele, herhangi bir sıralama yapmadan, sevdiğim kitaplardan bazılarını aşağıya bırakıyorum. hepsini buraya sığdırma şansım tabii ki yok, fakat görüp merak edip, okumak isteyen olursa diye kendi yorumlarımı da ekledim. yabancı - albert camus ilk kez bunalımlı bir liseli ergenken okuduğumda, meursault karakterinin fikirlerini kendime o kadar yakın bulmuştum ki, sonradan belki başka bir karaktere bürünsem de, bu benzerliği her anımsadığımda kendime bir durup bakarım. tabii sonradan tekrar okuduğumuzda daha iyi anladık, camus abinin dünya görüşü liseli bir ergenin gündelik bunalımlarına indirgenemeyecek kadar derin, felsefik... socrates'in savunması - platon devlet'i de çok severim; totaliter bir yönetim biçimini savunsa da, socrates'in iflah olmaz sorgulamalarına, manyakötesi bilgeliğine tavım. yalnız birisi karşıma gelip her söylediğim fikrime karşı emin misin, peki iyilik nedir, tamam iyi hoş güzel dedin de peki bu dediğime ne diyeceksin filan dese ağzının ortasına bir tane vururum gibime geliyor. socrates'in savunması ise bambaşka. savunduğu düşüncelerini son nefesine kadar aynı bilgelikle, aptala anlatır gibi anlatarak ve ölümden zerre korkmadan cesurca son nefesini vermesi beni hep etkilemiştir. bilinmeyen adanın öyküsü - jose saramago insanın anlam arayışıyla ilgili harika bir kitap. kısacık, 15 dakikada okunabilir. kendimizi, kendimizin dışına azıcık çıkmadıkça bulamayacağımızı ve benliğimizi keşfedemeyeceğimizi anlatıyor. bir nevi uzaklarda arama, çünkü sen içimdesin felsefesi. fakat o kadar tatlı ki... aylak adam - yusuf atılgan anlattığı kadar anlatış tarzı da fevkalade olan bir kitap. türk edebiyatının ilk postmodern romanlarından. sonrasında birçok benzerini okuduk ama bunun tadı hep bir başkaydı... ahmaklığın devrik hali - david foenkinos neden
Edebiyat