Lisenin, ilkokuldan en büyük farkı öğretmenlerin çokluğuydu. Mösyö Bernard her şeyi bilir, her bildiğini de aynı biçimde öğretirdi. Lisede, hocalar konularla, yöntemler de insanlarla değişiyordu. Karşılaştırma olanaklı oluyor, yani insanın sevdikleriyle hiç sevmedikleri arasında seçim yapması gerekiyordu. Bu açıdan, bir ilko- kul öğretmeni daha çok babaya yakındır, neredeyse tümden yerini tutar onun, onun gibi kaçınılmazdır, zorunluluğun bir parçasıdır. Öyleyse kendisini sevip sevmeme sorunu gerçekten atılmaz ortaya. Çoğu kez sevilir, çünkü insan kesinlikle ona bağlıdır. Ama çocuk bir de sevmeyecek ya da az sevecek olursa, bağımlılık ve zorunluluk gene de kalır, bunlar da biraz aşkı andırır. Lisede, tersine, öğretmenler aralarında bir seçim yapma olanağı bulunan amcalar, dayılar gibiydi
"Albert amca, ne... ne planlıyorsun?” “İntikam, tatlım. O adam ailemizin katliamının arkasındaki dehaydı.”
Amcamın Kirill’e ateş açmasını dehşetle izledim.
Sayfa 375 - Sasha & Albert amcasisisisi·Kitabı okudu
Albert Einstein (1879 -1955)
Albert Einstein, Güney Almanya'nın Ulm kentinde dünyaya geldi. Küçük bir elektrokimya fabrikasının sahibi olan babası, başarılı bir iş adamı değildi. Annesinin dünyası mü-zikti; özellikle Beethoven'in piyano parçalarını çalmak en büyük tutkusuydu. Aile Musevi kökenliydi, dinsel bağnaz-liktan uzak, açık görüşlü, kültürel etkinliklerle zengin bir yaşam içindeydi. Ne var ki, çocuğun ilk yıllardaki gelişimi kaygı vericiydi. Özellikle konuşmasındaki gecikme aileyi telaşa düşürmüştü. Albert, içine kapanıktı; çocukların arasına katılmaktan, oyun oynamaktan hoşlanmıyordu. Okulu sıkıcı buluyor, ezbere dayanan eğitim disiplinine katlanamıyordu. "Gimnazyum"da geçen ortaögrenimi mutsuz ve başarısızdı. Mühendis amcasının özel ilgisi olmasaydı, belki de öğrenimden tümüyle ko-pacaktı. Amca, yeğenine cebir ve geometriyi sevdirdi. Albert'i özellikle geometri büyülemiş gibiydi. Einstein, yıllar sonra amcasına borcunu şöyle dile getiirir.
“Çocukluğumda yaşadığım iki önemli olayı unutamam. Biri, beş yaşımda iken amcamın armağanı pusulada bulduğum gizem; diğeri on iki yaşımda iken tanıştığım Öklid geometrisi. Gençliğinde bu geometrinin büyüsüne girmeyen bir kimsenin, ileride kuramsal bilimde parlak bir atılım yapabileceği hiç beklenmemeli!"
Münire ERDEN / Farklı Çoçuklarda Okul Başarısı Klavuzu, s.64 - Arkadaş Yayıncılık