sen de dudaklarını boyadığın zaman orlean düşesi
ben hangi filme gitsem sonunda ölüyorum
bu şehrin en büyük yanlışı galata kulesi
onu cinnet çarşısı'nda bile hiç kimse sevmiyor
ben demek burda değilim ben artık yoğum
bütün buluşmalarımdan tekrar vazgeçilmiş
çünkü beni bir yerde baudelaire bekliyor
yepyeni şiirler yazmış ambalâj kâğıdlarına
sıcak bir yağmur akıyor yeşil saçlarından
Böyle kafam sanki bedenime ağır geliyor, o kadar yorgun ki düşüncelerim, bedenim, yaralarım. Niye sürekli eksiliyor gibi hissediyorum? Sanki hiç tamamlanamayacak gibiyim. Sanki hiç umut yok da ben debelenip duruyor gibiyim. Çırpınıyorum çırpınıyorum görmüyorlar görünmez olmuşum hiçbir anlamı yok! Nefessiz kalmışım kapatmışlar sanki beni o küçücük odaya da çıkamayacakmışım gibi.
Bazen, sessiz sedasız kendi savaşımı vermek için çabalıyormuşum gibi geliyor. Sanki ben dursam, kimse niye durdun demeyecek gibi geliyor, yani sanki .. yapayalnız hissediyorum. Yine. Yapayalnız. Hiç kimsesiz. Tutunacak bir şeyler arıyor gibi hissediyorum bir de… bir bebeğin bakışına gülüşüne, bir kedinin sırnaşışına, bir insanın teşekkürüne, her gün doğan güneşin güzelliğine ve ardından gökyüzünün pes etmeden mavisini gösterişine, güneş ışınlarını yüzüme değişine, rüzgara, bir kuş uçuşuna… tutunmak istiyorum evet