Yanıyor, satılıyor, çalınıyor, tükeniyor... Ruhlar emiliyor, düşünceler çürütülüyor, düşünmek de yasaklanıyor, konuşmak zorlaşıyor, zaten artık konuşasın da gelmiyor... Umutlar tükeniyor, gelecek düşünülemiyor, istekler bitiyor, çünkü önemini yitiyor, her şey... Hiçbir şeyin bir önemi kalmıyor. Zorlaşıyor, işkence haline geliyor yaşamak. Istırap haline geliyor. Borçlu hissettiğin Atan'a saygından pes ettim diyemiyorsun, gitsen olmaz, zaten istesen de gidemezsin... Memleketim yanıyor, memleketten geriye hiçbir şey kalmıyor... Onu şu zamanlara sürükleyen cahillikten başka.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Saçmalama Hikmet. Gecekondu değil, üç katlı ahşap bir ev. Bana, saçmalama diyemezsiniz albayım; emekliye ayrıldığınızdan beri kaç yıl geçti, karşınızda emireriniz yok.
( İyi, iyi; bunların hepsini Hüsamettin Albayıma söylerim. Mezar taşıma yazdıramam ya bu kadar şeyi. Söyle evladım, diye teselli ederdi annem beni. Söyle de içine hicran olmasın. Hicran oldu anne. )
Gençlere akıl veririm. Çünkü ben tek başıma her tarafa yetişemem. ( Yarın gidip bunları albaya anlatmalı. Çocuk gibi sevinir artık. ) ÇÜNKÜ BENİ İÇLERİNE ALMADILAR. ( Bunu karıştırma şimdi. ) Çünkü başlangıçta beceriksizdim. ( Sonunda. )