Oysa bir konuşmasında onun yakın birkaç dostuna bir sır gibi fısıldadığı şu sözler boşuna değildi. “Kim bilir insanlara kötü örnek olurum korkusuyla, yaşamı incitirim endişesiyle yaşamıyor gibiyim. Eşyayı, zamanı ve insana verilen her şeyi az ve kanaat içinde kullanıyorum. Bir insanı hayal kırıklığına uğratırım korkusuyla insanlarla fazla görüşmüyorum. Tüm bu sıra dışılığım ve anlamsızlığımla kendimi ödüllendiriyorum belki de. Belki de cezalandırıyorum. Hayatta hepimiz bir güzel söz, bir bakış bir dokunuş için ömrümüzü tüketmiyor muyuz? Sayısız kadın bir iltifata ömrünü bağışlamıyor mu? Sırf bu küçük şeyler için bir ömür acılara, hakaretlere katlanmıyor muyuz? Hepimiz yıllarca hiç gerçekleşmeyecek korkuları beklemiyor muyuz? Yığınlara bakıyorum da kendilerini bile bulamamışken O’nu bulduklarını zannediyorlar. Ne büyük cahillik.”