Böyle zamanlarda köşedeki sehpaya gözü ilişir, onu gıpta ve hasetle izlerdi. Farklı boyları iç içe geçen bu sehpa gibi bazı eşyalar, bir fikrin, idealin uygulaması, cismi gibiydi. Bütünlüğün çok saf ve basit bir simgesi olan o sehpanın mucizevi rahatlığına özenir, tıpkı onun küçükten büyüğe doğru iç içe birleşip nihayetinde sarih bir tamlık arz eden varlığı gibi o da ruhundaki sıkıntıyı yapan apayrı sesleri iç içe geçirip bir köşeye koymak, kendinden bütün ve rahat bir Salih yapmak isterdi.